<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584</id><updated>2012-01-18T17:28:10.903+03:00</updated><category term='Aydın'/><category term='agriculture'/><category term='conservation'/><category term='büyük menderes'/><category term='doğa'/><category term='development'/><title type='text'>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</title><subtitle type='html'>Büyük Menderes Havzasının sorunlarını ve gündemi konusunda düşünce, görüş ve çözüm yolları üreten Platformumuz, bu konularda entelektüel bir bilgi ve görüş alışverişi merkezi olma amacındadır.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>32</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-3350210639232774253</id><published>2012-01-18T17:21:00.006+03:00</published><updated>2012-01-18T17:28:10.908+03:00</updated><title type='text'>BÜYÜK MENDERES’İN BİTMEYEN ÇİLESİ</title><content type='html'>&lt;A href="http://4.bp.blogspot.com/-PEBr_exUKqY/TxbV5D-fLzI/AAAAAAAAAQ4/loeJp8bA_i4/s1600/Menderes-tasti.jpg"&gt;&lt;IMG style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id=BLOGGER_PHOTO_ID_5698977554780598066 border=0 alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-PEBr_exUKqY/TxbV5D-fLzI/AAAAAAAAAQ4/loeJp8bA_i4/s200/Menderes-tasti.jpg"&gt;&lt;/A&gt; Hiç lafı dolandırmayalım, yağmur yağdı, Menderes taştı. Söke Bağarası ovası göl oldu. Denizli’de taşkın koyunları önüne kattı, götürdü. Haberlere konu olmadı ama sedde yapılmış olan yerlerde de 3-4 yerde seddeler patladı ovaları su bastı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Islah teranesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes feryadı bastı, Menderes ıslah edilsin, dereler ıslah edilsin. 20 yıldır hem Menderes ıslah ediliyor, hem de dereler ıslah ediliyor. Trilyonlar harcandı bu ıslaha. Geçen senelere kadar Çine Barajı bitirilsin, deniyordu. Çine Barajı da bitirildi, Menderes hala taşıyor, hala tarlalar göl..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne ziraat odalarının aklına geliyor, ne yeni DSİ 21. Bölge Müdürümüzün aklına… Acaba bir şeyleri yanlış mı yapıyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yağmur yağdığında Menderes taşıyor, maddi zararlara yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba biz Menderes’e yeterli yer vermiyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı Anadolu’nun en büyük nehrine geçerken bir bakın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki tarafı duvarlarla çevrilmiş, iki sedde arasına kıstırılmış, son santimine kadar tarlaların tehdidi altında, zavallı Büyük Menderes’imizi bir görün…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle büyük, böylesine güçlü ve kadim bir nehir, böyle cendereye sokulmaya çalışılırsa ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sene işte böyle “taşkın” olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Islah ile olmuyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık bunu anlayın ey muhtarlar, ey ziraat odaları… Islah ile olmuyor! Dereleri ıslah edeceğiz diye kanal haline getirince suyun debisini ve gücünü artırıp taşkına yol açıyorsunuz. Büyük Menderes Nehrini daraltıp sedde çekince su aşağı ovalarda büyük bir güçle patlıyor.. Bunu anlamak için mühendis olmaya gerek yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık Büyük Menderes’e hakkı olan yeri verme zamanı gelmedi mi? Hem kirlilik için, hem yer altı suları için, hem de doğa için artık nehre daha fazla yer vermemiz gerekiyor. Biraz daha göl, biraz daha sulak alan, biraz daha anlayış göstermemiz gerekiyor. Artık Büyük Menderes’in doğal taşkın yatağını işgal etmekten vazgeçmeli ve geri çekilmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes bizden önce de buradaydı, antik devletler ona Meandros adını vermeden önce de buradaydı. Biz pamuğu, darıyı, domatesi öğrenmeden önce de o buradaydı. Biraz daha saygı göstermenin zamanı gelmedi mi? Büyük Menderes’in çilesi ne zaman bitecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;FONT size=4&gt;Islah;&lt;br /&gt;1-Suyun hızını artırır.&lt;br /&gt;2-Suyun toprakla bağlantısını keser,&lt;br /&gt;3-Islah alanında sürtünmeyi azalttığından suyun hızını artırır, mansapta ise hızla gelen su yığılır. Kanal kapasitesinin üzerinde suyun hızla toplanması nedeni ile de taşkına neden olur. Çünkü ıslah yatağı daraltıp, yatağı oluk haline getirme işidir.Yatak daraldığından ve mansapta hız düşüp bu sefer derinlik arttığından oluk kapasitesi her zaman yetersiz kalır,ve su oluktan dışarı taşar. Oluk aynı zamanda yatağın olduğu yerde bir yükselti de oluşturduğundan taşkında oluktan dışarı taşan sular, tekrar yatağa geri de dönemez. Böylece tahribat daha artar.&lt;br /&gt;4-Islahın işe yaramayışının bir nedeni de; taşıdığı sedimantasyonu olukta hızlı akışı nedeni ile yatağa dengeli bir şekilde depo edememesi, en nihayetinde mansapta hız düşünce tüm sedimantasyonun bu alana biriktirmesi ve neticede bu alanlarda zaman içinde baraj gibi bir işleve neden olması nedeni ile yine taşkına neden olmasıdır..&lt;br /&gt;5-Diğer yandan ıslah, suyun toprakla bağlantısını kopardığından toprağın bir önemli bir miktar suyu içinde depo etmesine de engel olmakta, böylece hem mansaptaki kaynakların kurumasına, hem biyolojik yaşama olumsuz etkilerde bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sebeplerle "Islah" bir "taşkın önleme yöntemi" olarak işe yaramadığı gibi hem sucul ekıosisteme çok ciddi zarar verir hatta ortadan kaldırır, hem karasal-sucul floraya ciddi zarar verir, hem de bir bütün olarak ekosistemin devamlılığına tıkaç yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Av.Yakup Şekip Okumuşoğlu&lt;/FONT&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-3350210639232774253?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/3350210639232774253/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=3350210639232774253&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/3350210639232774253'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/3350210639232774253'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2012/01/buyuk-menderesin-bitmeyen-cilesi.html' title='BÜYÜK MENDERES’İN BİTMEYEN ÇİLESİ'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-PEBr_exUKqY/TxbV5D-fLzI/AAAAAAAAAQ4/loeJp8bA_i4/s72-c/Menderes-tasti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-6226929421241898661</id><published>2011-06-14T10:34:00.004+03:00</published><updated>2011-06-14T10:57:26.906+03:00</updated><title type='text'>Tarihi Alhan Hamamını kurtaralım</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-gPfixMMjBI0/TfcQWiD7rEI/AAAAAAAAAQE/7_ISmkqEgpM/s1600/IMG_05.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5617977039454448706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-gPfixMMjBI0/TfcQWiD7rEI/AAAAAAAAAQE/7_ISmkqEgpM/s200/IMG_05.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Ülkemiz toprakları çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış olmasının yanı sıra, Türk kültür ve tarihsel birikiminin de en güzide örneklerini barındırmaktadır. Bu kapsamda değerlendirilebilecek ve Aydın İlimizin kültürel ve turistik değerini artırabilecek olan bir tarihi yapımız da halen ilgi beklemekte ve tarihi eser niteliğinin tanınmasına ihtiyaç duymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yenipazar İlçesi, Alhan Köyünün sınırlarında bulunan tarihi hamam yapısı yıkılmak üzere olup herhangi bir koruma statüsü de bulunmamaktadır. Halen Alhan Köyü içerisinde, bir zeytinlik arazisinde bulunan tarihi hamam yapısı özgün mimarisi ve iç süslemelerinin güzelliği ile Türk sivil mimarisinin güzel bir örneğini teşkil etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu yapının öncelikle tarihi bina/yapı olarak tescil edilmesi, gerekiyorsa sit alanı ilan edilmesi,&lt;br /&gt;daha sonra da aslına uygun olarak restore edilmesi ve vatandaşlarımızın ziyaretine ve turizmin&lt;br /&gt;hizmetine açılması gerektiği düşünülmektedir. Valiliğimizin ve İl Müdürlüğümüzün bu konuya ivedilikle eğilerek gereken ilgiyi göstereceğine inanıyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Platformumuz üyelerinden Sayın Levent Ekizoğlu tarihi hamamı yerinde ziyaret ederek fotoğraflamış ve durumu hakkında Köy Muhtarı Muammer Candan ve köylülerimizden bilgi almıştır. Aşağıda Sayın Ekizoğlu tarafından hazırlanan bilgi notunu sunuyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Alhan Tarihi Hamamı İnceleme Notları&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-xiA3BWlsWuA/TfcTyMMHJJI/AAAAAAAAAQc/vARAiqL5ctI/s1600/IMG_03.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5617980813154395282" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-xiA3BWlsWuA/TfcTyMMHJJI/AAAAAAAAAQc/vARAiqL5ctI/s200/IMG_03.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Tarihi Alhan Hamamı, Alhan Köyü üzerinde bir tepede zeytinlik bir alanda bulunmaktadır. Yapı iki parçalı olup daha önceleri bu iki parçanın şimdiki hamam olan kısmının diğer yapıyla birleşik, birleşik olmasa bile sadece ön duvarı görünen yapının bir eklentisi konumunda olduğu tahmin edilmektedir. Hamam binasının ön planda olmasının nedeni yapının müsatakil bir özelliğe sahip olan kubbeli görüntüsü ve muhtemelen arkada bulunan yapıya nazaran daha uzun süre kullanılmış olmasıdır. Bu düşünceye yörede yaşayan köylüden edindiğimiz yapının geçirdiği revizyon çalışmaları ve koruma gayretleri nedeniyle varıyoruz. Köylü ile yaptığımız görüşmelerde hamamın birçok kez yıkılmaktan ve tahripten korunmaya çalışıldığı, hatta vakıf eseri olduğu anlayışıyla zaman zaman amatör tamiratlar geçirdiğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hamamın halen ayakta kalan dört duvarı içerisinde güneye bakan duvarında muhtemelen içinden su geçen çömlekten yapılmış künkleri ortaya çıkarmak amacıyla delikler açılmıştır. Bu deliklerin yüzeysel kalması duvarın çökmesini engellemiştir. Büyük olasılıkla yapının sağlamlığı, insan eliyle verilen tahribatın derinliğini de kısmen engellemiştir. Binanın en çok tahrip olan tarafı pek tabi kubbeler ve fazlasıyla yıkılmış olan batı tarafıdır. Batı tarafındaki bölümde bulunan bir tesisin de bu yıkımdan dolayı tahrip olduğunu tahmin etmekteyiz. Fakat doğu kısımdaki su boruları ve kendine has mimarisi büyük oranda korunmuştur. Bu korunmanın bir miktar toprak altında kalma ve atmosfer koşullarına daha az maruz kalma sebebiyle sağlandığı anlaşılmaktadır. Fakat esasen de yapının en güçlü bölümü doğuda yer almaktadır. Doğu kısmının iç tarafı zemini yakın zamanda kazılmış ve deforme edilmiştir. Çöken kubbe nedeniyle bozulan duvarlardaki süslemeler ve kabartmalar, bu bölümün hamamın en önemli kısmı olduğunu ortaya koymaktadır. Duvarda bulunan su sarnıcı hamamın su kaynağının bu noktada kontrol altına alındığını göstermektedir. Duvarlarda bulunan ince işçilik ve onca tahribata rağmen bozulmayan sıva, hamam mimarisinin ve inşaat bilgisinin ne denli zengin olduğunu göstermektedir. Orta odada bulunan şu anki giriş kapısı muhtemelen o gün de bu amaçla kullanılmaktaydı. Yapının pencereleri ile giriş kapısının aynı tarzda inşa edilmiş olması bu bölümün avluya açılan bir giriş olduğu fikrini güçlendirmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Her ne kadar aynı avlu içinde bulunuyor olsalar da hamamın inşa tarzı ile arkasında bulunan yapının inşası birbirinden farklı niteliklere sahiptir. Özellikle hizmet amacı doğrultusunda inşa edilmiş hamamın zarif duvarları ve iç mimarisi, inşasının farklı bir tarzda, beklide farklı zamanlarda gerçekleştirildiğini düşündürmektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-EU-OFcLQLXc/TfcT356k7mI/AAAAAAAAAQk/zRek8jDMfW8/s1600/IMG_13.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5617980911328226914" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-EU-OFcLQLXc/TfcT356k7mI/AAAAAAAAAQk/zRek8jDMfW8/s200/IMG_13.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Hamamı incelememiz sırasında konuştuğumuz köylüler hamamdan alınan bazı mermer eklentilerin köy içine taşındığını ve hayvanlara yönelik su içme yeri (yalak) olarak kullanıldığını belirtmişlerdir. Bunun gibi diğer birtakım eklentilerin nereye götürüldüğü bilinmemektedir. Ancak bilinen şey, hamamın su kaynağına giden künklerin tahrip edilmiş olmasına rağmen halen bazı kısımlarının bulunduğu, hatta ağaçlandırma çalışmalarından önce bu künklerin arasına tahrip edilen kısım için köylü tarafından boru döşendiği, söz konusu tesisatın da ağaçlandırma çalışmaları ile bu kez iş makineleri tarafından tahrip edildiğidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alhan Köyünde bir de tarihi bir çeşme yer almaktadır. Zamanla suyunun akmaması ve yapı bitişiğinde kalması nedeniyle kullanılmaz hale gelen bu çeşmenin üzerinde yazan kitabeden Rumi 1177 yılına ait olduğunu anlamaktayız. Çeşmenin zaman içinde gördüğü tamirat ve bakım çalışmaları, mimarisine uygun yapılmadığı için yapının özelliğini büyük oranda yitirmesine neden olmuştur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Alhan Köyü sınırları içinde dağlık alanda yapılan birtakım araştırmalarda, köyün tarihinin daha eskilere uzandığı anlaşılmıştır. Köyün güney tepelerinde yapılan kazılar ve yüzey araştırmalarında bulunan bir takım eserler, bu tepelerin birinde yer alan höyük diyebileceğimiz kalıntıların oldukça güçlü işaretlerini vermektedir. Daha önce yapılan çalışmaların yüzeysel olması yanında, alanda yapılan kaçak kazıların verdiği zarar bölgenin bu değerli tarihi mirasının yeterince ele alınıp hak ettiği ilgiyi görmesini engellemektedir. Oysa höyükte yapılacak bilinçli bir inceleme ve profesyonel bir araştırma pek çok tarihi mirası gün ışığına çıkarma şansını verecektir. Tanık olan yöre halkının verdiği bilgilere göre kaçak kazılarak açılan alanlarda eski dönemlere ait mozaikler ve bir takım çömleklere rastlanmıştır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Levent EKİZOĞLU&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-6226929421241898661?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/6226929421241898661/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=6226929421241898661&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6226929421241898661'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6226929421241898661'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2011/06/tarihi-alhan-hamamn-kurtaralm.html' title='Tarihi Alhan Hamamını kurtaralım'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-gPfixMMjBI0/TfcQWiD7rEI/AAAAAAAAAQE/7_ISmkqEgpM/s72-c/IMG_05.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-5376311837282145118</id><published>2010-08-03T09:41:00.004+03:00</published><updated>2010-08-03T10:03:55.419+03:00</updated><title type='text'>Büyük Menderes Üzerine Bir Karalama</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/TFe8lrJUQnI/AAAAAAAAAPY/Oa2AlaLO3Jc/s1600/ali_altinkaya.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501072825279332978" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 180px; CURSOR: hand; HEIGHT: 187px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/TFe8lrJUQnI/AAAAAAAAAPY/Oa2AlaLO3Jc/s320/ali_altinkaya.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Ali ALTINKAYA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bilgi amaçlı olarak bu yazıyı yazmalıyım dedim. Bizim çocukluğumuzda ne durumdaydı son senelerde ne gözlemledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokula başlamadan önce ve sonrasında, Menderes’ten motorların çektiği su, suyollarında ilerlerken, bu büyük kesitli su yollarında, bıcı bıcı eder dururduk. Biraz gençlik çağına yaklaştığımızda ise büyükler önden, biz küçükler arkadan kıyıya yakın yerlerde gerek yürür gerekse yüzmeye çalışırdık. Suyun temizliğini burada ayrıca değinmeye gerek yok. Mecranın çevresindeki bitki örtüsü, söğütlük, ılgınlık, sazlıklar, kargılar. Bunların içinde çeşit çeşit kuşların, bülbüllerin yuvaları olur. O yıllarda ilaç da kullanılmaz pamuk ziraatinde. &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/TFe83sS3CNI/AAAAAAAAAPg/-2BFt9LkvK4/s1600/IMG_1211.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501073134825441490" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 137px; CURSOR: hand; HEIGHT: 98px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/TFe83sS3CNI/AAAAAAAAAPg/-2BFt9LkvK4/s320/IMG_1211.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu kuşçuklardan sinekçik diye andığımız bülbül, pamuk dalları, yaprakları arasında dolaşır, başını aşağı sarkıtarak, yaprak altlarındaki bit vs. zararlıları toplardı. Kıyı kenarındaki suya sarkan veya suyun üzerinde uzanan dallarda ise yalı çapkınları avını yakalamak için nöbet tutardı. Gördüğünde de tereddüt etmeden burgu gibi suya dalar, daldığı gibi de çıkardı. Suyun bıraktığı taze adacıklarda ise söğüt, ılgın tohumlarından yeni çıkmış fidecikler toprak yüzeyini olduğu gibi kaplardı. Bu adacıklarda kendir işçiliği de yapılır. Yeterli ayrışmaya uğramışsa eğer, kendir demetleri açılır birbirine yaslatılarak kurumaları sağlanırdı. Bu demetler daha sonra toplanarak bahçelere getirilir, konu komşu üşüşür başına. Soyulur o kendirler. Lifleri çiftçiye kalır, talaş dediğimiz kısımları da gelenlerce götürülürdü. Bunlar gerek demet demet damların üzerine konur, gerekse fırın, ocak ateşlemede çıra yerine kullanılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanayileşme arttıkça Menderes’in kirlenmesi de artacaktı. Bunun farkına ilk 1989’da varabildim. Bir iki yıl öncesinde, eylülün ikinci haftalarında Menderes’in içinden suyun oldukça azalmasından istifade ile sıvalık kum ihtiyaçlarını görmek üzere çiftçilerimizin traktörleri batırma pahasına da olsa, römork römork kum çektiklerini görmüştüm. 1989’da biraz daha azaldı suyu Menderes’in. Üveyik avı için bu mecra favoridir. Menderes’in kenarında dolaşmak yeterli gelebilir. İşte böyle bir günde gördüklerim, gözlerimin faltaşı gibi açılmasına yetti. Menderes’in kıyıları, adaların kıyıları aşağı yukarı her 50 cm e denk gelecek sıklıkta balık ölüleriyle donanmıştı. Her yer kaplıydı ölü balıkla. Belli ki bir zehirlenme olayı, toplu katliama dönüşmüştü. İşin sebebini yıllar sonra bir itiraftan öğrendik. Selkim her zaman yaptığı gibi artık kimyasallarını boşaltmış, fakat suyun debisinin düştüğünün farkına varmamışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şekilde taa 2004lere geldik sanırım. Bir traktör gösterimi olacakmış dediler bir firmanın. Doluştuk minibüslere gittik Denizli’nin köylüklerine. Buralara ulaşırken Menderes’in üzerinden kaç kere geçtik köprülerden bilemem ama bunun ne olduğunu sorduğumuzda hep Menderes cevabı alıyordum. Gördüğüm menderes değildi, adeta karaya boyanmış bir su Menderes olamazdı. Ama gerçek buydu işte. Yıl 1969 yer Dinar. Bir mola anında kahvede çay içiyoruz. Gür bir çaydan büyükçe su yatağında delicesine akıyordu önümüzde. Sorduğumuzda Menderes dediler. İşte bu Menderes döne dolaşa geçtiği yerlere bereket bırakıyordu. Ama ya şimdi ? Zehir bırakıyor demek sanıyorum hafif kalacaktır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/TFe_MA1LWpI/AAAAAAAAAPo/BxbUUnJlBkM/s1600/IMG_0134.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5501075682958727826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/TFe_MA1LWpI/AAAAAAAAAPo/BxbUUnJlBkM/s200/IMG_0134.