12 Ağustos 2009

BÜYÜK MENDERES HAVZASI KARAKTERİZASYON RAPORU VE ÖNLEMLER PROGRAMI YAYIMLANDI

"Türkiye'de Su Sektörü İçin Kapasite Geliştirilmesi" adlı Proje kapsamında pilot bölge ilan edilen Büyük Menderes Havzası için hazırlanan taslak Karakterizasyon Raporu ve Önlemler Programı açıklandı.
Denizli'de yapılan toplantıda Projenin Yerleşik Eşleştirme Danışmanı Sn Henk STERK tarafından açıklanan Rapor ve Önlemler Programı, Havzanın karakterizasyon raporunu, önemli su konularını, baskıları ve etkiler ile sorunlara çözüm teşkil edecek taslak önlemleri içeriyor.Rapora göre, Havzada noktasal kaynaklı baskılardan endüstriyel tesisler ile kentsel kaynaklar Denizli ve Aydın'da yoğunlaşıyor.

Buna göre, Büyük Menderes Havzasında noktasal ve yayılı kaynaklar ile hidro-morfoloji konularında 68 önlem belirlendi.Büyük Menderes Havzasında 2015 yılına kadar toplam su talebinin yaklaşık olarak iki katına çıkacağı belirtilen açıklamada, 2015 ve 2027 dönemleri için ayrı ayrı yapılan risk projeksiyonlarında havzanın genel olarak risk altında olduğu ortaya konuldu. Buna karşılık mevcut ve yürürlüğe konulacak önlemler için 2015 yılına kadar 1 Milyar TL'ye ve 2027'ye kadar da 1 Milyar TL'ye daha ihtiyaç duyulduğu belirlendi.

Raporun ve Önlemler Programının hazırlanmasında, Büyük Menderes Platformu'nun katkılarından da yararlanıldığı belirtildi.

Önlemler Programı:

Noktasal Kaynaklarla İlgili Önlemler

1. Mayıs 2009 itibariyle tüm sanayi kollarının Atık Su Arıtma Tesislerini kurup işletmeye alması
2. Tüm sanayilerde çevre uzmanlarının görevlendirilmesi
3. Tüm sanayilerde atık su arıtma için mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması
4. Sanayi bölgelerinde ileri arıtma tesislerinin kullanılmasının temin edilmesi
5. Endüstriyel Atık Su Arıtma Tesislerinde çalışan personelin eğitimi (bilgilendirilmesi)
6. Nüfusu 2000’den fazla olan yerleşimler için Kentsel Atık Su Arıtma Tesislerinin inşa edilmesi
7. Nüfusu 2000’den az olan yerleşimler için uygun arıtma seçeneğinin kullanılması
8. Hassas alanlarda ileri arıtması olan Atık Su Arıtma Tesislerinin yaygınlaştırılması
9. Kentsel Atık Su Arıtma Tesislerindeki personelin eğitimi (bilgilendirilmesi)
10.Endüstriyel ve kentsel Atık Su Arıtma Tesislerinde denetimler yoluyla yasaların uygulanmasını geliştirme
11.Deri sanayiinden gelen atıksular için ileri arıtma tesislerinin kurulması
12.Tekstil sanayiinde kullanılan hammaddelerin değiştirilmesi
13.Tekstil sanayiinde kullanılan suyun geri kazanımı
14.Deri sanayilerinin organize sanayi bölgelerine taşınması
15.Sanayiler için kirlilik azaltma planlarının hazırlanması
16.Kirlilik azaltma planlarının uygulanması
17.Zeytinyağı sanayilerinin organize sanayi bölgelerinde toplanması
18.Yüzey sularına arıtılmış atık su deşarjı için lisans verilmesi
19. Jeotermal suların arıtılmasını veya reenjeksiyonunu teşvik etme
20.Eskiden vahşi depolama için kullanılan alanların rehabilitasyonu
21.Yeni düzenli katı atık depolama alanların inşası
22.Arıtılmış atık suların tarımda yeniden kullanımı
23.Taşocakları ve madencilikten doğan kirliliğin azaltılması
24.Zeytinyağı sanayiinde üç fazlı sistemden iki fazlı sisteme geçiş
25.Zeytin karasuyunun gübre olarak tarımda kullanılması