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sadece havza insanının değil, tüm buradan elde edilen ürünleri tüketenler de dahil olmak üzere nesillerinde iz bırakacak sakatlıklara, genetik bozuklukların olabileceğini düşünmek bile; yaptığımız bu çalışmanın ne kadar kutsal olduğunu anlatmaya yeterlidir sanırım. Bırakalım doğanın korunması, taşkın yönetimi vs..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu nedenledir ki, çalışmalarımızı daha bir plan programa oturtma ihtiyacımız var gibi geldi bana. Hani diyoruz ya, uzaktan nasıl görünüyor. İşte bu sorunun cevabı olarak yazma ihtiyacı hissettim. Kolay gelsin. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-5376311837282145118?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/5376311837282145118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=5376311837282145118&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/5376311837282145118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/5376311837282145118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2010/08/buyuk-menderes-uzerine-bir-karalama.html' title='Büyük Menderes Üzerine Bir Karalama'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/TFe8lrJUQnI/AAAAAAAAAPY/Oa2AlaLO3Jc/s72-c/ali_altinkaya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-4430820683748491182</id><published>2010-03-08T10:20:00.006+02:00</published><updated>2010-03-08T10:48:05.054+02:00</updated><title type='text'>TAŞKIN MANZARALARI</title><content type='html'>&lt;div&gt;Büyük Menderes Havzasının aşağı kesimlerinde bu yıl etkili olan yağışlar ve sonrasında Adıgüzel ve Kemer Barajlarından su bırakılması sonucunda Aydın İlil genelinde 195 bin 500 dekar ekili ve dikili alan sular altında kalarak zarar görmüştür. Zarar tespiti Aydın Ziraat Odası tarafından yapılmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mesele unutulmadan bazı fotoğraflarla durumun tespit edilmesi gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Öncelikle gerek taşkından önce riskin tespiti ve yapılması gerekenler anlamında, gerekse taşkının gerçekleşmesinde taşkın yönetiminde hem teknik açıdan, hem de yörede yaşayan vatandaşların, ilgili kurum ve kuruluşların bilgilendirilmesi açısından eksiklikler yaşandığı belirtilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Taşkın ve baraj sularından etkilenen Bozdoğan, Nazilli, Atça, Yenipazar, Sultanhisar, Aydın, Koçarlı, İncirliova, Söke ve Didim'de herhangi bir bilgilendirme çalışması yapılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Taşkından etkilenen üreticilerin yapması gerekenler konusunda sistemli bir çalışma halen yapılmamıştır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bundan sonraki yıllarda aynı riskin ortadan kalkmayacağı hatırda tutulduğunda, üreticilerin gelecek yıllara ilişkin bir öngörü sahibi olması, taşkın riskinden hangi aşamada ve ne düzeyde haberdar olacakları hususu belirgin değildir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Büyük Menderes Nehri kütlesinde yapılan ıslah çalışması ve seddelerin yapımını izleyen iki yağışlı yılın ikisinde de tarımsal zararları önleyemediği anlaşılmıştır. Seddelerin yerleşim yerleri ile ilgisi olmadığından dolayı yerleşim yerlerinde meydana gelebilecek selleri önleme amacı ve böyle bir fonksiyonu da bulunmamaktadır. Amacı tarımsal zararları önlemek olarak ifade edilmiş olan ıslah çalışması ve sedde inşasının amacına ulaşmadığı görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aşağıda taşkın fotoğrafları yer almaktadır. Fotoğraflar Büyük Menderes Platformu Y.K.Ü. ve Yenipazar Avcılar Kulübü Başkanı Ali Altınkaya tarafından çekilmiş olup ancak kaynak gösterilerek kullanılabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Büyük Menderes Nehrinde taşkın&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S3yTkKbeI/AAAAAAAAAOw/DCTv0mcp7tQ/s1600-h/menderesin+taÅŸÄ±rÄ±lma+fotoÄŸraflarÄ±+002.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446179924271066594" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S3yTkKbeI/AAAAAAAAAOw/DCTv0mcp7tQ/s320/menderesin+ta%C5%9F%C4%B1r%C4%B1lma+foto%C4%9Fraflar%C4%B1+002.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S4higlTfI/AAAAAAAAAO4/jKdFgRoG3bk/s1600-h/menderesin+taÅŸÄ±rÄ±lma+fotoÄŸraflarÄ±+001.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446180735736434162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S4higlTfI/AAAAAAAAAO4/jKdFgRoG3bk/s320/menderesin+ta%C5%9F%C4%B1r%C4%B1lma+foto%C4%9Fraflar%C4%B1+001.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S4uXjAlmI/AAAAAAAAAPA/EkXow6Kp0EI/s1600-h/menderesin+taÅŸÄ±rÄ±lma+fotoÄŸraflarÄ±+006.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446180956132120162" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S4uXjAlmI/AAAAAAAAAPA/EkXow6Kp0EI/s320/menderesin+ta%C5%9F%C4%B1r%C4%B1lma+foto%C4%9Fraflar%C4%B1+006.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S5oES3_VI/AAAAAAAAAPI/PPO-6GcLuGY/s1600-h/menderesin+taÅÄ±rÄ±lma+fotoÄraflarÄ±+013.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446181947396586834" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S5oES3_VI/AAAAAAAAAPI/PPO-6GcLuGY/s320/menderesin+ta%C5%9F%C4%B1r%C4%B1lma+foto%C4%9Fraflar%C4%B1+013.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-4430820683748491182?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/4430820683748491182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=4430820683748491182&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/4430820683748491182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/4430820683748491182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2010/03/taskin-manzaralari.html' title='TAŞKIN MANZARALARI'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5S3yTkKbeI/AAAAAAAAAOw/DCTv0mcp7tQ/s72-c/menderesin+ta%C5%9F%C4%B1r%C4%B1lma+foto%C4%9Fraflar%C4%B1+002.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-6492367499285903715</id><published>2010-02-16T12:45:00.003+02:00</published><updated>2010-02-16T12:53:25.152+02:00</updated><title type='text'>ÜRETİCİLERİMİZE GEÇMİŞ OLSUN</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S3p4YYnh1UI/AAAAAAAAAOg/0hJwv6TH6Gw/s1600-h/11sbt1003.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438791860323734850" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 190px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S3p4YYnh1UI/AAAAAAAAAOg/0hJwv6TH6Gw/s320/11sbt1003.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bilindiği gibi, geçtiğimiz günlerde Büyük Menderes Havzası ve çevresine yağan mevsimsel yağışlardan sonra Kemer Barajı başta olmak üzere bazı baraj ve su toplama rezervlerinden su salınması yoluna gidilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yağan yağışlarla birlikte barajlardan salınan suyun Büyük Menderes Nehri'ne ulaşması üzerine nehrin ıslah edilen gövdesi bu yükü taşıyamamış ve Akçay-Büyük Menderes birleşmesinden başlayarak Söke'ye değin tarımsal arazilerde taşkınlar yaşanmış ve bir çok yerleşim yerinde günlük hayat olumsuz etkilenmiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Büyük Menderes Nehrinin ıslah edilen ve sedde inşa edilen kesimlerinde, taşınan su yükü nehir su seviyesini yükseltmiş ve seddeye rağmen tarımsal araziler sular altında kalmıştır. Sedde inşasından önce su seviyesinin düşmesi durumunda geri çekilme imkanı bulan taşkın sularının, bu defa seddeyi aşarak nehir yapısına geri dönme imkanı bulunmamaktadır. Doygunluğa ulaşmış olan toprak yapısının fazla suyu emmesinin de zaman alacağı düşünüldüğünde, özellikle buğday ekimi yapılan arazilerde suyun uzun süre kalmasından dolayı tarımsal zararlar oluşması &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S3p4_pi9K3I/AAAAAAAAAOo/UvYH8k4JbfM/s1600-h/70418.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438792534882855794" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 214px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S3p4_pi9K3I/AAAAAAAAAOo/UvYH8k4JbfM/s320/70418.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;kaçınılmaz görülmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Büyük Menderes Platformu olarak üreticilerimize geçmiş olsun diyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Son olayların havzamızda, taşkın riski yönetiminin ve su yönetiminin modern ilkelerinin hayata geçirilmesinin önemini bir kez daha gösterdiğini düşünüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Büyük Menderes Platformu&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-6492367499285903715?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/6492367499285903715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=6492367499285903715&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6492367499285903715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6492367499285903715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2010/02/ureticilerimize-gecmis-olsun.html' title='ÜRETİCİLERİMİZE GEÇMİŞ OLSUN'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S3p4YYnh1UI/AAAAAAAAAOg/0hJwv6TH6Gw/s72-c/11sbt1003.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-1956847775944592393</id><published>2009-09-24T14:56:00.013+03:00</published><updated>2009-11-18T17:34:46.135+02:00</updated><title type='text'>KARAKTERİZASYON RAPORU VE ÖNLEMLER PROGRAMI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Büyük Menderes Platformu&lt;/strong&gt; olarak, Karakterizasyon Raporunun ve Önlemler Programının hazırlanmasında izlenen süreçte görüşlerimizin yeterli düzeyde alındığını ve Programa yansıtıldığını düşünüyoruz. Bu bakımdan hazırlık çalışmalarını ve raporu genelde olumlu buluyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede bazı değerlendirme, görüş ve önerilerimizi aşağıda özetlemeye çalıştık.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrthJG1hagI/AAAAAAAAANw/nQPP6JYw9_o/s1600-h/B_Menderes.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385004588533377538" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 198px; CURSOR: hand; HEIGHT: 170px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrthJG1hagI/AAAAAAAAANw/nQPP6JYw9_o/s320/B_Menderes.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;BÖLÜMLER&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1. Nehir Havzası Bölgesinin Tanımı&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Nehir Havzası Bölgesi raporda iyi düzeyde tanımlanmıştır. Tanım alt başlıklarından olan büyük toprak grupları hakkında ayrıntılı bir çalışma yapıldığının anlaşılmakta olduğu ve toprak oluşumunun Şekil 2.3.1’de belirtilmiş olmasına karşın, şeklin ek olarak detaylı verilmemiş olması kapsamlı incelemeyi olanaksız kılmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Havzanın iklim verileri ile ilgili değerlendirmeler doyurucu ve yeterli ayrıntıdadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arazi kullanımı hakkında verilen Şekil 2.5.2 , çok küçük olması nedeniyle gereği gibi inceleme imkanı bulunamamıştır. Arazi kullanımı hakkında verilen bilgilerin güncelliği, yerel ayrıntılar hakkında detay raporda yer almamaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2. Su Kütleleri&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Harita 3.1 Su kütlelerinin tipolojisinin anlaşılabilmesi için yeterli değildir. Dolayısıyla havzadaki hangi su kütlesinin hangi türde &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrthRljfgXI/AAAAAAAAAN4/7iEssyycNqU/s1600-h/IMG_0134.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385004734218207602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 211px; CURSOR: hand; HEIGHT: 168px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrthRljfgXI/AAAAAAAAAN4/7iEssyycNqU/s320/IMG_0134.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;belirlendiği anlaşılamamaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Havzadaki yer altı suları kütlelerinin belirlenmesi için 1974 yılı hidrojeolojik haritasının kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır. Sözkonusu haritanın 35 yıllık olduğu ve bu arada inşa edilen barajlar, yaşanan iklim değişikliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan yağış rejimindeki değişiklikler, yeraltı sularından tarımsal amaçla çekilen suların miktarındaki değişim, şehirleşme ve sanayileşme gibi faktörlerin hesaba katılmasıyla bu bilgilerin hala geçerli olup olmadığının tartışmalı olacağı düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havzadaki drenaj kanallarının birer su kütlesi olarak değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Benzer nitelik taşıyan Hollanda’daki drenaj kanallarının göl olarak değerlendirildiği göz önünde blundurulduğunda, sulama amaçlı kanal ve kanaletlerin değil (belki onlar da yarattıkları sızıntı ile etraflarındaki ekolojik yapıyı etkileyebilmektedirler), ama kurutma kanallarının ekolojik yapıya sahip su kütlesi olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Esasen incelendiği vakit, bir çok bölgedeki kurutma kanallarının zaman içerisinde ekolojik yapıya sahip hale geldiği, bir çok büyük ölçüde değiştirilmiş su kütlesinden daha iyi durumda olduğu ve kuraklık dönemlerinde doğal hayata habitat teşkil edebildiği anlaşılmaktadır. Havzadaki YSK ve BÖDSK’nın geçici belirlenmesine ilişkin Harita 3.3 anlaşılamamıştır. Nehir su kütlelerinin tanımı başlıklı tablonun da anlaşılabilmesi için metin içerisinde değil, ayrıca bir ek olarak yüksek çözünürlükte incelenmesi gerekmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3. Baskılar ve Etkiler&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Havzadaki su kütleleri için bir kimyasal ve biyolojik izleme programı olmaması önemli bir eksikliktir. Adıgüzel Baraj Gölü ile Dokuzsele Çayının su kalitesinin en kötü durumda olmasının ve bunun da nedeninin Uşak İlinden gelen kanalizasyon atıklarının olduğunun tespitinin önemli olduğunu düşünüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Aşağı Büyük Menderes Nehrinin pek çok sektörden gelen baskılardan dolayı iyi ekolojik durumu yakalamasının risk altında olduğu raporda tespit edilmektedir. Hakkından önlemler alınabilecek bu tür baskıların yanısıra, Aşağı Büyük Menderes Nehrinin kendisinin BÖDSK şeklinde tanımlanmasına neden olan hidromorfolojik baskılar olması nedeniyle, yukarıda sözü edilen tüm sektörlerden gelen baskılar hakkında gerekli önlemlerin uygulanması ve bu risklerin bertaraf edilmesi halinde de yine de bu su kütlesinin iyi ekolojik durum değil, ancak iyi ekolojik potansiyele ulaşabileceği kanısındayız. Su yönetiminin, mevcut durumda ne su yönetimini, ne nehir kütlesi üzerindeki yapıları değiştirme yönünde bir eğilimi olmadığı için bu potansiyele ulaşma konusunda da çok iyimser olunmaması gerektiği inancındayız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3.1. Noktasal Kaynaklı Baskılar&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Noktasal kaynaklı baskıların havzada genel olarak endüstriyel kaynaklı ve evsel atık yani kanalizasyon olduğu anlaşılmaktadır. Endüstriyel noktasal kaynakların da yarısından fazlasının tekstil ve deri endüstrilerinden geldiği raporda tespit edilmiştir. Uşak İlindeki deri imalathanelerinin yakın geçmişte Deri Organize Sanayi Bölgesine taşınmış oldukları ve burada da arıtma tesisinin bulunduğu göz önüne alındığında, mevcut arıtma tesislerinin de etkin çalıştırılmasının elzem olduğu ortaya çıkmaktadır. Havzadaki tekstil ve konfeksiyon yoğunluklu endüstriyel işletmeler de genellikle organize sanayi bölgelerinde faaliyet göstermektedir. Bunun yanısıra yeni kurulan organize sanayi bölgeleri de önceliğini imalat sanayiine ve yine tekstil ve konfeksiyon sektörüne vermektedir. Yörede pamuk tarımının yoğun olarak yapılması, üretilen pamuğun iyi kalitede olması, mevcut işgücünün tekstil konusunda deneyimli personel ağırlıklı olması bu sonucu doğuran etmenlerdendir. Buna karşın, her türlü çabaya rağmen, organize sanayi bölgelerinde bile arıtma tesisi olmadan çalışılmasına müsaade edilmesi, olan arıtma tesislerinin çalıştırılmaması veya tam zamanlı çalıştırmaması gibi nedenlerle bu sanayi tesisleri noktasal kaynaklı baskıların önemli bir bölümünü oluşturmaya devam etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, diğer kaynaklarda çokça geçen ve bazı sanayi ve ticaret odalarınca sıkça dile getirilen zeytin karasuyu probleminin bu boyutta bir baskı oluşturmaması ise dikkat çekicidir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3.2. Yayılı Kaynaklı Baskılar&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Raporda da belirtildiği gibi, en önemli yayılı kaynaklı baskı, tarımsal sızmalardır. Tarımda kullanılan ilaç ve gübreler su kütlelerinin kimyasal kalitesini bozmaktadır. Bu konuda su kütlelerinin ayrı ayrı hangi boyutta etkilendiği raporda yer almamaktadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3.3. Su Çekimi ve Akış Düzenleme Baskıları&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Su çekimi ve akış düzenleme baskılarının Büyük Menderes Havzasında su kalitesini ve kantitesini etkileyecek düzeyde olmadığı düşünülmektedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;3.4. Morfolojik Baskılar&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Morfoloji değişikliklerinin su kütlelerinin ekolojik yapısını ciddi şekilde değiştirmiş olduğu gerçeğinin altının çizilmiş olması olumludur. Havzadaki fiziksel bariyerlerin nehri etkileyen ana baskı olması ve bunun havzadaki çoğu su kütlesini olumsuz etkilemesi saptamalarını önemli görüyoruz. Buna karşın, su kütlelerinin SÇD’nin iyi ekolojik durum ya da iyi ekolojik potansiyele ulaşması için, morfolojik baskılar için önlemler programında yeterince önleme yer verilmediğini düşünüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4. Ekonomik Analiz&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tarımsal amaçlı sulama – yüzey suyu sulamada maliyet&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Havzada tarımsal amaçlı sulamada çiftçiler yüzey suyundan kendi imkanlarıyla veya sulama birlikleri imkanlarıyla yararlanmaktadır. Sulama birliğine ödenen sabit bedel dışında, kullanılan yüzey suyunun fiyatlandırılması ve ödenmesi ise sulanan arazi ile ürün arasında belirlenmektedir. Çiftçilerin yüzey suyundan yararlandıkları ölçüde bedel ödemesinin önündeki engellerden birisi ise, açık sulama veya vahşi sulama diye tabir edilen sulama şeklinde sarf edilen yüzey suyu miktarının tespit edilememesidir. Bu duruma ve sözkonusu yöntemin su kullanımı açısından olumsuz niteliklerine karşın, bu sistemden vazgeçilerek kapalı sulama sistemlerine dönüştürülmesi yönünde bir girişim yapılmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yer altı suyu sulamada maliyet&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrtjTrEgQFI/AAAAAAAAAOI/AkgQ-Q2OTFQ/s1600-h/IMG_1211.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385006969081839698" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 208px; CURSOR: hand; HEIGHT: 143px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrtjTrEgQFI/AAAAAAAAAOI/AkgQ-Q2OTFQ/s320/IMG_1211.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yer altı suyundan yararlanarak yapılan sulamada da yine aynı maliyetlendirme sözkonusudur. Buna karşın sulama birliklerince yer altı suyundan yararlanılan bölgelerde sarf edilen suyun miktarının tespit edilmesi yüzey suyuna nispeten daha kolay ve uygundur. Bu şekilde yer altı suyu kullanımında kullanım-maliyet dengesinin iyileştirilebileceği düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanalizasyon ve atıksu hizmetleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Atık su sayesinde negatif dışsallıklar yaratılması bölgenin ekonomik yapısını olumsuz yönde etkilemektedir. Dolayısıyla, havzada belediyelerce sağlanan kanalizasyon ve atıksu hizmetlerinin meskenlere ve endüstriyel kuruluşlara tam olarak yansıtılması gereği bulunmaktadır. Meskenler için sosyal bir hizmet olarak düşünülebilecek olan kanalizasyon ve atıksu işlemlerinin, belediyelerce sübvanse edilmesi akla yatkın gelmektedir. Öte yandan, suyu ticari faaliyetinde kullanan ve atıksuyu ile su kaynaklarına tehdit oluşturan endüstriyel kuruluşları için aynı hususun geçerli olmayacağı ortadadır. Bu kuruluşların atıksularının deşarj edilmeden önce arıtılması için gereken maliyetin tamamen ilgili kuruluşlara fatura edilmesi gerekmektedir. Bu şekilde yerel yönetimlerin ve organize sanayi bölgeleri idarelerinin arıtma tesisi kurmaktaki kaynak yetersizliği engeli de bertaraf edilebilecektir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;5. Risk Değerlendirmesi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Endüstriyel sektörden kaynaklanan kirliliğin 2015 yılına kadar artacağına ve bu dönemde havzadaki tüm işletmelerin atıksularını arıtamayacaklarına inanıyoruz. Bu yönde cezai yaptırımların yerine getirilmesinin önünde sosyal engeller olduğunu düşünüyoruz. Sözkonusu işletmelerin atık su dışındaki atıklarını su kütlelerine ve doğaya deşarj etmeye devam edeceklerini düşünüyoruz. Mevcut durumda bunun önüne geçecek tedbirlerin alınmasına&lt;br /&gt;yönelik idari ve siyasi kararlılığın olmadığını ve 2015 yılına kadar olan dönemde bunun olabileceğine yönelik işaretlerin de mevcut olmadığını düşünüyoruz. Mevzuatın Mayıs 2009&lt;br /&gt;tarihi itibariyle tüm endüstri kurululşlarının sularını deşarj etmeden önce arıtmasını öngördüğü halde mevcut durumda bir değişiklik olmaması ve buna karşın idari tedbirlerin halen alınmamış olması öngörümüzü destekler niteliktedir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nüfusun artışı ile hem miktar hem de yoğunluk olarak artmasını beklediğimiz kanalizasyon ve evsel atıkların arıtılması sürecinin hızlanacağını bekliyoruz. Bu yönde yerleşim yerlerinde yeterli iradenin ve itici gücün var olduğunu görüyoruz. Bu gelişmenin su kalitesini olumlu yönde değiştireceğini düşünüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tarımsal kaynaklı kirliliğin, reçeteli ilaç ve gübre uygulamaları ile en azından artmayacağına inanıyoruz. Tarımsal kesimdeki eğitimler, organik tarımın ve iyi tarım uygulamalarının yaygınlaşması ve üretiminde daha fazla ilaç ve gübre kullanımını gerektiren pamuk gibi ürünlerin ekiminin azalmasıyla bu risk faktöründe azalma bekliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Küresel iklim değişikliği, sulanabilen tarımsal arazilerdeki artış, endüstriyel su ihtiyacındaki artış ve nüfus artışı ile birlikte su talebinin artması kaçınılmaz olacaktır. Yeni yapılacak olan barajların devreye girmesiyle birlikte ana nehir kütlesinde meydana gelen kuruma olayı kronik hale gelecektir. Bunun çevresel akışın (environmental flow) gerçekleştirilebilmesinin önündeki en önemli engel olduğunu düşünüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yeni inşa edilen ve edilecek olan barajlarda çevre unsurunun, kültürel yapının dikkate alınmayacağını öngörüyoruz. Baraj yönetiminde doğal alanların su ihtiyacının ve çevresel akışın dikkate alınmayacağını öngörüyoruz. Bu durumun ise iyi ekolojik duruma ulaşılabilmesinde, özellikle ana nehir kütlesi açısından en büyük risklerden birini oluşturduğunu düşünüyoruz. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrthYwwoE1I/AAAAAAAAAOA/Q80hFxA2l0s/s1600-h/IMG_1180.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385004857485169490" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 231px; CURSOR: hand; HEIGHT: 179px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrthYwwoE1I/AAAAAAAAAOA/Q80hFxA2l0s/s320/IMG_1180.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana nehir kütlesi üzerinde yapılan kanal değişikliklerinin (sedde inşası, nehir yatağı modifikasyonları) bundan sonra da devam edeceğini öngörüyoruz. Bu gibi gelişmelerin, mevcut risklere ilave riskler getireceğini ve nehir kütlesinin tümünü etkileyeceğini düşünüyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;ÖNLEMLER PROGRAMI&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Önlemler Programı hakkındaki kısa görüşler, metin arasına değişik karakterde yazılmıştır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Noktasal kaynaklarla ilgili önlemler&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1. Mayıs 2009 itibariyle tüm sanayi kollarının Atık Su Arıtma Tesislerini kurup işletmeye&lt;br /&gt;alması.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;Ağustos 2009 tarihi itibariyle bu konuda herhangi bir değişiklik yoktur. Yasal yaptırımların&lt;br /&gt;yürürlüğe konulması gerekmektedir.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2. Tüm sanayilerde çevre uzmanlarının görevlendirilmesi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Çevre uzmanı tabirinden neyin anlaşılması gerektiğinin açıklanmasına ihtiyaç bulunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;3. Tüm sanayilerde atık su arıtma için mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Temenni olarak son derece uygun olan bu maddenin nasıl uygulanacağı önem taşımaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;4. Sanayi bölgelerinde ileri arıtma tesislerinin kullanılmasının temin edilmesi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Benzer bir durum burada da geçerlidir ve maliyet sorunu bulunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;5. Endüstriyel Atık Su Arıtma Tesislerinde çalışan personelin eğitimi (bilgilendirilmesi)&lt;br /&gt;6. Nüfusu 2000’den fazla olan yerleşimler için Kentsel Atık Su Arıtma Tesislerinin inşa&lt;br /&gt;edilmesi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Gerekli bir önlemdir. Zaman geçirilmeden uygulamaya alınmalı ve finans destekleri&lt;br /&gt;araştırılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;7. Nüfusu 2000’den az olan yerleşimler için uygun arıtma seçeneğinin kullanılması&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Doğal arıtma sistemlerinin oluşturulması ve bu tür girişimlerin desteklenmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;8. Hassas alanlarda ileri arıtması olan Atık Su Arıtma Tesislerinin yaygınlaştırılması&lt;br /&gt;9. Kentsel Atık Su Arıtma Tesislerindeki personelin eğitimi (bilgilendirilmesi)&lt;br /&gt;10.Endüstriyel ve kentsel Atık Su Arıtma Tesislerinde denetimler yoluyla yasaların uygulanmasını geliştirme.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Önlem sorunun ana unsurlarından birine temas etmektedir. Mayıs 2009 tarihinin geçmiş olduğu dikkate alındığında bu önlemin uygulamasının çok yavaş olacağı öngörülebilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;11.Deri sanayiinden gelen atıksular için ileri arıtma tesislerinin kurulması. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bu önlemin de denetime ihtiyacı olduğu açıktır. Mevcut arıtma tesisleri de etkin çalıştırılmamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;12.Tekstil sanayiinde kullanılan hammaddelerin değiştirilmesi&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bu konuda ilgili AB Direktifleri esas alınmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;13.Tekstil sanayiinde kullanılan suyun geri kazanımı&lt;br /&gt;14.Deri sanayilerinin organize sanayi bölgelerine taşınması.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Taşınmayan deri işletmeleri hakkında ne tür işlemler yapılacağı da belirtilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;15.Sanayiler için kirlilik azaltma planlarının hazırlanması&lt;br /&gt;16.Kirlilik azaltma planlarının uygulanması&lt;br /&gt;17.Zeytinyağı sanayilerinin organize sanayi bölgelerinde toplanması&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bu konuda sosyal engeller bulunmaktadır. Toplumsal konsensusa ihtiyaç vardır. Ancak en azından belli kapasite üstü sanayiler OSB’de toplanabilirler ve üstelik kendilerine belli teşvikler sunulabilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;18.Yüzey sularına arıtılmış atık su deşarjı için lisans verilmesi&lt;br /&gt;19. Jeotermal suların arıtılmasını veya reenjeksiyonunu teşvik etme&lt;br /&gt;20. Eskiden vahşi depolama için kullanılan alanların rehabilitasyonu&lt;br /&gt;21.Yeni düzenli katı atık depolama alanların inşası&lt;br /&gt;22. Arıtılmış atık suların tarımda yeniden kullanımı&lt;br /&gt;23. Taşocakları ve madencilikten doğan kirliliğin azaltılması&lt;br /&gt;24.Zeytinyağı sanayiinde üç fazlı sistemden iki fazlı sisteme geçiş&lt;br /&gt;25.Zeytin karasuyunun gübre olarak tarımda kullanılması&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yayılı Kaynaklarla İlgili Önlemler&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;1.Çiftçilerin iyi tarım uygulamaları konusunda eğitilmesi (su, suni ve hayvansal gübre, pestisitler)&lt;br /&gt;2.Denetçiler yoluyla kanunların uygulanması (su, suni ve hayvansal gübre, pestisitler)&lt;br /&gt;3.Hayvansal gübre yönetiminin geliştirilmesi&lt;br /&gt;4.Hassas bölgelerde suni gübre kullanımının kısıtlanması&lt;br /&gt;5.Yer altı suyu koruma alanları ve içme suyuna yönelik yüzey suları etrafında koruma alanlarının oluşturulması&lt;br /&gt;6.Tüm içme suyu kuyuları etrafında koruma alanlarının oluşturulması&lt;br /&gt;7.Su yolları boyunca tampon şeritler oluşturulması.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Bu konuda Tarım Bakanlığının ÇATAK desteklerinden yararlanılabilir. Büyük Menderes Nehri ana kütlesi her iki bandında ekolojik filtre görevi görecek doğal alanlar kurulmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;8.Drenaj sularının nehirlere deşarjından önce toplanıp arıtılması&lt;br /&gt;9.Yeni hayvan yetiştiriciliği işletmeleri için hayvan yetiştiriciliği sanayi bölgelerine teşvik sağlanması&lt;br /&gt;10.İçme suyu alanları ve barajları etrafında organik tarımın desteklenmesi&lt;br /&gt;11.Baraj gölleri dışındaki alanlarda da organik tarımın yaygınlaştırılması&lt;br /&gt;12.Pestisitlerde zincir yönetiminin geliştirilmesi (ithalat, üretim, dağıtım ve rezidüler)&lt;br /&gt;13.Nitrat Direktifi’nin uygulanması için kurallar geliştirilmesi (eşleştirme projesi)&lt;br /&gt;14.Nitrat Direktifi politikalarının uygulanması&lt;br /&gt;15.Toprak verimlilik analizleri için sübvansiyonlar&lt;br /&gt;16.Korunan / hassas alanlarda nütrient hassasiyetinin incelenmesi&lt;br /&gt;17.Denetçiler aracılığıyla içme suyu kuyuları için koruma alanı olarak belirlenen yerlerde kanunların uygulanması&lt;br /&gt;18.Kirleticilerin atmosferik birikiminin azaltılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hidromorfolojik önlemler&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1.Pilot yağmur suyu hasadı uygulamaları&lt;br /&gt;2.Sanayilerde su sayaçlarının kullanılması&lt;br /&gt;3.Sanayilerde hacme dayalı su fiyatlandırmasının başlatılması&lt;br /&gt;4.Çevresel akışın başlatılması. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Çevresel akışın nasıl başlatılacağı etraflıca tanımlanmalıdır. Bu konuda su yönetiminden taahhüt alınmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;5.Açık kanal sulama sisteminden kapalı basınçlı sulama sistemine geçiş&lt;br /&gt;6.Drenaj sularının yeniden kullanılması&lt;br /&gt;7.Yeraltı suyu sulama kuyularından yapılan su çekimlerini kontrol etmek için su sayaçlarının&lt;br /&gt;kullanılması&lt;br /&gt;8.Tarımda hacme dayalı su fiyatlandırmasının başlatılması.&lt;br /&gt;Bu önlemin uygulanmasına, tüm havzada kapalı sulama sistemlerinin yaygınlaşmasından sonra&lt;br /&gt;başlanmalıdır.&lt;br /&gt;9.Savaklarda balık geçitlerinin oluşturulması&lt;br /&gt;10.Barajlarda balık geçitleri / asansörleri&lt;br /&gt;11.Rezervuarlardaki buharlaşmayı azaltmak için bazı maddeler kullanılması&lt;br /&gt;12.Yüzey sularından yapılan kaçak çekimlerin envanterinin oluşturulması&lt;br /&gt;13.Kaçak kuyuların envanterinin oluşturulması&lt;br /&gt;14.Kuyuların kaydının geliştirilmesi ve haritalanması&lt;br /&gt;15.Yeraltı sularının ve bunların yüzey sularıyla etkileşiminin hidrojeolojik analizi&lt;br /&gt;16.Tahsis edilen su kaynakları ile bitki deseninin eşleştirilmesi yoluyla tarımsal su temininin&lt;br /&gt;azaltılması&lt;br /&gt;17.Büyük Menderes için iklim değişikliği senaryolarının çalışılması&lt;br /&gt;18.Yüzey ve yer altı sularından su çekimi için lisans verilmesi&lt;br /&gt;19.Kişi başına düşen su tüketimini azaltmak için bilinçlendirme kampanyalarının düzenlenmesi&lt;br /&gt;20.İçme suyu şebekesindeki kayıpların azaltılması&lt;br /&gt;21.Ekolojiyi geliştirmek için uygun hidro-morfolojik önlemlerin belirlenmesi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Uygun hidro-morfolojik önlemler, toplumsal ve akademik katılım ile belirlenmeli ve su&lt;br /&gt;yönetiminin bu önlemleri uygulaması takip edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Önlemler Programının yazılması kadar ve belki de daha fazla, önlemler takviminin hazırlanması, her önlem ile ilgili uygulayıcı kurum ve kuruluşun belirtilmesi ve önlemlerin takibi de önem taşımaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu itibarla önlemler programının detaylandırılması, her önlem için takvim ve uygulayıcı sorumlu kuruluşun açıkça belirlenerek ilan edilmesi ve önlemlerin takibinin yapılabilmesi için havzadaki Valiliklere, İl Çevre ve Orman Müdürlüklerine, DSİ 21.Bölge Müdürlüğüne ve Büyük Menderes Havzası Çevre Koruma Birliğine ayrıntılı bilgi verilmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Büyük Menderes Platformu 1.9.2009&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-1956847775944592393?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/1956847775944592393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=1956847775944592393&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/1956847775944592393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/1956847775944592393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2009/09/karakterizasyon-raporu-ve-onlemler.html' title='KARAKTERİZASYON RAPORU VE ÖNLEMLER PROGRAMI'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrthJG1hagI/AAAAAAAAANw/nQPP6JYw9_o/s72-c/B_Menderes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-1223115106633957395</id><published>2009-09-18T10:06:00.004+03:00</published><updated>2009-09-18T10:57:07.291+03:00</updated><title type='text'>CAN DAMARIM MENDERES</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM6YzBtqdI/AAAAAAAAAM4/TVeRFePuj_w/s1600-h/1521.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382710177326541266" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 249px; CURSOR: hand; HEIGHT: 193px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM6YzBtqdI/AAAAAAAAAM4/TVeRFePuj_w/s320/1521.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sarayköylü Diş Hekimi İsmail AKMAN ve eşi Ziraat Mühendisi Cahide AKMAN “&lt;strong&gt;Can Damarım Büyük Menderes&lt;/strong&gt;” sloganıyla, Büyük Menderes Nehri’nin kirliliğine dikkat çekmek için bisikletle Büyük Menderes Havzasında yolculuk yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Nehri’nin doğduğu, Afyonkarahisar'ın Dinar İlçesi Suçıkan mevkiinden yola çıkan Akman çifti, Denizli ilini geçtikten sonra Nazilli'de konakladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atça Beldesinde, Platformumuz kurucu üyelerinden, Belediye Başkanı Sayın Mustafa ÇINAR tarafından karşılanan çifte, Büyük Menderes Havzasının ilgili bölgesi hakkında bilgiler verildi. Yağış nedeniyle bir süre Atça'da dinlenen turcular, daha sonra Yenipazar İlçesine geçerek Büyük Menderes Köprüsünü geçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenipazar'da Kaymakam, Belediye Başkanı ve Platformumuz üyesi Sayın Yüsran ERDEN ve yine Platformumuz üyelerinden, Yenipazar Avcılık ve Atıcılık Spor Kulübü Başkanı Sayın Ali ALTINKAYA'nın da içinde bulunduğu bir heyet tarafından karşılanan bisikletçiler, Yenipazar İlçesinde Büyük Menderes Havzası sorunları ile ilgili yetkililerle görüş alışverişinde bulundular. Yenipazar'da aynı zamanda Aşağıdip Gölünü de ziyaret ederek bilgi alan çift, daha sonra turlarına Hamzabali ve Dalama istikametinden devam ettiler. Platformumuz üyesi ve Hamzabali Köyü muhtarı Sayın Suat MENDERES ile de görüşen bisikletçiler Baltaköy yolundan Aydın'a giderken Büyük Menderes Köprübaşında Aydın şehir merkezi arıtma tesisinden gelen atık suların döküldüğü noktada inceleme yaparak fotoğraflar çektiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın'a gelişlerinde Aydın Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Tahir Olçum, Temizlik İşleri Müdürü Derya Tıkır, Platformumuz üyesi Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şubesi üyeleri, Aydın Ziraat Odası Sekreteri Zeki Sarıoğlu ile Tema Aydın Temsilcisi Mehmet Özdemir tarafından karşılanan çift, burada basına demeç verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demecinde "Büyük Menderes Havzasındaki kirliliğe dikkat çekmek için eşi ile birlikte böyle bir karar aldıklarını" belirten İsmail Akman, DOÇEV ve Büyük Menderes Platformu'nun desteği ile yola çıktıklarını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akman, "Büyük Menderes bölgemizin can damarıdır. Ama son yıllarda gerek suyun azlığı gerekse kirlenme nedeniyle nehir artık insanların ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Denizli bölgesinde jeotermal santrallerden çıkan yüksek oranda bor da Menderes'e katılıyor ve kirletiyor. Alt kesimlere indikçe kirlilik daha da artıyor. Biz de nehir yatağı ve havzadaki kirliliğe dikkat çekmek için yola çıktık. Umarım bu çabamız ilgililerin dikkatini çeker. Aslında turumuzu daha kısa sürede tamamlamayı planlıyorduk. Ancak yoğun yağış nedeniyle önemli bir zaman kaybı yaşadık." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çift daha sonra sabah Aydın’dan yola çıktı. Koçarlı, Bağarası, Akçakaya, Pamukçular, Nalbantlar, Karacahayıt, Yeşilköy’den sonra Azap Gölü’ne ulaştılar. Burada Kuşadası EKODOSD Derneği tarafından bölgenin önemli sulakalanlarından Azap Gölü’nde karşılanan Akman çifti etkinliklerine Kuşadası Kafa mevkiinde, Büyük Menderes Nehri'nin denize ulaştığı yerde son verdi. Etkinlik, Büyük Menderes Platformu ve DOÇEV tarafından desteklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Platformu olarak Sayın Cahide AKMAN ve Sayın İsmail AKMAN'a bu özverili etkinlikleri nedeniyle teşekkür ederiz. "&lt;strong&gt;Can Damarım Menderes&lt;/strong&gt;" temalı bisiklet turu Havzada kamuoyu bilincine büyük katkı sağlamıştır. Aynı zamanda, Platformumuz, bu etkinliğe katkı sağlayan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür eder.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM62-fcW-I/AAAAAAAAANI/aAx8u1UAOW4/s1600-h/bisiklet_turu.