Yayılı Kaynaklarla İlgili Önlemler

1.Çiftçilerin iyi tarım uygulamaları konusunda eğitilmesi (su, suni ve hayvansal gübre, pestisitler)
2.Denetçiler yoluyla kanunların uygulanması (su, suni ve hayvansal gübre, pestisitler)
3.Hayvansal gübre yönetiminin geliştirilmesi
4.Hassas bölgelerde suni gübre kullanımının kısıtlanması
5.Yer altı suyu koruma alanları ve içme suyuna yönelik yüzey suları etrafında koruma alanlarının oluşturulması
6.Tüm içme suyu kuyuları etrafında koruma alanlarının oluşturulması
7.Su yolları boyunca tampon şeritler oluşturulması
8.Drenaj sularının nehirlere deşarjından önce toplanıp arıtılması
9.Yeni hayvan yetiştiriciliği isletmeleri için hayvan yetiştiriciliği sanayi bölgelerine teşvik sağlanması
10.İçme suyu alanları ve barajları etrafında organik tarımın desteklenmesi
11.Baraj gölleri dışındaki alanlarda da organik tarımın yaygınlaştırılması
12.Pestisitlerde zincir yönetiminin geliştirilmesi (ithalat, üretim, dağıtım ve rezidüler)
13.Nitrat Direktifi’nin uygulanması için kurallar geliştirilmesi (eşleştirme projesi)
14.Nitrat Direktifi politikalarının uygulanması
15.Toprak verimlilik analizleri için sübvansiyonlar
16.Korunan / hassas alanlarda nütrient hassasiyetinin incelenmesi
17.Denetçiler aracılığıyla içme suyu kuyuları için koruma alanı olarak belirlenen yerlerde kanunların uygulanması
18.Kirleticilerin atmosferik birikiminin azaltılması

Hidromorfolojik önlemler

1.Pilot yağmur suyu hasadı uygulamaları
2.Sanayilerde su sayaçlarının kullanılması
3.Sanayilerde hacme dayalı su fiyatlandırmasının başlatılması
4.Çevresel akısın başlatılması
5.Açık kanal sulama sisteminden kapalı basınçlı sulama sistemine geçiş
6.Drenaj sularının yeniden kullanılması
7.Yeraltı suyu sulama kuyularından yapılan su çekimlerini kontrol etmek için su sayaçlarının kullanılması
8.Tarımda hacme dayalı su fiyatlandırmasının başlatılması
9.Savaklarda balık geçitlerinin oluşturulması
10.Barajlarda balık geçitleri / asansörleri
11.Rezervuarlardaki buharlaşmayı azaltmak için bazı maddeler kullanılması
12.Yüzey sularından yapılan kaçak çekimlerin envanterinin oluşturulması
13.Kaçak kuyuların envanterinin oluşturulması
14.Kuyuların kaydının geliştirilmesi ve haritalanması
15.Yeraltı sularının ve bunların yüzey sularıyla etkileşiminin hidrojeolojik analizi
16.Tahsis edilen su kaynakları ile bitki deseninin eşleştirilmesi yoluyla tarımsal su temininin azaltılması
17.Büyük Menderes için iklim değişikliği senaryolarının çalışılması
18.Yüzey ve yer altı sularından su çekimi için lisans verilmesi
19.Kişi basına düsen su tüketimini azaltmak için bilinçlendirme kampanyalarının düzenlenmesi
20.0çme suyu şebekesindeki kayıpların azaltılması
21.Ekolojiyi geliştirmek için uygun hidro-morfolojik önlemlerin belirlenmesi

6 Mart 2009

SON NEHİR KURUDUĞUNDA…

Tarık Barbaros PİLEVNE

DOÇEV - Doğa ve Çevre Vakfı
Vakıf Müdürü

Dünyamız, doğal kaynakların yanlış kullanımı ve ekosistemlere verilen zararlar nedeniyle tehlikede. Mavi gezegenimiz, endüstri devriminden bu yana sürmekte olan olumsuzlukların ve hızla artan insan nüfusunun baskısı altında.

Atmosferdeki metan gazı iki katına, arsenik, cıva, kurşun ve çinko emisyonları doğada bulunması gereken oranın üç katına çıktı. Suyumuz, havamız, toprağımız kirlendi. Ormanlarımız tahrip oldu. Tüm canlıların yaşam alanları bozuldu, daraldı. Varılan bu noktada, geleceğimizi ve umutlarımızı karartan tehdidin boyutlarını görebiliyoruz.
Ancak yaşamın olduğu yerde umut, umudun olduğu yerde ise insan var. Bu kötüye gidişi engelleyebilmek için, doğanın ürettiğinden fazlasını tüketmemeli, verebileceğinden fazlasını almamalıyız. Bu yoldaki talep ve önerilerimiz, geçmişe özlem duymak veya geriye dönüş değildir. Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri, sürdürülebilir yaşam ilkeleri ile çelişmiyor. Kalkınmanın amacı, toplumsal yaşam kalitesini artırmaktır. Ekonomik büyüme ise kalkınmanın temel unsurudur. Ancak salt gelir artışı olarak tanımlanan ekonomik büyüme, tek başına amaç olmamalı. Amaçlarımız arasında dengeli ve eğitimli bir topluma ulaşmak, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamak da yer almalıdır. Yaşamın sürdürülebilirliğini sağlamak için, tüm değerler sistemlerimizi ve davranış kalıplarımızı gözden geçirmeliyiz.