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382710695800101858" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM62-fcW-I/AAAAAAAAANI/aAx8u1UAOW4/s320/bisiklet_turu.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM6vHajKmI/AAAAAAAAANA/JVw_zQlJAkE/s1600-h/hedef_tur_haberi2.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382710560756542050" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 226px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM6vHajKmI/AAAAAAAAANA/JVw_zQlJAkE/s320/hedef_tur_haberi2.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM7OJhBMlI/AAAAAAAAANY/wMf3O3WdPYM/s1600-h/bisiklet1.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382711093896491602" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 218px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM7OJhBMlI/AAAAAAAAANY/wMf3O3WdPYM/s320/bisiklet1.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM8qUMOpiI/AAAAAAAAANg/ih6RRUqBaA4/s1600-h/hedef_bisiklet_turu.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382712677310047778" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 218px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM8qUMOpiI/AAAAAAAAANg/ih6RRUqBaA4/s320/hedef_bisiklet_turu.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5382710864863819410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 189px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM7A0TX9pI/AAAAAAAAANQ/-vYzoxn7pTo/s320/bisiklet_turu_haberi.gif" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-1223115106633957395?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/1223115106633957395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=1223115106633957395&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/1223115106633957395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/1223115106633957395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2009/09/can-damarim-menderes.html' title='CAN DAMARIM MENDERES'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SrM6YzBtqdI/AAAAAAAAAM4/TVeRFePuj_w/s72-c/1521.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-5242946243309204408</id><published>2009-08-12T14:44:00.002+03:00</published><updated>2009-08-12T14:55:19.162+03:00</updated><title type='text'>BÜYÜK MENDERES HAVZASI KARAKTERİZASYON RAPORU VE ÖNLEMLER PROGRAMI YAYIMLANDI</title><content type='html'>"&lt;strong&gt;Türkiye'de Su Sektörü İçin Kapasite Geliştirilmesi&lt;/strong&gt;" adlı Proje kapsamında pilot bölge ilan edilen Büyük Menderes Havzası için hazırlanan taslak Karakterizasyon Raporu ve Önlemler Programı açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKsTm0SJKI/AAAAAAAAAMY/AtLQ0kU9gNM/s1600-h/IMG_1224.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369043158616384674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 155px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKsTm0SJKI/AAAAAAAAAMY/AtLQ0kU9gNM/s320/IMG_1224.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Denizli'de yapılan toplantıda Projenin Yerleşik Eşleştirme Danışmanı Sn Henk STERK tarafından açıklanan Rapor ve Önlemler Programı, Havzanın karakterizasyon raporunu, önemli su konularını, baskıları ve etkiler ile sorunlara çözüm teşkil edecek taslak önlemleri içeriyor.Rapora göre, Havzada noktasal kaynaklı baskılardan endüstriyel tesisler ile kentsel kaynaklar Denizli ve Aydın'da yoğunlaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre, Büyük Menderes Havzasında noktasal ve yayılı kaynaklar ile hidro-morfoloji konularında 68 önlem belirlendi.Büyük Menderes Havzasında 2015 yılına kadar toplam su talebinin yaklaşık olarak iki katına çıkacağı belirtilen açıklamada, 2015 ve 2027 dönemleri için ayrı ayrı yapılan risk projeksiyonlarında havzanın genel olarak risk altında olduğu ortaya konuldu. Buna karşılık mevcut ve yürürlüğe konulacak önlemler için 2015 yılına kadar 1 Milyar TL'ye ve 2027'ye kadar da 1 Milyar TL'ye daha ihtiyaç duyulduğu belirlendi. &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKs9hbxkhI/AAAAAAAAAMo/JNQJ3jw2yF0/s1600-h/pltfrm.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369043878725915154" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 63px; CURSOR: hand; HEIGHT: 67px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKs9hbxkhI/AAAAAAAAAMo/JNQJ3jw2yF0/s320/pltfrm.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Raporun ve Önlemler Programının hazırlanmasında, &lt;strong&gt;Büyük Menderes Platformu&lt;/strong&gt;'nun katkılarından da yararlanıldığı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Önlemler Programı:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Noktasal Kaynaklarla İlgili Önlemler&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Mayıs 2009 itibariyle tüm sanayi kollarının Atık Su Arıtma Tesislerini kurup işletmeye alması&lt;br /&gt;2. Tüm sanayilerde çevre uzmanlarının görevlendirilmesi&lt;br /&gt;3. Tüm sanayilerde atık su arıtma için mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması&lt;br /&gt;4. Sanayi bölgelerinde ileri arıtma tesislerinin kullanılmasının temin edilmesi&lt;br /&gt;5. Endüstriyel Atık Su Arıtma Tesislerinde çalışan personelin eğitimi (bilgilendirilmesi)&lt;br /&gt;6. Nüfusu 2000’den fazla olan yerleşimler için Kentsel Atık Su Arıtma Tesislerinin inşa edilmesi&lt;br /&gt;7. Nüfusu 2000’den az olan yerleşimler için uygun arıtma seçeneğinin kullanılması&lt;br /&gt;8. Hassas alanlarda ileri arıtması olan Atık Su Arıtma Tesislerinin yaygınlaştırılması&lt;br /&gt;9. Kentsel Atık Su Arıtma Tesislerindeki personelin eğitimi (bilgilendirilmesi)&lt;br /&gt;10.Endüstriyel ve kentsel Atık Su Arıtma Tesislerinde denetimler yoluyla yasaların uygulanmasını geliştirme&lt;br /&gt;11.Deri sanayiinden gelen atıksular için ileri arıtma tesislerinin kurulması&lt;br /&gt;12.Tekstil sanayiinde kullanılan hammaddelerin değiştirilmesi&lt;br /&gt;13.Tekstil sanayiinde kullanılan suyun geri kazanımı&lt;br /&gt;14.Deri sanayilerinin organize sanayi bölgelerine taşınması&lt;br /&gt;15.Sanayiler için kirlilik azaltma planlarının hazırlanması&lt;br /&gt;16.Kirlilik azaltma planlarının uygulanması&lt;br /&gt;17.Zeytinyağı sanayilerinin organize sanayi bölgelerinde toplanması &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKsK-5zutI/AAAAAAAAAMQ/CECy2RnzFC8/s1600-h/IMG_0134.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369043010463185618" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 231px; CURSOR: hand; HEIGHT: 173px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKsK-5zutI/AAAAAAAAAMQ/CECy2RnzFC8/s320/IMG_0134.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;18.Yüzey sularına arıtılmış atık su deşarjı için lisans verilmesi&lt;br /&gt;19. Jeotermal suların arıtılmasını veya reenjeksiyonunu teşvik etme&lt;br /&gt;20.Eskiden vahşi depolama için kullanılan alanların rehabilitasyonu&lt;br /&gt;21.Yeni düzenli katı atık depolama alanların inşası&lt;br /&gt;22.Arıtılmış atık suların tarımda yeniden kullanımı&lt;br /&gt;23.Taşocakları ve madencilikten doğan kirliliğin azaltılması&lt;br /&gt;24.Zeytinyağı sanayiinde üç fazlı sistemden iki fazlı sisteme geçiş&lt;br /&gt;25.Zeytin karasuyunun gübre olarak tarımda kullanılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yayılı Kaynaklarla İlgili Önlemler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Çiftçilerin iyi tarım uygulamaları konusunda eğitilmesi (su, suni ve hayvansal gübre, pestisitler)&lt;br /&gt;2.Denetçiler yoluyla kanunların uygulanması (su, suni ve hayvansal gübre, pestisitler)&lt;br /&gt;3.Hayvansal gübre yönetiminin geliştirilmesi&lt;br /&gt;4.Hassas bölgelerde suni gübre kullanımının kısıtlanması&lt;br /&gt;5.Yer altı suyu koruma alanları ve içme suyuna yönelik yüzey suları etrafında koruma alanlarının oluşturulması&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKsdiNj0LI/AAAAAAAAAMg/5jqMiUJUoKQ/s1600-h/IMG_1194.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369043329178914994" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 205px; CURSOR: hand; HEIGHT: 166px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKsdiNj0LI/AAAAAAAAAMg/5jqMiUJUoKQ/s320/IMG_1194.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;6.Tüm içme suyu kuyuları etrafında koruma alanlarının oluşturulması&lt;br /&gt;7.Su yolları boyunca tampon şeritler oluşturulması&lt;br /&gt;8.Drenaj sularının nehirlere deşarjından önce toplanıp arıtılması&lt;br /&gt;9.Yeni hayvan yetiştiriciliği isletmeleri için hayvan yetiştiriciliği sanayi bölgelerine teşvik sağlanması&lt;br /&gt;10.İçme suyu alanları ve barajları etrafında organik tarımın desteklenmesi&lt;br /&gt;11.Baraj gölleri dışındaki alanlarda da organik tarımın yaygınlaştırılması&lt;br /&gt;12.Pestisitlerde zincir yönetiminin geliştirilmesi (ithalat, üretim, dağıtım ve rezidüler)&lt;br /&gt;13.Nitrat Direktifi’nin uygulanması için kurallar geliştirilmesi (eşleştirme projesi)&lt;br /&gt;14.Nitrat Direktifi politikalarının uygulanması&lt;br /&gt;15.Toprak verimlilik analizleri için sübvansiyonlar&lt;br /&gt;16.Korunan / hassas alanlarda nütrient hassasiyetinin incelenmesi&lt;br /&gt;17.Denetçiler aracılığıyla içme suyu kuyuları için koruma alanı olarak belirlenen yerlerde kanunların uygulanması&lt;br /&gt;18.Kirleticilerin atmosferik birikiminin azaltılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hidromorfolojik önlemler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Pilot yağmur suyu hasadı uygulamaları&lt;br /&gt;2.Sanayilerde su sayaçlarının kullanılması&lt;br /&gt;3.Sanayilerde hacme dayalı su fiyatlandırmasının başlatılması&lt;br /&gt;4.Çevresel akısın başlatılması&lt;br /&gt;5.Açık kanal sulama sisteminden kapalı basınçlı sulama sistemine geçiş&lt;br /&gt;6.Drenaj sularının yeniden kullanılması&lt;br /&gt;7.Yeraltı suyu sulama kuyularından yapılan su çekimlerini kontrol etmek için su sayaçlarının kullanılması&lt;br /&gt;8.Tarımda hacme dayalı su fiyatlandırmasının başlatılması&lt;br /&gt;9.Savaklarda balık geçitlerinin oluşturulması &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKtPnK1FmI/AAAAAAAAAMw/G9B3O4qz8OE/s1600-h/kazi3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369044189503100514" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 184px; CURSOR: hand; HEIGHT: 148px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKtPnK1FmI/AAAAAAAAAMw/G9B3O4qz8OE/s320/kazi3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;10.Barajlarda balık geçitleri / asansörleri&lt;br /&gt;11.Rezervuarlardaki buharlaşmayı azaltmak için bazı maddeler kullanılması&lt;br /&gt;12.Yüzey sularından yapılan kaçak çekimlerin envanterinin oluşturulması&lt;br /&gt;13.Kaçak kuyuların envanterinin oluşturulması&lt;br /&gt;14.Kuyuların kaydının geliştirilmesi ve haritalanması&lt;br /&gt;15.Yeraltı sularının ve bunların yüzey sularıyla etkileşiminin hidrojeolojik analizi&lt;br /&gt;16.Tahsis edilen su kaynakları ile bitki deseninin eşleştirilmesi yoluyla tarımsal su temininin azaltılması&lt;br /&gt;17.Büyük Menderes için iklim değişikliği senaryolarının çalışılması&lt;br /&gt;18.Yüzey ve yer altı sularından su çekimi için lisans verilmesi&lt;br /&gt;19.Kişi basına düsen su tüketimini azaltmak için bilinçlendirme kampanyalarının düzenlenmesi&lt;br /&gt;20.0çme suyu şebekesindeki kayıpların azaltılması&lt;br /&gt;21.Ekolojiyi geliştirmek için uygun hidro-morfolojik önlemlerin belirlenmesi &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-5242946243309204408?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/5242946243309204408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=5242946243309204408&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/5242946243309204408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/5242946243309204408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2009/08/buyuk-menderes-havzasi-karakterizasyon.html' title='BÜYÜK MENDERES HAVZASI KARAKTERİZASYON RAPORU VE ÖNLEMLER PROGRAMI YAYIMLANDI'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SoKsTm0SJKI/AAAAAAAAAMY/AtLQ0kU9gNM/s72-c/IMG_1224.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-7079506133780645997</id><published>2009-03-06T13:27:00.000+02:00</published><updated>2009-03-06T13:43:07.527+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='büyük menderes'/><title type='text'>SON NEHİR KURUDUĞUNDA…</title><content type='html'>Tarık Barbaros PİLEVNE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOÇEV - Doğa ve Çevre Vakfı&lt;br /&gt;Vakıf Müdürü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamız, doğal kaynakların yanlış kullanımı ve ekosistemlere verilen zararlar nedeniyle tehlikede. Mavi gezegenimiz, endüstri devriminden bu yana sürmekte olan olumsuzlukların ve hızla artan insan nüfusunun baskısı altında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosferdeki metan gazı iki katına, arsenik, cıva, kurşun ve çinko emisyonları doğada bulunması gereken oranın üç katına çıktı. Suyumuz, havamız, toprağımız kirlendi. Ormanlarımız tahrip oldu. Tüm canlıların yaşam alanları bozuldu, daraldı. Varılan bu noktada, geleceğimizi ve umutlarımızı karartan tehdidin boyutlarını görebiliyoruz. &lt;br /&gt;Ancak yaşamın olduğu yerde umut, umudun olduğu yerde ise insan var. Bu kötüye gidişi engelleyebilmek için, doğanın ürettiğinden fazlasını tüketmemeli, verebileceğinden fazlasını almamalıyız. Bu yoldaki talep ve önerilerimiz, geçmişe özlem duymak veya geriye dönüş değildir. Sürdürülebilir kalkınma ilkeleri, sürdürülebilir yaşam ilkeleri ile çelişmiyor. Kalkınmanın amacı, toplumsal yaşam kalitesini artırmaktır. Ekonomik büyüme ise kalkınmanın temel unsurudur. Ancak salt gelir artışı olarak tanımlanan ekonomik büyüme, tek başına amaç olmamalı. Amaçlarımız arasında dengeli ve eğitimli bir topluma ulaşmak, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamak da yer almalıdır. Yaşamın sürdürülebilirliğini sağlamak için, tüm değerler sistemlerimizi ve davranış kalıplarımızı gözden geçirmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su, yaşamın temel unsurudur. Yeryüzünün % 70’i suyla kaplı olmasına karşın, bunun % 97’si denizlerde, % 2’si kutuplarda ve ancak % 1’i kullanılabilir niteliktedir. Giderek büyümekte olan su krizinin kalbi, tatlı su kaynaklarının nitelik ve niceliğiyle bağlantılıdır. Dünya üzerinde bir buçuk milyar insan yetersiz, iki buçuk milyar insan ise sağlıksız su kullanmaktadır. Endüstriyel gelişmeler de tatlı su kaynaklarına bağımlıdır. Su kaynaklarının azalmasının, zarar görmesinin topluma yükleyeceği ekonomik ve kültürel bedelleri olacak ve artan bir maliyet olarak karşımıza çıkacaktır. Doğal su döngüsünün ve buna bağlı olan tatlı su kaynaklarının korunması, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur.&lt;br /&gt;Türkiye’de son kırk yıl içinde milyonlarca dekar sulak alan çeşitli nedenlerle yitirildi. Kullanılabilir su varlığımız, yer altı suları da dahil olmak üzere, 110 milyar m3’tür. Tuna nehrinin her yıl Karadeniz’e bu miktarın iki katına yakın su boşalttığı göz önüne alınırsa, bilinenin aksine su kaynakları yönünden çok zengin bir ülke olmadığımız anlaşılacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Nehri, Batı Anadolu’nun en büyük akarsuyudur ve Büyük Menderes Havzası’nın ana sulama kaynağıdır. Afyon İli, Dinar İlçesi, Suçıkan Mevkii’nde doğar. Denizli, Nazilli, Aydın ve Söke Ovaları’nı besleyip 560 Km. uzunluğundaki yolculuğunu Söke İlçesi Dipburun Mevkii’nde Ege Denizi’ne dökülerek tamamlar. Denizli İli, nehrin yukarı havzasında yer alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Havzası, Türkiye’nin tarımsal potansiyeli yüksek alanlarındandır. İçbatı Anadolu’dan Ege Denizi kıyılarına dek uzanan bu ovalarda pamuk, sebze ve meyve gibi çok çeşitli ürün deseni mevcuttur. Büyük Menderes Havzası, sahip olduğu ekolojik özellikler nedeniyle, Ege Bölgesi ve Türkiye tarımına önemli katkılarda bulunur. Havzanın Türkiye alanına oranı % 3,5 dur. Sınırları içinde Denizli, Aydın, Uşak il merkezleri yer alır. Tarihte Meandros ırmağı kıyıları olarak bilinen, bağrında bir çok antik uygarlığı yaşatan bu verimli topraklar; Laodikya, Collossea, Hierapolis, Afrodisias gibi tarih ve kültür miraslarını da barındırır. &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Büyük Menderes Nehri; kanalizasyon sularının, evsel atık suların arıtılmadan nehir ve kollarına verilmesi, sanayi kuruluşlarından kaynaklanan endüstriyel atık sular, aşırı ve yanlış kimyasal gübre-pestisit kullanımıyla kirletilmektedir. Havzaya kuş bakışı bakıldığında, arazi kullanım tasarımlarının yetersizliği ve nüfus artışları ile yaşam dengelerinin bozulmasının etkileri görülür. Büyük Menderes’e, teknolojik, evsel ve kentsel atıkların deşarj edilmesi, milyonlarca yılda oluşan ekolojik dengelerin birkaç on yılda bozulması sonucunu getirmiştir. Denizli, Uşak ve Aydın illerinde, Büyük Menderes Nehri’ne atık sularını arıtmadan savaklayan endüstri kuruluşları mevcuttur. Aşağı havzalarda ise kirlilik daha da yoğunlaşmakta ve nehir ekosistemi yok olmak üzeredir.&lt;br /&gt;Genel anlamda toprak kirliliği, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkenlerle doğal yapısından uzaklaşarak, kendinden beklenen sağlıklı ve kaliteli ürün verme yeteneğini kaybetmesi olarak tanımlanabilir. Belirtilen kirlilik etmenleri Büyük Menderes havzasının verimli topraklarını etkilemekte ve bozunmaya yol açmaktadır. Denizli' de tarıma ayrılan alanlar, genel alanın % 33’üdür. Bu alanların % 85'i üstün nitelikli arazi sınıfındadır. Toprak verimlilik düzeyi Türkiye ortalamasının üzerindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görülen o ki, tarım ve sanayi üretiminin özlenen düzeyde gerçekleşmesi, çevresel dengelerin korunduğu, akılcı ve işlevsel bir süreci zorunlu kılıyor. O halde kendi çöplüğümüzde boğulmadan, son ağaç kesilmeden, son nehir kurumadan çocuklarımıza daha temiz ve sağlıklı bir dünya bırakabilmek için Büyük Menderes’e sahip çıkalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarık Barbaros Pilevne&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-7079506133780645997?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/7079506133780645997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=7079506133780645997&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/7079506133780645997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/7079506133780645997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2009/03/son-nehir-kurudugunda.html' title='SON NEHİR KURUDUĞUNDA…'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-6487812770034911886</id><published>2008-10-30T15:13:00.005+02:00</published><updated>2008-10-30T15:22:02.919+02:00</updated><title type='text'>Büyük Menderes Vadisi'ne Yeni Vizyon</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SQmzs7AI6AI/AAAAAAAAAIc/Nz2gWLYJxp0/s1600-h/ogutcu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262935223893026818" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 135px; CURSOR: hand; HEIGHT: 180px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SQmzs7AI6AI/AAAAAAAAAIc/Nz2gWLYJxp0/s320/ogutcu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Dünya Gazetesi - Mehmet Öğütçü&lt;br /&gt;&lt;div&gt;10.10.2008&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hani bazı nehirler vardır içinden geçtikleri toprakları, ülkeleri, kentleri, insanları zenginleştirirler, onlara can katarlar. Fırat gibi, Dicle gibi, Asi Nehri gibi, Kızılırmak gibi, Nil gibi, Amazon gibi... Klasik Latin adi Maeander olarak tarih kayıtlarına geçmiş olan Menderes nehri ve onun etrafında kurulmuş olan Menderes Vadisi de başlı başına iste böyle bir medeniyeti temsil ediyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ancak son zamanlarda medeniyetin gelişimi ciddi kesilmeye uğramış. Zamanının önde gelen kültür, sanat, endüstri ve ticaret merkezlerinden birisi olan Menderes Vadisi ve onun başkenti sayılabilecek Aydın son 40 yıldır ciddi kan kaybı yaşıyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başını Selim Soydemir'in çektiği bir grup Egeli, bu gidişatı geriye çevirmek için canla başla çalışıyor. Bürokrat, yazar, akademisyen, çevreci Soydemir, sohbetimizde, bakın neler anlattı, nasıl çözüm yolları önerdi Menderes Vadisi'ni eski haşmetine kavuşturmak için. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SQm0mwa4HSI/AAAAAAAAAIs/j7J8KjAQmzY/s1600-h/IMG_1211.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262936217484795170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SQm0mwa4HSI/AAAAAAAAAIs/j7J8KjAQmzY/s320/IMG_1211.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Bu bölgenin dış ticaretinde pamuk, incir ve üzüm, eskiden olduğu kadar çok önemli yer tutmuyor. Ekonomik önemleri azalırken bunların yerini daha çok turizm alıyor. Aydın ilinin adam başı geliri son yıllarda Türkiye ortalamasının altında seyrediyor; önceleri ulusal ortalamanın hayli üzerindeymiş. 1990'ların sonuna doğru ortalamaya inmiş, 2001 yılında da Türkiye'de adam başına gelir 2146 dolar iken Aydın'da 2017 dolar ile ortalamanın altına inmiş. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Sanayide üretilen katma değerin tarıma göre çok fazla olması, istihdam kapasitesinin yüksekliği nüfus artışıyla bir araya gelince sanayileşme ön plana çıkmış. Tarım alanlarının korunması neredeyse imkânsızlaşmış. Toprağın bu şekilde yok edilmesi ve yerine konulamaması geleceğin ciddi tehlikelerinin başında geliyor. Düz ovanın sağladığı ulaşım ve inşaat maliyetlerinin düşüklüğünün yarattığı rekabet avantajları tarımsal arazilerin daha çok tarım dışı kullanımına yol açıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Aydın'ın Büyük Menderes'in denize kavuşmasının son aşamasında yer alması ve havzadaki bütün sanayi tesisleri, jeotermal santrallar ile yerleşim yerlerinin atıkları için kanalizasyon olarak kullanılması onun ve bölge insanımızın geleceğini sıkıntıya sokuyor. Buharkent'te 1960'lardan beri atıklarını artık Menderes'e boşaltan Jeotermal santralın artık atıklarını Menderes'e değil, toprak altına pompalayacağı ileri sürülüyor. Umarız böyledir. Öte yandan kanalizasyonu olmayan ilçeler hâlâ atıklarını vidanjörlerle toplayıp Menderes'e boşaltıyorlar. Bölge halkı bu olumsuz gelişmelerin bilincine ancak yeni yeni veriyor. İmece usulü çözümler arayışı içinde. &lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SQm0ZQXjbYI/AAAAAAAAAIk/zttiliMZsNk/s1600-h/yenipazarda.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5262935985542622594" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SQm0ZQXjbYI/AAAAAAAAAIk/zttiliMZsNk/s320/yenipazarda.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Küresel ısınma ve su kaynaklarının azalması bu sürece yönelik tartışmalara yeni boyutlar kazandırıyor. Su kapasitesi açısından dünya ortalaması altında yer alan ülkemizde sulak alanlarının ve su kaynaklarının korunması özel önem taşıyor. Barajlar bir yandan elektrik üretimi anlamında büyük yararlar sağlarken bir yandan da Menderes'in ve ovanın doğal dengesini bozmakta, yeraltı sularının daha da aşağılara çekilmesine neden olmaktadır. Sellerin engellenmesi ve suyun daha da aşağılara çekilmesi dünyada insanın yaşaması için en elverişli ovalar arasında sayılan Menderes Ovası'nın giderek önemini kaybetmesine, yok olup gitmesine yol açacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Soruna standart bir sanayileşme, şehirleşme ve gelişme perspektifinden baktığımızda başka bir seçenek de görünmüyor. Sanayi tarıma göre daha fazla katma değer üretiyorsa tarıma ne gerek var sonucuna ulaşılmamalı. Bu nedenle konu hem çok ciddi hem de bir iki kurumun veya kişinin sorumluluğuna bırakılamayacak kadar da önemli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"İşte bu nedenle mutlaka bölgeye yönelik yeni bir vizyon geliştirilmelidir. Başkalarını, başka şehirleri veya bölgeleri taklit ederek gidilecek mesafe bellidir. Geleneksel yapının ötesinde üniversite anlamında, turizm anlamında, tarım anlamında, tarımsal yapılanma anlamında, doğal hayatın korunması anlamında yeni açılımlar üretilmelidir. Bu açılımlar Aydın'a ve Büyük Menderes Ovası'na yepyeni bir ivme ve canlılık kazandıracaktır." &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Soydemir, Menderes Vadisi'ni antik cağlardaki bereket ve dinamizme yeniden döndürmek için sadece Aydın'ın ve bölgenin yerel yöneticilerinin ve üniversitelerinin değil ülkenin kollektif aklının da harekete geçirilmesinde ısrarlı. Oluşturdukları "&lt;strong&gt;Aydın ve Büyük Menderes Platformu&lt;/strong&gt;" işte tam da bu amaca hizmet ediyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tekerleği yeniden icat etmeden uluslararası deneyim ve fonlardan da yararlanarak basarili bir bölgesel kalkınma modeli geliştirmeyi ve bunu etkin şekilde uygulamayı kafaya koymuşlar. Önümüzdeki yıl bunları tartışıp eylem ve uygulama planını belirlemek üzere platformun ilk zirve toplantısını gerçekleştirmeyi öngörüyorlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ege'yi seven herkes bu girişimlere gönülden ve beyinden destek vermeye hazır olmalı. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-6487812770034911886?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/6487812770034911886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=6487812770034911886&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6487812770034911886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6487812770034911886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2008/10/byk-menderes-vadisine-yeni-vizyon.html' title='Büyük Menderes Vadisi&apos;ne Yeni Vizyon'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SQmzs7AI6AI/AAAAAAAAAIc/Nz2gWLYJxp0/s72-c/ogutcu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-2231516435034103140</id><published>2008-06-17T11:43:00.005+03:00</published><updated>2008-06-17T11:59:07.107+03:00</updated><title type='text'>BÜYÜK MENDERES HAVZASI SU YÖNETİMİNDE SON DURUM</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Büyük Menderes Nehri bir çok çalışmanın yanısıra bir de bazı AB üyesi ülkeler ile Türkiye arasında başlatılmış olan Su Yönetimi hakkında Eşleştirme Projesi kapsamında pilot bölge olarak ele alınmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşleştirme Projesinin amacı, AB’nin su yönetimi ile ilgili ve kirlilik azaltma programları ile ilgili bilgisini ve tecrübesini Türkiye ile paylaşması ve ilgili AB mevzuatının ülkemizde de uygulanabilirliğinin test edilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Su Çerçeve Direktifi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği (AB) tarafından 23 Ekim 2000 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren “Su Çerçeve Direktifi” (SÇD) Avrupa sularının sürdürülebilir ve entegre yönetimini amaçlamaktadır. Direktif, üye ülkelerde 2015 yılına kadar bütün su kütlelerinin “iyi ekolojik statüye” kavuşmasını hedef olarak belirlemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd7lXzhC9I/AAAAAAAAAH0/XlZfVPlWOPI/s1600-h/2087217652_a150fc0557_b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212770975680105426" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="164" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd7lXzhC9I/AAAAAAAAAH0/XlZfVPlWOPI/s320/2087217652_a150fc0557_b.jpg" width="225" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bundan böyle su yönetimi AB ülkelerinde bir ulusal düzenleme alanı olmaktan çıkarak su ile ilgili mevzuat ve uygulamalar bir yeknesaklığa kavuşturulmuştur. Artık AB’de su kütlelerinin temizlenmesi, kirletilmemesi işleri bir çerçeve direktif içerisinde yapılmaktadır. Aynı zamanda sınırı aşan sular ve uluslar arası işbirliği gerektiren nehirlerde taşıma ve taşkın yönetimi gibi konuların ülkeler arasında nasıl düzenleneceği de bu Direktifte yer almış. Artık AB’ne üye ülkeler bu konularda yapacaklarını ve durumlarını bir rapor halinde sürekli Komisyon’a göndermek durumundadırlar. Belli tarihlere kadar yapmak zorunda oldukları belli işler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’nın nehirlerinin bizim nehirlere benzeyen ve benzemeyen yönleri bulunmaktadır. Tuna gibi, Ren gibi çok büyük kütle ve uzunlukta nehirler olduğu gibi, Büyük Menderes Nehrinden daha küçük nehirler de mevcuttur. Dolayısıyla AB ülkeleri su yöneticilerinin değişik su kütleleri hakkındaki tecrübe ve bilimsel bilgileri çok ileri düzeyde bulunmaktadır. Avrupa Komisyonu tehlikeyi erkenden görmüş ve nehirler, göller ve sahiller gibi tüm su kütlelerinin nasıl temizleneceğini, daha doğru bir ifadeyle nasıl ekolojik açıdan iyi bir duruma gelebileceğinin yollarını sözü geçen Direktif ile göstermiştir. Bunun için tüm üye devletlere 2015 yılına kadar mühlet verilmiş bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye ve SÇD&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin resmi olarak Su Çerçeve Direktifi’ni üstlenme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bunun nedeninin ülkemizin sulamaya dayalı kalkınma politikası izlemekte olduğu ifade edilmektedir. &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd8Lpy2lcI/AAAAAAAAAH8/nstg_fk8rZs/s1600-h/IMG_1181.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212771633344189890" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="195" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd8Lpy2lcI/AAAAAAAAAH8/nstg_fk8rZs/s320/IMG_1181.jpg" width="248" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, SÇD’nin Türkiye’de uygulanmasına yönelik bir çok proje ve program da mevcuttur. Bu projeler Çevre ve Orman Bakanlığı ile yine aynı Bakanlığa bağlı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve AB ortakları ile yürütülmektedir. Bundan önce bitirilmiş olan projelerin neticesinde “mevcut durumda, ülkemizin bazı özel şartlarından da dolayı, Su Çerçeve Direktifi’nin kısa ve orta vadede uyumlaştırılması ve uygulamaya konulması çok zor görülmektedir.” sonucu ortaya çıkmıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna göre kısa ve orta vadede ülkemiz su yönetiminde Su Çerçeve Direktifi’nin yönlendirici olmayacağı söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Büyük Menderes Nehrinde durum&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Nehrinin pilot bölge olarak ele alındığı bundan önceki projenin Havzamız için ne gibi pratik sonuçları olduğunu bilemiyoruz. Bu konuda kamuoyuna bir sonuç açıklaması yapılmamıştır. Öte yandan proje kapsamında oluşturulan Havza Çalışma Grubunun ve elde edilen Nehir Havzası Entegre Yönetim Planının politika oluşturmada ve uygulamada yarar sağladığını umuyoruz. Umuyoruz, zira Çalışma Grubunun daha sonraki faaliyetleri ile Yönetim Planı kamuoyu ile paylaşılmadığı için bu kazanımların havzadaki karar ve uygulamalara nasıl esas teşkil ettiğini veya ne derece yararlı olduğunu saptama ve değerlendirme imkanından yoksunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevcut proje kapsamında AB ülkelerinin kirlilikle başa çıkma deneyimleri işimize yarar mı bilemiyorum, ancak Büyük Menderes hakkındaki sorunun ne yapılacağını bilmememizden değil, bunu yapacak irade olmamasından kaynaklandığını ve hatta olan iradenin sorunlara yol açtığını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havzamızda bazı sorunlar kronik hale gelmek üzeredir ve idaremiz de bunun farkındadır. Kirlilik kaynaklarının envanteri var mıdır, yok mudur bilemiyoruz. Kirlilik kaynaklarına, kirletenlere ceza verilmekte midir ve verilen cezalar uygulanmakta mıdır, bunu da bilmiyoruz. Bundan sonra Büyük Menderes Nehrinin ve kollarını oluşturan su kütlelerinin hidromorfolojik yapısı bozulmaya devam edilecek midir, yoksa ekolojik haline geri mi getirilmeye çalışılacaktır, bu konuda da bir bilgi sahibi değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nehirde son su durumu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halen çevresine moloz, kaya ve toprakla setler dikilmiş ve tabanı kazınmış nehirde ekolojik yaşama elverişli su bulunmamaktadır. Sulama mevsiminde bırakılmak üzere barajlarda ve rezervuarlarda su biriktirilmektedir. 2008 yılı sulaması için hazırlanan plan ise havzada herkes ürününü ektikten sonra sulama birliklerine gönderilmiştir. Bundan sonraki süreçte muhtemelen, yetkililer tarafından, suyun idareli kullanılması, su istemeyen ürünlere öncelik verilmesi ve damla sulama sitemine geçilmesi konusunda uyarılar yapılacaktır. &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd8YRGxRTI/AAAAAAAAAIE/g15PrXpdthQ/s1600-h/032.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212771850055140658" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="186" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd8YRGxRTI/AAAAAAAAAIE/g15PrXpdthQ/s320/032.jpg" width="241" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyarılardan etkilenen üreticilerin bu tarihten sonra suyu tasarruf etmesi için tek yöntem, tarlasını bozması ve sulama yapmaması olacaktır. Zira artık mahsul ekilmiş ve sulama aşamasına gelinmiştir. Geçen senelerden süregelen bir tahmin ve planlama sistemi olmadığı için planlama, bahar yağmurları beklenerek yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sistemde öngörü, zaman ve yağış sistemini programına alan bir analiz yoktur. Yapılan temel olarak mevcut suyun sulama birliklerine, çeşitli kriterler esas alınarak bölüştürülmesidir. Proaktif değil, reaktif bir uygulamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Havzada ekoloji durumu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes’te halen canlı yaşam en alt düzeydedir. Zira kışın yağışlarla artan su seviyesi, barajların tamamen kapatılmasıyla bahar aylarından itibaren hemen düşmüştür. Bu seviye nehirde bir canlı hayatın sürmesine olanak tanımamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözkonusu durumun nehirde ve bağlantılı sulak alanlarda doğal yaşamın devamı için son derece elverişsiz bir duruma neden olduğu düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehirlerin ve barajlar gibi suni su kütlelerinin yönetiminde, havzanın doğal yapısının ihtiyacının da dikkate alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Doğal hayatın sürmesine olanak tanıyacak minimum su miktarı kavramını tartışmaya başlamanın zamanıdır diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AB vizyonu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Havzasında ekolojik yapı ile sulama ihtiyaçlarının uyumlaştırılması halen sadece SÇD’nin ülkemizde uygulanması ve buna bağlı olarak havzamızda da ekolojinin ve ekonominin gereklerinin uyumlaştırılmaya çalışıldığı bir Nehir Havzası Entegre Yönetim Planının uygulanması ile mümkün olacağını düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda, her ne kadar ulusal gururumuzu zedeliyor da olsa, kendi kendimize yapamadığımız işleri Brüksel zoruyla yapmaya mecbur olacağız. Ulusal ve ulusüstü egemenlik ve karar alma sorunları Türkiye’nin 1963 yılında başlayan AB’ne tam üyelik süreci içerisinde kararlaştırılmıştır. Bu bakımdan, hiç de gerekmeyen bir konu da boşuna alınganlık gösterip gelişmeyi ertelemenin ve refahı geciktirmenin gereği yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd8mL1XHZI/AAAAAAAAAIM/busZnzTafQM/s1600-h/IMG_1224.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5212772089158114706" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="174" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd8mL1XHZI/AAAAAAAAAIM/busZnzTafQM/s320/IMG_1224.jpg" width="241" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Aslen, Avrupa Birliğinin kendi su kütlelerinin ekolojik durumunu, hem insanlar hem de diğer canlılar için yaşanabilir hale getirme amacını güden düzenlemelerini üstlenmemizin ülkemizin yararına olduğuna inanıyorum ve bu Proje sonucunda AB’nin su ve kirlilik hakkındaki düzenlemelerinin ülkemizde uygulanmasının gerekli olduğu ve bunların hemen üstlenilmesi gerektiği sonucunun çıkmasını istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun ilk güzel sonuçlarının Büyük Menderes Nehri havzamızda görüleceğine eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mehmet Ekizoğlu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Efeoğlu, Ayla., DSİ Genel Müdürlüğü, AB ile İlişkiler Şb. Md. Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi ve Türkiye’de Bu Alanda Yürütülen Çalışmalar başlıklı sunum.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-2231516435034103140?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/2231516435034103140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=2231516435034103140&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/2231516435034103140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/2231516435034103140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2008/06/byk-menderes-havzasi-su-ynetiminde-son.html' title='BÜYÜK MENDERES HAVZASI SU YÖNETİMİNDE SON DURUM'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SFd7lXzhC9I/AAAAAAAAAH0/XlZfVPlWOPI/s72-c/2087217652_a150fc0557_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-4153396998642774062</id><published>2008-05-18T15:09:00.009+03:00</published><updated>2010-03-10T18:28:01.398+02:00</updated><title type='text'>KÜRESEL ISINMA, NÜFUS, DOĞA VE BAZI PARADOKSLAR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5fIWvF2lgI/AAAAAAAAAPQ/_6gDcuv2QIE/s1600-h/Selim_Soydemir.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447042567251596802" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 166px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5fIWvF2lgI/AAAAAAAAAPQ/_6gDcuv2QIE/s320/Selim_Soydemir.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İktisatta tüketilen veya üretime katılan son birimin sağladığı fayda veya üretim marjinal fayda veya marjinal verim gibi kavramlarla açıklanır. Konuyu daha iyi anlatmak üzere verilen örnek ise genellikle bir tarlada çalışan sayısının artırılmasıdır. Çalışan sayısı artırılmaya başlandığında öncelikle iş bölümü organizasyonuyla beraber işçiler daha çok iş üretirler (marjinal verimlilikleri artar) ama daha sonra sayı arttıkça tarlanın sınırları (fiziki alan) genişlemedikçe bir birlerinin çalışmasını engellemeye başlarlar. Artık çalışan sayısının artması üretim artışını değil aksine üretime katılan son birimin üretiminde düşüşü (azalan marjinal fayda) getirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu son yılların dünya çapında en çok konuşulan ve hatta bir zamanlar dünyanın iki numaralı adamının (Al Gore) bile ön plana çıkardığı küresel ısınma ile beraber ve/veya onu doğurucu (küresel ısınmayı yaratıcı veya etkilerini artırıcı) rol oynamaktadır. Nitekim sanayileşme öncesi toplumlarda kullanılan teknolojiler ve teknolojilerin uygulamasında yararlanılan enerji kaynakları daha çok insan ve hayvan gücüne dayanan ve/veya rüzgâr gibi doğal kaynaklar olmuştur. Ancak buharın sanayide ve ulaşımda kullanılmaya başlamasıyla birlikte durum değişmiş, inorganik yakıtlar da sanayinin ve daha geniş anlamda da üretimin ihtiyaç duyduğu enerjinin üretiminde kullanılır olmuştur. Sanayileşme, şehirleşme, daha çok tüketim, üretici ile tüketicinin ayrılması, uzmanlaşma vs. derken dünya nüfusu patlamış ve nihayetinde 7 milyara ulaşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SDbB5b3ipOI/AAAAAAAAAHs/Mh2EtNvX4Og/s1600-h/evler.