Su, yaşamın temel unsurudur. Yeryüzünün % 70’i suyla kaplı olmasına karşın, bunun % 97’si denizlerde, % 2’si kutuplarda ve ancak % 1’i kullanılabilir niteliktedir. Giderek büyümekte olan su krizinin kalbi, tatlı su kaynaklarının nitelik ve niceliğiyle bağlantılıdır. Dünya üzerinde bir buçuk milyar insan yetersiz, iki buçuk milyar insan ise sağlıksız su kullanmaktadır. Endüstriyel gelişmeler de tatlı su kaynaklarına bağımlıdır. Su kaynaklarının azalmasının, zarar görmesinin topluma yükleyeceği ekonomik ve kültürel bedelleri olacak ve artan bir maliyet olarak karşımıza çıkacaktır. Doğal su döngüsünün ve buna bağlı olan tatlı su kaynaklarının korunması, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur.
Türkiye’de son kırk yıl içinde milyonlarca dekar sulak alan çeşitli nedenlerle yitirildi. Kullanılabilir su varlığımız, yer altı suları da dahil olmak üzere, 110 milyar m3’tür. Tuna nehrinin her yıl Karadeniz’e bu miktarın iki katına yakın su boşalttığı göz önüne alınırsa, bilinenin aksine su kaynakları yönünden çok zengin bir ülke olmadığımız anlaşılacaktır.

Büyük Menderes Nehri, Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyudur ve Büyük Menderes Havzası’nın ana sulama kaynağıdır. Afyon İli, Dinar İlçesi, Suçıkan Mevkii’nde doğar. Denizli, Nazilli, Aydın ve Söke Ovaları’nı besleyip 560 Km. uzunluğundaki yolculuğunu Söke İlçesi Dipburun Mevkii’nde Ege Denizi’ne dökülerek tamamlar. Denizli İli, nehrin yukarı havzasında yer alır.

Büyük Menderes Havzası, Türkiye’nin tarımsal potansiyeli yüksek alanlarındandır. İçbatı Anadolu’dan Ege Denizi kıyılarına dek uzanan bu ovalarda pamuk, sebze ve meyve gibi çok çeşitli ürün deseni mevcuttur. Büyük Menderes Havzası, sahip olduğu ekolojik özellikler nedeniyle, Ege Bölgesi ve Türkiye tarımına önemli katkılarda bulunur. Havzanın Türkiye alanına oranı % 3,5 dur. Sınırları içinde Denizli, Aydın, Uşak il merkezleri yer alır. Tarihte Meandros ırmağı kıyıları olarak bilinen, bağrında bir çok antik uygarlığı yaşatan bu verimli topraklar; Laodikya, Collossea, Hierapolis, Afrodisias gibi tarih ve kültür miraslarını da barındırır.

Büyük Menderes Nehri; kanalizasyon sularının, evsel atık suların arıtılmadan nehir ve kollarına verilmesi, sanayi kuruluşlarından kaynaklanan endüstriyel atık sular, aşırı ve yanlış kimyasal gübre-pestisit kullanımıyla kirletilmektedir. Havzaya kuş bakışı bakıldığında, arazi kullanım tasarımlarının yetersizliği ve nüfus artışları ile yaşam dengelerinin bozulmasının etkileri görülür. Büyük Menderes’e, teknolojik, evsel ve kentsel atıkların deşarj edilmesi, milyonlarca yılda oluşan ekolojik dengelerin birkaç on yılda bozulması sonucunu getirmiştir. Denizli, Uşak ve Aydın illerinde, Büyük Menderes Nehri’ne atık sularını arıtmadan savaklayan endüstri kuruluşları mevcuttur. Aşağı havzalarda ise kirlilik daha da yoğunlaşmakta ve nehir ekosistemi yok olmak üzeredir.
Genel anlamda toprak kirliliği, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenlerle doğal yapısından uzaklaşarak, kendinden beklenen sağlıklı ve kaliteli ürün verme yeteneğini kaybetmesi olarak tanımlanabilir. Belirtilen kirlilik etmenleri Büyük Menderes havzasının verimli topraklarını etkilemekte ve bozunmaya yol açmaktadır. Denizli' de tarıma ayrılan alanlar, genel alanın % 33’üdür. Bu alanların % 85'i üstün nitelikli arazi sınıfındadır. Toprak verimlilik düzeyi Türkiye ortalamasının üzerindedir.

Görülen o ki, tarım ve sanayi üretiminin özlenen düzeyde gerçekleşmesi, çevresel dengelerin korunduğu, akılcı ve işlevsel bir süreci zorunlu kılıyor. O halde kendi çöplüğümüzde boğulmadan, son ağaç kesilmeden, son nehir kurumadan çocuklarımıza daha temiz ve sağlıklı bir dünya bırakabilmek için Büyük Menderes’e sahip çıkalım.

Tarık Barbaros Pilevne