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5203559611950605538" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="163" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SDbB5b3ipOI/AAAAAAAAAHs/Mh2EtNvX4Og/s320/evler.jpg" width="210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Artık 7 milyar insan sağlıklı bir ortamda yaşamak, yeterli bir şekilde beslenmek, temiz hava solumak, soğukta ısınmak, sıcakta serinlemek, bir yerden bir yere yürüyerek değil uçakla-otomobille gitmek, telefonla konuşmak, televizyon seyretmek, okumak, okula gitmek gibi daha çok refah koşullarında yaşamak istemektedir. Üstelik bu küreselleşme ve haberleşme teknolojileri sayesinde Amerika’dan Afrika’ya, Afrika’dan Çin’e kadar yayılmakta olan bir talep artışını getirmektedir. Talep artışı ise daha çok üretimi getirmektedir. Daha çok üretim (veya tüketim) de refah artışı olarak kabul edilmektedir. Hâlbuki bu refah artışı doğanın daha çok tüketilmesini, doğanın daha çok tahrip edilmesini getirdiği açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sürecin yanında nüfusun artması (veya artırılması) da söz konusu tüketimin ve doğanın tahribinin daha da üst düzeylere tırmandırılmasını getirmektedir. İnsanoğlu bir yandan kendi yaşamını daha üst seviyelere taşımaya çalışırken, yeni çözümler (teknolojiler, beslenme, enerji, barınma ve ulaşım alanlarında) üretememesi halinde neslinin ve dünyanın sonunu daha da hızlandırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette bilimsel ve teknolojik gelişmeler doğanın kirletilmesini, tüketilmesini yavaşlatabilecektir, ama sayının 10 milyara ulaşması halinde dünya üzerinde insanoğlundan başka bir yaşama da yer kalmayacağı beklenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehirleşme ve Enerji: Paradoks 1&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Milyarlarca insanın yaşaması için şehirler kurulacak, bu şehirlerin kurulması için önce ormanlar, sonra tarlalar sonra sulak alanlar hep tahrip edilecek, yerlerine binalar, yollar, fabrikalar kurulacaktır. Bu yaşam alanlarını ısıtmak, soğutmak, insanların ve malların ulaşımını sağlamak amacıyla yüksek miktarlarda enerji (inorganik, nükleer, su, rüzgâr ve güneş) kullanılacaktır. Enerji (ısınma, serinleme ve ulaşım amacıyla) kullanımı bir yandan doğayı tüketirken, bir yandan da karbondioksit salımı yüzünden küresel ısınmaya ivme verecektir. Küresel ısınma iklimleri ve döngüleri önemli ölçüde etkiliyor ve dalgalanmalara yol açıyor. Kimi yerler daha çok ısınırken kimi yerler daha çok soğuyor. Bu da hem klima hem de ısıtıcı kullanımını artırıyor. Hem ısıtıcı hem de soğutucu kullanımının artması doğal olarak küresel ısınmanın etkilerini artırıcı bir durum oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SDAe7tiD7MI/AAAAAAAAAHU/WKsnjMT6VH0/s1600-h/endustri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201691580796497090" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 176px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px" height="210" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SDAe7tiD7MI/AAAAAAAAAHU/WKsnjMT6VH0/s320/endustri.jpg" width="204" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Öte yandan daha çok insanın bir arada oturduğu şehirlerin giderek kalabalıklaşması, genişlemesi, yaşayanların (hem kişi olarak hem de işletmeler olarak) temiz su ihtiyaçlarını daha da artırmakta, aynı zamanda atık sularının da temizlenmesi zorunluluğunu gündeme taşımaktadır. Doğal olarak bu işlemler yoğun enerji kullanımını ve ardından da küresel ısınmayı tetiklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Enerji ve Beslenme Sorunu: Paradoks 2&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tabiî ki bu süreç içinde küresel ısınmanın etkilerini azaltmak amacıyla fosil bazlı yakıtların yerine bio yakıtların kullanımı desteklenmektedir. Bu amaçla da tarımsal alanların bio yakıtlar için kullanılması da tarımsal üretimi (hem de fiyatları) olumsuz yönde etkileyecektir. Bu süreç, beslenme sorunlarını (bazı bölgelerde açlığa da yol açabilecektir) daha da derinleştirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya nüfusunun bugünkü nüfustan çok az olduğu dönemlerde onların beslenmesi ve barınmasının sağlanması ciddi sorunlar yaratmamakta idi. Nüfus arttıkça daha çok gıdaya bunun içinde ekilebilir araziye olan ihtiyaç artmaktadır. Çünkü daha çok gıda üretimi için aynı alan araziden (hatta daha az araziden) daha çok ürün elde etmeyi zorunlu kılmaktadır. Ekilebilir araziler artmayacağı (dünya büyümemektedir) dikkate alınırsa verimin bir şekilde artırılması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu da şimdiki teknoloji ile daha çok gübre ve ilaç (hormon, genetik yapısı oynanmış gıdalar vs…) demektir ki üretimin sağlıklığı hep tartışmalara konu olacaktır. Hem bio yakıtlar için hem de daha çok gıda için ekilebilir araziyi genişletmenin yolu ise her gün eksilen ormanların daha da hızlı tüketilmesini getirecektir. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SDAfT9iD7NI/AAAAAAAAAHc/k5tFZhNUEN0/s1600-h/wind_e.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201691997408324818" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="141" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SDAfT9iD7NI/AAAAAAAAAHc/k5tFZhNUEN0/s320/wind_e.jpg" width="192" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Güvenlik ve Sosyal Güvenlik: Paradoks 3&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eski çağlarda ailenin, klanın veya şehrin veya devletin korunması genç savaşçı erkek nüfusun varlığına bağlıymış. Bu aynı zamanda üretici kapasite demekmiş. Üretimde insan gücünün esas olduğu dönemler bunun en önemli olduğu dönemlermiş. Üstelik insanları hastalıkların sürekli tehdit ettiği dönemlerde insanların topraklarını ve bugünlerini düşmandan rakiplerden korumaları, üretmeleri (işgücü olarak, tarlaları işleyecek birileri olarak) ve geleceklerini güvence altına almaları kafa sayısına (özellikle erkek nüfusa) bağlıymış. Nitekim o dönemlerin büyükleri sanırım bu ekonomik, güvenlik ve sosyal gereklerden hareketle nüfuslarını artırmayı teşvik etmişler ve hatta bununla övünmüşlerdir. Kurtuluş savaşının ardından gelen dönem de tam böyle bir dönem olmuş. Nüfusun artırılması bu amaçla istenmiş ve hatta teşvik edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak yaşadığımız dönemde korunma veya üretim kapasitesi iş gücünün sayısal fazlalığıyla değil verimliliğiyle ölçülmekte ve hatta iş gücünden çok teknolojik kapasiteler dikkate alınmaktadır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kaç noktanın altını çizmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Basit hesaplamalarla Türkiye'nin nüfus artış hızı 1960lardan bu yana %1 ler düzeyine inseydi bugünkü adam başına milli gelir en azından 10000 dolarlar (yeni hesaplama öncesi rakamlarla) düzeyinde olacağı rahatlıkla ileri sürülebilir. Üretilen hâsılanın daha az kişi tarafından paylaşılması adam başına milli geliri artıran ana husustur. Ancak hep ileri sürüldüğü gibi nüfusun yaşlanması vs konusunda ise malum olduğu üzere memleketimizde ciddi bir işsizliğin olduğundan hareket edilirse dikkatlerin ve çalışmaların nüfusun yaşlanmasından daha çok işsizlik gibi sorunlara çevrilmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nüfus Artış Hızı Adam Başı Gelir Endeksi&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;(1968-2005) % (1968=100) 2005 değeri tahmini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1,94* 215&lt;br /&gt;1,75 238&lt;br /&gt;1,50 278&lt;br /&gt;1,25 334&lt;br /&gt;1,00 417&lt;br /&gt;(*) Cari değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SDAgWtiD7OI/AAAAAAAAAHk/UUlaF7Db9is/s1600-h/petrol.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5201693144164592866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="150" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SDAgWtiD7OI/AAAAAAAAAHk/UUlaF7Db9is/s320/petrol.jpg" width="195" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Görüldüğü gibi nüfus artış hızını yarıya indirebilseymişiz adam başı gelirimiz diğer şeyler eşit varsayımı altında tam iki kat artabilecekmiş. Bir de buna kaynakların (bina ve alt yapı gibi) nüfus artışının getirdiği yatırımlar dışındaki alanlarda değerlendirilmesi nedeniyle elde edilecek olan etkiler ilave edildiğinde artışın çok daha fazla olacağı açıktır. Kaynaklar daha insan sermayesine, sosyal sermayeye yani eğitime ve sağlığa gideceği için gelir düzeyi bildiğimizden daha farklı düzeyde gelişebilecekti. Ama maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Ama daha da önemli olarak memleketin karar vericilerinin mutlaka ele alıp tartışması gereken bir başka noktada insan sermayesi olarak tanımlanan konudur. İnsan kaynaklarının okuması, eğitimi, sağlığı, yaşam koşulları, çevre ile olan ilişkileri bu kapsamda değerlendirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;v Eğitime ve sağlığa ayrılan kaynakların ne kadarının bina vs. yapımına gittiği tartışılmalıdır. Nüfus artışının yüksekliği yatırımların öncelikle bina vs şeklindeki yatırımlara yönelmesini zorlamaktadır. Çünkü çocuğu okutmanın yolu öncelikle bina oluşturmasından, sağlık götürmenin yolu da öncelikle hastane binası oluşturmasından geçmektedir. Yapılan her bina (yeraltı veya yer üstü) doğal dengeleri şu veya bu şekilde etkilemektedir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;[2]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Fakat nüfus artışı kabul edilebilir düzeylere indirildiğinde ise bu harcamalar artık binaya değil doğrudan doğruya çocuklara, öğrenciye, öğretmene, kitaplara, sınıfların sağlılığına, hastane hizmetlerinin niteliğinin artırılmasına yönlendirilebilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;v&lt;br /&gt;Nüfusu yüksek oranlarda artırmak esas olarak belediyecilik hizmetlerinin de aynı şekilde alt yapı yatırımlarına kanalizasyon, su şebekesi, Ankara’ya Kızılırmak’tan su getirilmesi, yol yapılması gibi unsurlara yönlendirilmesini getirecektir. Doğal olarak bu tür her müdahale hem doğanın yapısını bozacaktır, hem de karar mercilerinin öncelikli konuları arasında alt yapı yatırımları yer alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hâlbuki aynı şekilde nüfus artışı kabul edilebilir (%1–1,5) düzeylere indirilmesi kaynakların diğer (ölü) yatırımlardan insana doğru kaydırılmasını getirecektir. İnsana (eğitim, sağlık vb…) yapılan yatırım ise uzun dönemde en verimli ve getirisi en yüksek olan yatırım alanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;v Nüfusun parmakla sayılabildiği ve devletin sosyal ve hukuki güvenceler temin edemediği toplumlarda en önemli güvenlik "topraklarına göz diken rakip aşiretin/klanın saldırılarından korunmanın yolu daha çok eli sopa (kılıç) tutan genç erkelere sahip olmaktan geçmektedir. Üstelik, işgücü ihtiyacı da tarlada “bila ücret” çalışacak çok sayıda “kız ve erkek” çocuğu ile karşılanması yoluna gidilmektedir. Aynı şekilde kalabalık aileler bu şekilde sosyal güvenliği de oluşturmaktadır: "Benim oğlum beni bakar". Hâlbuki şehirleşme bütün bu yaklaşımları tersine çevirmektedir. Köyde doğa ve toplum nüfus artışını kabul edebilmektedir. Bir yere kadar. Çünkü şehirleşme ile bu süreç ortadan kalkmakta sosyal devlet ve sigorta mekanizmaları bu açığı karşılamaktadır. Ancak bağımlılık oranı olarak tanımlanabilen (emekli sayısı/çalışan sayısı) oranının artırılması ya emekli sayısının azaltılması ya da çalışan sayısının artırılması ile mümkündür. Ancak her iki durumda kendi içinde ciddi sorunları ve paradoksları taşıdığı açıktır.&lt;br /&gt;Aynı miktar toprağın, suyun, daha çok enerjinin giderek daha çok sayıda insan tarafından kullanılması sonunda sosyal patlamalar ve doğanın yok edilmesini getirebilecektir. Başka yaşanacak bir dünya da olmadığına göre bu dünyanın korunması için ve koruyucu tedbirler (caydırıcı olmak gibi) alınması için ciddi adımlara ve teknolojik gelişmelere (yeni enerji üretimi ve kullanımı gibi, yeni gıda türleri gibi, daha az karbondioksit salınımı gibi) ihtiyaç vardır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dr. Selim SOYDEMİR &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Eğer üretim teknoloji olarak ve kapasitesi olarak emeğe dayalı bir yapılanma esas alınırsa hemen karşımıza rekabetin ucuz iş gücüne dayanarak yapılması çıkmaktadır. Örneğin rakiplerden Çin’in çocuk iş gücünü yoğun olarak kullanması durumunda rekabet edebilmek için çocuk iş gücünü kullanmak ve artırmak gerekebilir. Bu durumun gelecekte yaratacağı sosyal ve insani sorunlar ise bambaşkadır.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftnref2" name="_ftn2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Doğal olarak bu çevre ve dünya sadece bizim değil paylaştığımız diğer canlılara da aittir. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-4153396998642774062?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/4153396998642774062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=4153396998642774062&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/4153396998642774062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/4153396998642774062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2008/05/kresel-isinma-nfus-doa-ve-bazi.html' title='KÜRESEL ISINMA, NÜFUS, DOĞA VE BAZI PARADOKSLAR'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/S5fIWvF2lgI/AAAAAAAAAPQ/_6gDcuv2QIE/s72-c/Selim_Soydemir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-3708835471873373126</id><published>2008-04-16T12:02:00.005+03:00</published><updated>2008-04-16T12:15:26.795+03:00</updated><title type='text'>ZEYTİN VEJETASYON SUYU HAKKINDA</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDFj-2NpI/AAAAAAAAAGs/9m8ZgHdd0Zw/s1600-h/zeyt.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189768645939967634" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 140px; CURSOR: hand; HEIGHT: 196px" height="226" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDFj-2NpI/AAAAAAAAAGs/9m8ZgHdd0Zw/s320/zeyt.jpg" width="158" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Zeytin Vegetasyon Suyunun Tarımda Geri Kazanılmasının Gerekçeleri ve Yaratacağı Katma Değer:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Zeytinyağı sektöründeki yaratacağı katma değer:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağı Üretim rekoltesi %16, yani 24,000 ton artacaktır. Neden ? Çünkü atık dediğimiz karasu %2- ile %5 zeytinyağı içermektedir.( Bakınız ZAE yayınları, Zeytin Karasuyu Kitabı) Bu ise ortalama 800,000 ton/yıl atık karasu üreten ülkemizde % 3 yağ kazanımı ile 24,000 ton zeytinyağı demektir. 4,000.-YTL/Ton fiyat ile 96,000,000.-YTL = 55,000,000.-euro ek katma değer demektir. Türkiye, bu miktar kadar, daha fazla zeytinyağı üretmiş olacaktır. Bu rakam, Türkiye de yapılması istenen 50 arıtma tesisi için harcanacak olan toplam yatırım tutarının 5 katına eşdeğerdir, Türkiye bunu isterse arıtmadan ve çevresini de kirletmeden bir yılda geri kazanabilir. Ne ile? Yeni yatırım ve yasal düzenlemeleri ve teşvikleri yeninden planlayarak ve uygulayarak. Şimdi, bu günkü duruma bakarak 10,000,000.-euro harcayıp arıtma tesisi kurulacak ve çalışması için de her yıl para harcanacak. Ne kadar mı harcanacak ? Aldığımız bilgi çerçevesinde Arıtmak için ton başına 50.-YTL ek kaynak tüketilmektedir. Yani; 800,000.-ton yıl atık vegetasyon suyu için 40,000,000.-YTL/yıl = 23,000,000.-Euro demektir. Bunu kim ödeyecektir? Çalışkan Sanayicimiz ve Milletimizin Efendisi Üreten Çiftçilerimiz. Çok geçmeden uygulamanın yanlışlığı fark edilerek en çok 3 yıl sonra 10,000,000.-euronun çöpe gideceğinden başka , aynı zamanda her yıl 23,000,000.-euro da çalışması için heba edilecektir. Ayrıca hasıl olabilecek 55,000,000.-euro/yıl dan da vazgeçilmiş olacaktır. Bunu kimler, ne için yapar ya da yapmak isterler araştırma daha doğrusu soruşturma konusudur. Bu konu ile ilgili çıkarılacak yasa ve düzenlemelerden ve uygulamalardan dolayı, İlgili kurum ve Yetkililerini göreve davet etmek isteriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Çevre kirliliği problemine olan katkısı : &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDND-2NqI/AAAAAAAAAG0/ScVMx5KSdbg/s1600-h/zeyt1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189768774788986530" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDND-2NqI/AAAAAAAAAG0/ScVMx5KSdbg/s320/zeyt1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 faz çalışma sisteminin benimsenmesi ile kirlilik ortadan kalkacaktır. Bu sayede Arıtma tesisleri için harcanacak 10,000,000.-euro sektör yatırımlarının desteklenmesine teşvik olarak kullandırılabilir. Çünkü 1 yılda, 5 katı geri dönecektir. Kirlilik sebeplerine kısaca bir göz atmak gerekirse; Bugün Zeytinyağı üretim tesislerindeki mevcut “Vegetasyon Suyu” dinlendirme ve bekletme havuzlarının ( Lagünlerinin) yetersiz olması sebebi ile en yakın yere çok fazla miktarda deşarj edilmektedir. Bu sebeple içerdiği yağ ve yağlı posa (zeytinin eti, suyu) ile toprak yüzeyinde geçirimsiz bir katman oluşturmaktadır. Geçirimsiz olduğundan Toprak altındaki canlılık ancak oksijenle hayat bulduğundan, havalanamayan toprak içindeki bitki kökleri ve mikroorganizmalar havasızlıktan ölmektedir. Evet, Havasız kalan toprak nedeniyle içindeki yaşam son bulmaktadır. Buna sebep; atık suyun yoğun olarak bir yere kontrolsüz deşarj edilmesidir. Dinlenmediği için ve kontrolsüz gelişi güzel bırakıldıklarından ve uygun topraklar seçilmediğinden uygun miktarlarda verilmediğinden, sonuç kirlilik olmaktadır. Buna Organik zenginliğin kullanılamamasının yarattığı müsriflik demek daha doğru. Sanayici Atık Vegetasyon Suyunu asla, hiçbir zaman atmasın demek bu konuyu çözmez, kangren haline getirir. Şimdiki uygulamada organik atığın her şekilde deşarjı yasa ile yasaklanmıştır. Yani deşarjın tespiti halinde 28,000.-YTL para cezası sonra da hapis cezası. Üretim sonucu çıkan vegetasyon suyu bugün herhangi bir değer ifade etmediğinden Zeytinin işlendiği Sanayi Tesislerinde bırakılmakta, sanayici de bunu hiçbir yere atamaz durumda çaresizdir. Burada anlatılması istenen çözüm önerimizi açıklamak gerekirse ; 1 zeytinyağı üretiliyor ise 5 katı Vegetasyon suyu hasıl olmaktadır. Zeytinyağının üretici ekonomisine doğrudan katkısı vardır ve değerlendirilmektedir. Suyu ne bir değer olduğu bilinmediği ve kullanılması için herhangi bir planlama yapılmadığı için Sanayici ile baş başadır. Doğrudur, atılmasın. Elde tutulsun belli bir süre (önerilen 30 gün). Sanayici hepsini değil ama 30 günlük atık miktarını tutacak altyapısını hazırlasın. Çünkü bu süre sonunda kirlilik yükü %70 oranında azalmış olmakta ve zararlı bileşikler faydalı duruma gelmektedir. Bu konuda İtalya 1996 senesinde tarımda kullanılması ile ilgili kanun hazırlamış ve uygulamış 2005 yılında ise gerek görülen düzeltmeler ile detaylandırılmış ve tarımda kullanılırlığı pekiştirilmiş, nasıl daha iyi faydalanılacağı tarif edilmiştir. AB üyesi yolunda adım adım hazırlanırken bu günden yarını görerek yapılaşma içinde olmamız Yarınları güvence altına almamızın bir gereğidir. Üye olmadan bile değiştirmek zorunda olduğumuz yasalara bir göz atınız. Çevre kanunu da bunlardan birisi ve vegetasyon suları da bu kanunun içinde değerlendirilmektedir. Bu hazırlık 2 faz çalışılması durumuna geçene kadar kirlilik yükünü faydaya dönüştürürken, 2 faz çalışılması durumunda da rezerv sulu prina havuzu olarak kullanılacak ve sevk problemlerinde tesisin üretimini aksatmayacaktır. Bu sayede Daha kaliteli yağ elde edileceğinden ve daha çok yağ hasıl olacağından Türkiye de bir gün 2 faz çalışma, geçerli yöntem haline gelecek ve atık Vegetasyon Suyu çıkmaz olacaktır. Ve hepsinden önemlisi kirlilik bitecektir. Bu konuda vizyon sahibi her sektör temsilcisinin rahatlıkla görebileceği bir detaydır. Bu sayede 2 faz prina işleyecek yeni tesislerin önü açılırken azalan ve faydalı hale getirilen ve belli bölgelerde toplanan faydalı atığı mevcut altyapı ve oluşumlar ile tarımda kazanmak karlılık yaratacaktır. Kaynağımız Heba olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Vegetasyon Suyu sorun değil aynı zamanda Tarım Sektörü için yeni bir Kaynak olacaktır. Tarım topraklarımızda organik madde % 0,5-1,5 arasında çok fakirken, Kontrollü uygulamalar sonucu %2,5-5 normal değerlere gelmesi sağlanabilir. Bunun için Mevcut altyapıyı uygun dönemlerde, kontrollü kullanarak. Ek yatırım yapmadan Devletten destek değil, sadece izin isteyerek. Yatırımcıyı bu yönde teşvik ederek.Bu konudaki uygulama yönetmeliklerini ve yasal düzenlemeleri doğru yaparak. Müstahsile uygulama yöntem ve bilgisini tarım teşkilatı altyapısında vererek. Sonuçta yaratacağı katma değer için ipucu vermek gerekirse; Pamukta 100 kg/da, Mısırda 200Kg./da verim artışı alındığı literatür ve uygulama sonuçlarıdır. Birim fiyatları üzerinden, fazla ve kaliteli alınan ürün miktarının YTL tutarı, atılmayan gübre ve ilaç Parası, hepsinden önemlisi kıt su kaynaklarımıza rağmen Kullanılabilir hale geldikten sonra Tarım arazilerinde gübre etkisinden faydalanılacak , susuzluk yaşanan tarım topraklarında, toprak yapısının iyileşerek su tutma kabiliyeti yükseltilmesinde kullanılacaktır. Karasuyun suyundan da istifade edilebilmesi vs. vs hesaplanarak Katma değeri bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;Ne kadar saha da uygulanabileceği ise eldeki sınırlı Vegetasyon Suyu kaynağı açısından, miktarına endeksli bir hesaplama daha doğru olacaktır. Tarımda kullanımı 5-8 ton / dekar uygun tarım arazileri için önerilmektedir. Bakınız İtalya da 1996 da çıkarılmış kanun ve 2005 yılı Temmuz ayında daki kararname. Türkiye deki atık Zeytin Vegetasyon Suyu ne kadardır? 150.000.-ton/yıl zeytinyağı için 5,5 katı yağlık zeytin kabul edilebilir bu da aynı miktarda karasu demektir. Yani 825,000.-ton atık Zeytin Vegetasyon Suyu demektir. Bu da 103,125 dekar tarım arazisi demektir = 103,125,000 metrekaredir. =100 km kare alan yeterlidir. Yani eni ve boyu 10 km olan bir tarım alanı yeterli görünüyor. Biz artan zeytin üretimi ve olağan üstü üretim miktarları desek de bu atık Zeytin Vegetasyon suyumuzu 150 km kare alanda kullanmak problemi çözmektedir. İşte bu kadar az alan ancak organik tarım için tesis edilmiş organize sera üretim alanlarında kullanmak kaynağa en uygun kullanım olacaktır. Bunu da planlamak zor olmasa gerek. Bu konuyu hangi kurum, nasıl düzenlemelidir meclisimizde teşekkül etmiş Zeytin ve zeytinyağı araştırma komisyonunun asli görevi olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Zeytinyağı Sektörüne üretim amaçlı yeni tesis yatırımları kazandırılırken, sağlanan katma değer, yüksek ve istihdam sağlayıcı olacaktır. Sağlanacak ek istihdam işsizlik sorununa faydadır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDTz-2NrI/AAAAAAAAAG8/qDLSd5BOiJ4/s1600-h/zeyt2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189768890753103538" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDTz-2NrI/AAAAAAAAAG8/qDLSd5BOiJ4/s320/zeyt2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;5. Türkiye gelecekte daha çok zeytinyağı ve daha kaliteli zeytinyağını ucuza üretmiş olacaktır. Tüketimi ve toplum sağlığını da olumlu etkileyen önemli bir katkıdır. Ortalama ölüm yaşı yükselecek, daha sağlıklı ve dinç toplum bireylerinin oluşması desteklenmiş olacaktır. (En uzun yaşayan insanların Girit adasında olması bir tesadüf değil kişi başı ortalama 24 Kg/Yıl zeytinyağı tüketmelerindendir. Bu günün Türkiye sinde kişi başı tüketim ortalama 1,5 - 2 kg/yıl olduğu; İhracat ve üretim miktarları ile nüfus sayımızın matematik hesabında görülmektedir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Sektör atıkları kıymetlendirildiğinde atıklar kayıt altına girecek dolayısı ile üretimde kayıt altına alınmış olacaktır. Üreticiye sağlanan destek kendiliğinden sektör içinde verilmiş olacak ve kayıt dışı işlem ortadan kalkacaktır. Sektör atıklarından elde edeceği kazancı müstahsili ile paylaşacak, sanayici tamamlayacağı sektör yatırımları ile hizmet ve ürün kalite&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDcD-2NsI/AAAAAAAAAHE/aYLLYEklO4k/s1600-h/zeyt3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5189769032487024322" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDcD-2NsI/AAAAAAAAAHE/aYLLYEklO4k/s320/zeyt3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;sini yükseltirken artan üretimi ile verim, birim maliyeti azalacaktır. Üründe KG başına destek alan üretici, kaliteli ve çok Ürettiği için desteklenmiş ve üretime özendirilmiş olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. İstatistik ve rekolte verileri daha doğru, buna bağlı yatırım planlama, üretim politikaları ve pazarlama stratejileri yerinde olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.Tarım topraklarımızın organik yapısı güçlenen ve su tutma kabiliyeti de iyileşen topraklar olduğunda, entansif tarım uygulamaları etkisi, var senesi yok senesi ürün rekolite dalgalanmasını en aza indirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M.Taylan ŞENOL – Zir Müh. / İşl.&lt;br /&gt;Aydın Sanayi Odası Zeytinyağı Meslek Komitesi Mec. Üy.&lt;br /&gt;Zeytinyağı Üreticileri Dayanışma Derneği Bşk. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-3708835471873373126?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/3708835471873373126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=3708835471873373126&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/3708835471873373126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/3708835471873373126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2008/04/zeytin-vejetasyon-suyu-hakkinda.html' title='ZEYTİN VEJETASYON SUYU HAKKINDA'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/SAXDFj-2NpI/AAAAAAAAAGs/9m8ZgHdd0Zw/s72-c/zeyt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-6664546614545182019</id><published>2008-03-19T14:46:00.009+02:00</published><updated>2009-03-06T17:38:28.153+02:00</updated><title type='text'>AYDIN DSİ TOPLANTISI</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-EMByW0qsI/AAAAAAAAAGM/JfUEE5b_HpA/s1600-h/menderes_logo1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179434271289682626" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 94px; CURSOR: hand; HEIGHT: 91px" height="170" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-EMByW0qsI/AAAAAAAAAGM/JfUEE5b_HpA/s320/menderes_logo1.jpg" width="160" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bilindiği gibi, Büyük Menderes Platformu 2006 Aralık ayında kurulmuş bir sivil toplum platformu olarak, Büyük Menderes Havzasının doğal kaynaklarının yönetiminde entegre, akılcı ve katılımcı bir anlayışın yerleştirilmesi ve bu kaynakların gelecek nesillerce de kullanılabilmesini teminen sürdürülebilirlik anlayışı içerisinde yönetilmesi amaçlarını taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2007 Yılı Aralık ayında başlatılmış olan “Türkiye’de Su Sektörü İçin Kapasite Geliştirilmesi” AB Eşleştirme Projesi kapsamında Büyük Menderes Nehri Havzası pilot bölge olarak belirlenmiş bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-ENYSW0qvI/AAAAAAAAAGk/mGEGIB6Al_Q/s1600-h/march_08+008.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179435757348367090" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 159px" height="167" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-ENYSW0qvI/AAAAAAAAAGk/mGEGIB6Al_Q/s320/march_08+008.jpg" width="206" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Projenin birinci önemli amacı, AB Su Çerçeve Direktifine uygun bir taslak Nehir Havzası Yönetim Planı elde edilmesidir. İkinci önemli sonuç ise Tehlikeli Maddeler Direktifine uygun bir Kirlilik Azaltma Programıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platformumuz, projenin genelinde ve pilot bölge çalışmalarında ilgili sivil toplum kuruluşu olarak katılım göstermeyi amaçlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çerçevede, 17 Mart 2008 tarihinde Aydın’da DSİ 21.Bölge Müdürlüğü nezdinde gerçekleştirilen toplantıya Platformumuzu temsilen bir heyet katılarak Platformumuzu tanıtıcı bir sunuş gerçekleştirmiş bulunmaktadır. &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-EMhCW0qtI/AAAAAAAAAGU/iAu69l8GFHA/s1600-h/march_08+005.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179434808160594642" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 211px; CURSOR: hand; HEIGHT: 159px" height="134" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-EMhCW0qtI/AAAAAAAAAGU/iAu69l8GFHA/s320/march_08+005.jpg" width="152" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan sunuşta, Platformumuzun kuruluşu, üye profili ve amaçları açıklanarak, AB Su Çerçeve Direktifi kapsamında bir su yönetiminde ilgili tarafların sürece katılımına verilen önemin ve bu gereğin altı çizilmiş ve Platformumuzun bu yönde gerekli bilgi ve deneyime sahip olduğu belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, Havzamızda yürütülmekte olan tarımsal arazilerin toplulaştırılması çalışmaları kapsamında, su yönetimi ile ilgili olarak yapılabilecek olan değişiklik önerileri, DSİ 21.Bölge Müdürlüğü yetkililerine sözlü olarak iletilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-EMxSW0quI/AAAAAAAAAGc/CU4Hj13IrVY/s1600-h/march_08+006.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179435087333468898" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 268px; CURSOR: hand; HEIGHT: 201px" height="195" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-EMxSW0quI/AAAAAAAAAGc/CU4Hj13IrVY/s320/march_08+006.jpg" width="296" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sözkonusu toplantıya Platformumuzu temsilen Sayın Ali Altınkaya, Sayın Hilmi Bolatoğlu, Sayın Osman Bolatoğlu, Sayın Mehmet Ekizoğlu, Sayın Hasan Köşklü, Sayın Suat Menderes ve Sayın Turan Türkmen katılmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantıya davetleri ve katılımımız nedeniyle öncelikle DSİ 21.Bölge Müdürü Sayın Halil İbrahim İndap'a, Yerleşik Eşleştirme Danışmanı Sayın Henk Sterk’e ve tüm proje ekibine teşekkürlerimizi sunarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYDIN VE BÜYÜK MENDERES PLATFORMU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-6664546614545182019?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/6664546614545182019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=6664546614545182019&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6664546614545182019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6664546614545182019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2008/03/aydin-dsi-toplantisi.html' title='AYDIN DSİ TOPLANTISI'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R-EMByW0qsI/AAAAAAAAAGM/JfUEE5b_HpA/s72-c/menderes_logo1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-4644883933363326656</id><published>2008-01-31T10:05:00.000+02:00</published><updated>2008-01-31T10:24:32.651+02:00</updated><title type='text'>HOLLANDA SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ VE TAŞKIN RİSKİ YÖNETİMİ KURSU HAKKINDA RAPOR</title><content type='html'>Hollanda Dışişleri Bakanlığınca masrafları karşılanan ve ECORYS adlı Hollanda şirketi tarafından organize edilen MTEC Taşkın Riski Yönetimi ve Avrupa Su Çerçeve Direktifi kursuna Platformumuz adına Mehmet Ekizoğlu katılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GCS5Z27yI/AAAAAAAAAFk/PpQ9yoeUY0s/s1600-h/holland1%252.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161549909101834018" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 207px; CURSOR: hand; HEIGHT: 154px" height="187" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GCS5Z27yI/AAAAAAAAAFk/PpQ9yoeUY0s/s320/holland1%252.jpg" width="251" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; 17 – 28 Eylül 2007 tarihleri arasından Rotterdam’da gerçekleştirilen kursa ülkemiz DSİ Genel Müdürlüğü, Çevre ve Orman Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, İller Bankası gibi kurumların temsilcilerinin yanısıra, Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan, Sırbistan ve Makedonya su yönetimi uzmanları ve yöneticileri de katılmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurs kapsamında özetle aşağıdaki faaliyetlerde bulunulmuştur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Su Yönetimi ve AB Su Çerçeve Direktifi hakkında 13 ders görülmüştür. Derslerin her biri konusunda uzman akademisyenler, su yönetimi uzmanları ve Bakanlık yetkililerince verilmiştir.&lt;br /&gt;2- Taşkın Yönetimi ve hazırlanmakta olan Taşkın Direktifinin ana hatları hakkında 8 ders görülmüştür. Dersler yine akademisyenler, ilgili şirket uzmanları ve yetkililerce verilmiştir.&lt;br /&gt;3- Entegre Nehir Havza Yönetimi Planı hazırlanması amaçlı bir grup çalışması hakkında gruplar oluşturulmuş ve grup ile bu konuda 17 seans çalışma yapılmıştır.&lt;br /&gt;4- 21 Eylül tarihinde Rivierenland Bölgesinde bulunan yerel su yönetimi kuruluna (Waterboard) ziyarette bulunulmuş ve yerel su yönetimi hakkında bilgi alınmıştır. Aynı bölgede bulunan Kinderdijk adlı tarihi su tahliye kanalları da ziyaret edilen yerler arasındadır. Aynı gün doğal bir sulak alan olan Biesbosch ziyaret edilerek gezilmiştir.&lt;br /&gt;5- 25 Eylül’de Delft şehrinde bulunan WL Delft Hydraulics şirketi ziyaret edilerek hem yönetim hakkında bilgi alınmış, hem de şirketin araştırma laboratuarları gezilmiştir.&lt;br /&gt;6- 26 Eylül’de Zealand adlı bölge ve bu bölgede bulunan taşkın bariyerleri ziyaret edilerek geniş bilgi alınmıştır.&lt;br /&gt;7- Grup ile yapılan çalışmanın sonucunda bir taslak Entegre Nehir Yönetim Planı oluşturularak, 28 Eylül günü sunuşu yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm aktivite ve derslere tarafımızdan eksiksiz ve aktif katılım sağlanmış bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca katılımcılara, kursun Bulgaristan’da 20-23 Şubat 2008 tarihlerinde yapılacak olan ikinci aşamasında sunulmak üzere, bir makale hazırlanması görevi verilmiştir. Platformumuz temsilcisi tarafından diğer ülkelerden katılan 5 temsilci ile beraber, “Nehir-için-yer yaklaşımı” seçilmiş bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;A- AVRUPA SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği, 1995 yılında hazırlanmaya başlayan ve 2000 yılında yürürlüğe giren yeni Su Çerçeve Direktifi ile su kaynakları yönetimine entegre ve modern bir yapı getirmiştir. Direktif, genel olarak AB’nin tüm nehir, göl ve kıyı sularında 2015 yılında “iyi ekolojik durum” statüsüne ulaşmayı amaçlamaktadır. &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GCqpZ27zI/AAAAAAAAAFs/q7pijbxmGb8/s1600-h/eu_bayrak.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161550317123727154" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 202px; CURSOR: hand; HEIGHT: 150px" height="161" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GCqpZ27zI/AAAAAAAAAFs/q7pijbxmGb8/s320/eu_bayrak.jpg" width="217" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özelde Direktifin amaçları şu şekildedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Sulak ekosistemlerin korunması, geliştirilmesi ve azalmasının önüne geçilmesi,&lt;br /&gt;2- Sürdürülebilir su kullanımının geliştirilmesi,&lt;br /&gt;3- Alınacak önlemlerle sulak alanların korunması,&lt;br /&gt;4- Yer altı suyu kirliliğinin azaltılmasının sağlanması,&lt;br /&gt;5- Kuraklık ve taşkınların etkilerinin azaltılması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su Çerçeve Direktifi, bugüne değin çeşitli yöntemlerle, birbirinden farklı amaçlarla, çeşitli başlıklar altında yönetilmeye çalışılan su kaynaklarını bir araya toplamış, bütünsel bir yapı sağlamış ve su yönetimine ilgili tüm tarafların katılımını temin etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direktifin uygulanmasına yönelik olarak, her üye ülke bütün havzaları için Nehir Havzası Yönetim Planını hazırlayarak 2009 yılına kadar AB Komisyonuna sunacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir Havzası Yönetim Planı nelerden oluşur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Nehir havzasının karakteristik özellikleri&lt;br /&gt;2- İnsan faaliyetlerinin havza üzerindeki baskı ve etkilerinin analizi&lt;br /&gt;3- Korunan alanların belirlenmesi ve haritasının çıkarılması&lt;br /&gt;4- İzleme ağının belirlenmesi&lt;br /&gt;5- Çevresel amaçların listesinin çıkarılması&lt;br /&gt;6- Havzanın ekonomik analizinin yapılması&lt;br /&gt;7- Alınacak önlemlerin programının yapılması&lt;br /&gt;8- Kamuoyunun bilgilendirilmesi ve danışma programının belirlenmesi&lt;br /&gt;9- Yetkili mercilerin listesinin çıkarılması&lt;br /&gt;10- Kamuoyundan bilgi ve görüş edinme usul ve noktalarının belirlenmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2015 yılına kadar uygulanacak olan önlemler paketiyle Direktifin bütün amaçları gerçekleşmiş olmalıdır. Bundan sonra her 6 yılda bir Plan yenilenerek ve gözden geçirilerek izlenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Su Çerçeve Direktifi neleri öngörür?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yüzey sularının hidromorfolojik değişikliklerinin mümkün olduğunca giderilmesini esas alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzey sularında kirliliğin en alt düzeye indirilmesini şart koşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer altı sularındaki kirliliğin önlenmesini şart koşar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havzanın su kaynaklarının yönetilmesinde üçlü bir katılım öngörür:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Kamuoyunun bilgilendirilmesi: Kamuoyu havzada yapılacak yasal değişikliklerden, taslak metinlerden, proje önerilerinden tam, ayrıntılı ve zamanında haberdar olmalıdır.&lt;br /&gt;b) Kamuoyuna danışılması: Yapılacak işlerde, hazırlanan taslaklar hakkında ve projelerin görüşülmesi aşamasında ilgili tüm taraflarla istişareler yapılmalıdır.&lt;br /&gt;c) Uygulamada katılım: Planın uygulanmasında, ilgili kararların alınması sürecinde ve projelerin uygulanmasında ilgili tüm tarafların katılımı sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katılımcılığın ilk iki aşamasının genelde AB’nin ilk 15 üye ülkesinde gerçekleştiği, 3. aşamanın ise 4 ya da 5 üye ülkede gerçekleştirilebildiği görülmüştür. Sonradan üye olan Romanya, Polonya ve Macaristan gibi ülkelerde ise kamuoyunun bilgilendirilmesi aşaması tamamlanmış ve ikinci safhada ilerlemeler kaydedilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;B- AVRUPA TAŞKIN RİSKİ YÖNETİMİ DİREKTİFİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşkın riskinin yönetimi ve taşkınlardan korunma konusu Su Çerçeve Direktifinde ana konulardan birisi olarak ele alınmamıştı. Buna karşın Direktifin dibaçesinde söz edilmiş ve hedeflenen amaçlardan birisinin taşkınların olumsuz etkilerinin azaltılması olarak belirtilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu eksiklik daha sonraki çalışmalarda giderilmiş ve taşkın riski yönetimi konusunda AB’de standart uygulamaları hedefleyen bir direktif hazırlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direktifin tam adı, “Taşkın Riskinin Değerlendirilmesi ve Yönetimi Hakkında AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu Direktifi”dir. Direktif taslağı halen Konsey ve Parlamento tarafından onaylanmış ve AB Resmi Gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmeyi beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşkın Direktifinin Amaçları nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;- taşkın risklerinin değerlendirilmesi ve yönetilmesi,&lt;br /&gt;- taşkınların, insan sağlığı, çevre, kültürel miras ve ekonomik faaliyetler üzerindeki yan etkilerinin azaltılması,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amaçlarıyla bir çerçeve oluşturulmasıdır. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GDH5Z270I/AAAAAAAAAF0/tF7nvoYsAaE/s1600-h/taskin1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161550819634900802" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="172" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GDH5Z270I/AAAAAAAAAF0/tF7nvoYsAaE/s320/taskin1.jpg" width="269" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşkınlar Avrupa Birliğince önlenemez doğal olaylar olarak görülmektedir. Buna karşın bazı insan faaliyetlerinin ve iklim değişikliğinin, taşkın ihtimalini ve taşkınların zararlı yan etkilerini artırdığı da bir gerçektir. Taşkın Riski Yönetimi Direktifi de bu yan etkileri azaltmayı amaçlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşkın Riski Yönetimi Direktifi neleri öngörür?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direktife göre, üye ülkeler nehir havzalarında ve taşkına maruz kalan/kalabilecek bölgelerde öncelikle bir Taşkın Riski Ön Değerlendirmesi yapacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu değerlendirmenin yapılmasında, risk potansiyeli ortaya konacak ve geçmiş kayıtlarla işe başlanacaktır. Nehir havzasının topoğrafik ve arazi kullanımı haritası çıkarılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşkın olaylarında yan etkileri artıran insan faaliyetleri ve muhtemel gelişmeler de tespit edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşkın Zararı Haritaları: Bu aşamada taşkına uğraması muhtemel bölgelerde bir coğrafi harita oluşturulacaktır. Bu haritanın oluşturulmasında bir üçlü senaryo göz önünde bulundurulmalıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çok nadiren meydana gelebilecek taşkınlar&lt;br /&gt;- Zaman zaman yaşanabilecek taşkınlar (ihtimali 100 yıldan az olanlar)&lt;br /&gt;- Çok yüksek ihtimalle gerçekleşecek taşkınlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zarar haritalarının unsurları; taşkının sınırları, su derinliği ve akış hızıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşkın Riski Haritaları: Oluşturulan taşkın senaryolarına göre oluşabilecek potansiyel zararlı etkiler gösterilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Risk haritalarının unsurları; etkilenebilecek nüfus sayısı, etki altında kalacak ekonomik faaliyetlerin nevi, taşkın halinde kirlenmeye sebep olabilecek tesislerin durumu ve etkilenebilecek koruma altında olan bölgelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşkın Riski Yönetimi Planı: Bu haritaların oluşturulmasından sonra ve bu haritalara dayanarak her havza için Taşkın Riski Yönetimi Planı oluşturulacaktır. Bu plan taşkın ihtimalini ve zararlı etkilerini azaltmaya yönelik tedbirleri içerecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direktif uyarınca, Taşkın Riski Yönetimi Planı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Maliyet ve fayda analizini,&lt;br /&gt;- Taşkın alanını, taşkının rotasını ve su tutması muhtemel bölgeleri,&lt;br /&gt;- Su Çerçeve Direktifinin çevreye ilişkin hedeflerini,&lt;br /&gt;- Toprak ve su yönetimi ilkelerini,&lt;br /&gt;- Şehir planlaması ve arazi kullanımını,&lt;br /&gt;- Doğanın korunmasını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dikkate almalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;C- NEHİR – İÇİN –YER YAKLAŞIMI (Room-for-River)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hollanda denizden ve nehirlerden kazanılmış bir ülkedir. Bir çok bölgesi ve en önemli şehirleri deniz seviyesinin altındadır. Bu nedenle geçmişte bir çok kereler çok büyük taşkınlar yaşayan Hollandalılar, topraklarını ve evlerini korumak için deniz kıyısına ve nehirlerin kenarlarına yüksek ve kalın setler inşa etmişlerdir. Tarihteki en büyük taşkın felaketleri de bu setlerin yıkılmasından dolayı meydana gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GEiZZ271I/AAAAAAAAAF8/G0e8NNt6ygQ/s1600-h/flood_plain1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161552374413061970" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="209" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GEiZZ271I/AAAAAAAAAF8/G0e8NNt6ygQ/s320/flood_plain1.jpg" width="268" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu tarihsel süreç sonucunda Hollanda’daki bütün akarsu, göl ve deniz kıyıları doğal halinden tamamen uzaklaşmış ve birer kanal ve baraj halini almıştır. Bugün halen setlerle korunan bölgelerde su seviyesi pompalama vasıtasıyla güvenli düzeyde tutulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan gerek yağış rejimindeki değişiklikler, gerekse iklim değişikliğinin getirdiği dinamikler nedeniyle bu koruma stratejisi ülkeyi gelecekteki tehlikelere karşı koruyamayacaktır. Bu bakımdan yeni önlemlere ihtiyaç vardır. Hollandalı yetkililer, bilimsel gelişmelere ve yeni çevreci yaklaşımlara paralel olarak setleri yükseltmeyi ve yeni setler inşa etmeyi değil, nehirlere yer açma yolunu seçmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eski yöntemlerin dezavantajları&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Set inşası, nehir tabanının kazınarak alçaltılması, nehrin daraltılarak arazi elde edilmesi gibi yöntemlerin aslında taşkın ihtimalini artırdığı ve asıl taşkın zararlarını çok büyük oranda artırdığı anlaşılmıştır. Set inşasıyla nehirlerin getirmiş olduğu yük anlamına gelen sedimantasyon artmakta, kısa zamanda nehir tabanı yükselerek hem setler kısa zamanda işlevsiz hale gelmekte, hem de taşkın ihtimali artmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan setlerin yükseltilmesi, kanallar inşa edilmesi gibi eski yöntemlerin maliyetleri kadar fayda temin etmediği, bilakis risk, tarımsal fayda ve çevresel etkileri nedeniyle ekonomi üzerinde büyük yük oluşturdukları anlaşılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son dönemlerde belirgin hale gelen başka bir etki de doğal taşkın yataklarının yok edilmesiyle topraktaki su oranının düşmesi, böylelikle toprağın irtifa kaybetmesi ve organik açıdan çeşitliliğinin (verimliliğin) azalması olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nehir-için-Yer yaklaşımı neler öngörür?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu yaklaşımın temel amacı nehirlerin taşıma kapasitelerinin doğal yollardan artırılarak hem doğaya uygun hale getirilmesi, hem de taşkın ihtimalinin azaltılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GEwpZ272I/AAAAAAAAAGE/aTFBdk76w-4/s1600-h/flood_plain_diagram.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5161552619226197858" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GEwpZ272I/AAAAAAAAAGE/aTFBdk76w-4/s320/flood_plain_diagram.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nehir-için-yer yaklaşımının içerdiği bazı önlemler şu şekilde özetlenebilir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nehre yakın ikincil kanalların yeniden inşası veya açılması,&lt;br /&gt;- Taşkın alanlarının genişletilerek taşıma kapasitesinin artırılması&lt;br /&gt;- Varsa, setlerin doğal taşkın alanlarının arkasına çekilmesi&lt;br /&gt;- Doğal taşkın alanında uygun bitki örtüsünün, uygun miktarda yerleşmesine imkan tanınması&lt;br /&gt;- Köprü, yol gibi suni engellerin genişletilerek nehrin dar boğaz yapmasına engel olunması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nehir-için-Yer Önlemlerinin Sonuçları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gibi önlemlerin uygun yerlerde kombinasyonlar halinde alınması sonucunda, nehirlerde yüksek su seviyesi yaşanması halinde taşkın ihtimali büyük ölçüde azalmakta ve nehirlerin güvenli akışı temin edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan nehirlerin getirmiş olduğu yüksek suların ve besleyici maddelerin taşkın alanlarında ve ikincil kanallarda tutulması sayesinde, çevredeki alanlar hem su açısından, hem de toprağı besleyici maddeler açısından yarar göreceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çözümler çevreyle uyumlu ve nehrin ekolojik yapısını restore edici ve biyolojik çeşitliliği artırıcı niteliktedir. Bu önlemleri uygulayan ülkelerde doğal taşkın yatakları ve ikincil kanallar aynı zamanda rekreasyon alanı olarak da kullanılmakta ve gelir getirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehir-için-yer önlemleri bu bakımdan, bir çok Avrupa ülkesinde ve dünyada pek çok ülkede doğayla uyumlu taşkın koruması tekniği olarak kabul edilmekte ve uygulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;D- DİĞER HUSUSLAR VE SONUÇ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurs süresince Hollanda kamu temsilcileri, su yönetimi ile ilgili şirketlerin yetkilileri, diğer katılımcı ülke temsilciler ve ülkemiz kurumlarının yetkilileri ile yakın temas kurularak gelecek için olumlu temeller atılmasına gayret gösterilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bakımdan gerek konu hakkında bilgi edinilmesi, gerekse kritik kişilerle temasın kurulması açısından kursun son derece yararlı olduğu düşünülmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-4644883933363326656?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/4644883933363326656/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=4644883933363326656&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/4644883933363326656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/4644883933363326656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2008/01/hollanda-su-ereve-direktifi-ve-takin.html' title='HOLLANDA SU ÇERÇEVE DİREKTİFİ VE TAŞKIN RİSKİ YÖNETİMİ KURSU HAKKINDA RAPOR'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/R6GCS5Z27yI/AAAAAAAAAFk/PpQ9yoeUY0s/s72-c/holland1%252.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-4826999938773363672</id><published>2007-10-19T10:37:00.000+03:00</published><updated>2007-10-19T10:54:40.565+03:00</updated><title type='text'>DİKENLİ ÇALILARIN (MAKİLERİN) YAKARIŞI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rxhh1PJchmI/AAAAAAAAAFU/YQpHDFK9AFU/s1600-h/pinar_mesesi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5122952143361050210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rxhh1PJchmI/AAAAAAAAAFU/YQpHDFK9AFU/s320/pinar_mesesi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Beni tanıdınız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben birçok bölgede dağlarımızı süslerim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yenipazar’da(AYDIN) yıllardır dağlarımızı yeşil tutmaya çalıştım. Yağan yağmurları köklerimle alıkoydum, tuttum. Yazın sıcak ve kurak günlerde pınarlara azar azar su bırakarak yabanın, insanların yanan yüreklerini söndürdüm. Görevim bununla da kalmadı. O minnacık keklik yavrularını, tavşan göcenlerini düşmanlarından sakladım. Günün sıcak saatlerinde gölgemde barındırdım. Ya taze sürgünlerimle beslenen o oğlakların nefaseti. Kimbilir neleri hayata tutundurdum da şimdi hatırlayamıyorum, size diyemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ya pelitlerimle beslenenler. Domuzlar, ağaçkakanlar, güvercinler. Kışın soğuklardan kaçıp gelenler. Çulluklar, ardıç kuşları, karatavuklar, benim dibimde kendilerini ana kucağında hissederler. Ormancılar bana pırnal meşesi de derler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Küresel iklim değişikliğinin sebep olduğu kuraklık, sıcaklık artışı, beni bu çok sevdiğim görevleri artık yapamaz hale getirdi. Genç bireylerim bu strese dayanamayıp tütünün çeşitli tonlarına bürünüp ölmeye durdular. Hele yangınlar, aman uzak dursun, adı bile beni korkutmaya yetiyor.&lt;br /&gt;Kimisi geldi kazmayla, kimisi geldi dozerle beni kısım kısım sökerek; bağ, bahçe, orman için yer açtı. Beni azıcık parça parça bıraksaydınız da; çok sevdiğim görevlerimi yapabilsem olmaz mıydı? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bunlar bir şey mi? Yavrularımı daha kanatları, bacakları güçlenmeden bohçacılar almaya durdular. Daha yeni dillenmişti yavrularım ah! ah! Allah’ım beterinden sakla derken, bir de belgeli avcılar çıka geldi. Yenipazar’ın avcısı yetmezmiş gibi çevre il ve ilçelerden doluştular. Her yerimi çiğnediler, taşladılar. Belgelisi, belgesizi insaf diye bir kelimeyi tanımayanlar, ne olur artık duyun beni!. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yapa yalnız kaldım bu dağlarda, benim bu feryadımı duyup anlayabilecek misiniz?&lt;br /&gt;Artık pelitlerim de çok küçük. Bunlarla beslediklerim de aç kalacak. Kışın gelecek güvercinlere karşı beni mahcup duruma düşürdünüz. Ya mozalar! Onlar da başının çaresine bakmaya başladılar. Duydum ki ovalardaki mısır tarlalarına inerlermiş. Mısır yerine bazen dom dom kurşunu yerler hayata veda ederlermiş. &lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rxhh_PJchnI/AAAAAAAAAFc/vSriN39MSwg/s1600-h/Quercus_ilex.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5122952315159742066" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rxhh_PJchnI/AAAAAAAAAFc/vSriN39MSwg/s320/Quercus_ilex.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ülkemin insanının bu kadar sağır olduğunu doğrusu bilmiyordum. Galiba benim de işim Allah’a kaldı. Her gün sabah akşam Yaradan’ıma dua ediyorum: Yağdır Mevlam su.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İnsanoğlu bilmem anlatabildim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Altınkaya&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-4826999938773363672?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/4826999938773363672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=4826999938773363672&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/4826999938773363672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/4826999938773363672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/10/dikenli-alilarin-makilerin-yakarii.html' title='DİKENLİ ÇALILARIN (MAKİLERİN) YAKARIŞI'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rxhh1PJchmI/AAAAAAAAAFU/YQpHDFK9AFU/s72-c/pinar_mesesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-690484029945424177</id><published>2007-09-20T19:24:00.000+03:00</published><updated>2007-09-20T19:37:01.186+03:00</updated><title type='text'>SUSUZLUK</title><content type='html'>Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere bazı büyük şehirlerimiz susuzlukla imtihan ediliyor. Milyonlarca insanın yaşadığı şehirlerin susuz kalması veya susuzluğa mahkûm edilmeleri kabul edilebilecek bir durumu yansıtmamaktadır. Birkaç dakikalık yağmur büyük sevinçle karşılanıyor. Ancak çeşitli tedbirsizlikler, plansızlıklar veya başka nedenler yüzünden bu şehirlerimiz susuz bir yaz geçirmiştir/ geçirmektedir. Susuzluk nedeniyle ortaya çıkabilecek olan hastalıkların veya insanların çeşitli zararlarla yüz yüze gelmelerinin maliyetlerini kimin karşılayacağı apayrı tartışma konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehirleşme&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeniyet kavramı şehirleşmeyi işaret etmektedir. Medine isminin de buradan geldiği bilinmektedir. Şehirleşmenin binlerce hatta milyonlarca insanın bir arada yaşadığı iş yaptığı, oturduğu mekânlar olması nedeniy&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKf0OS5PII/AAAAAAAAAE0/Dq1wYLhPOwM/s1600-h/kurak_066.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5112324246558293122" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKf0OS5PII/AAAAAAAAAE0/Dq1wYLhPOwM/s320/kurak_066.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;le bir takım ilişkiler setini de beraberinde getirmiştir. Bu ilişkiler setinin gündeme getirdiği en önemli noktaları (çok sayıda insanın bir arada yaşamasının gerektirdiği hukuk düzeni dışında) şu şekilde özetlemek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.&lt;/strong&gt; Milyonlarca insanın bir arada yaşaması onların ulaşım, enerji, sağlık, barınma ve beslenme gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını gerektirmektedir. Onlara temizlikleri için su aktarırken bir yandan da atıklarının hem o mekânlardan uzaklaştırılması hem de arıtılması gerekmektedir. Doğaldır ki bu süreç çok ciddi su kaynaklarına ihtiyaç göstermektedir. Hatta hastanelerin işlevlerini yerine getirebilmesi için suya ihtiyaç duymaktadırlar. Temiz ve yeterli miktarda suyun bulunmaması şehirlerde sağlık meselelerinin (salgın hastalık vs) ciddi tehlike olmasını getirmektedir. İşte bu nedenle şehirlerin yöneticilerinin çözmeleri gereken problemlerden birisi de budur. Bunun için uzun vadeli ciddi planlamalar yapılması gerekmektedir. Zaten şehre yönetici olmak için uğraşmanın sebebi bu sorunları çözmeye aday olmaktır. Su medeniyettir. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKf--S5PJI/AAAAAAAAAE8/go4OPt8MiWg/s1600-h/cocuk_su.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5112324431241886866" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKf--S5PJI/AAAAAAAAAE8/go4OPt8MiWg/s320/cocuk_su.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2&lt;/strong&gt;. Öte yandan sanayi de çok büyük miktarlarda su kullanmaktadır. Suyun kullanılmadığı sanayi ise herhalde yoktur. Dolayısıyla gelişmek sanayileşmekle (bunun içine bilgi çağının gereklerini de dahil etmek gerekmektedir) paralelse yeterli su kaynaklarını oluşturmak zorunluluğu bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.&lt;/strong&gt; Şehirlerde yaşayan milyonlarca insanın konutlarıyla iş yerlerinin aynı yerlerde olamayacağından hareketle de mutlaka ulaşım problemlerinin çözümü gerekmektedir. Vatandaşlar bir yerden bir başka yere her gün sürekli olarak gidip geleceklerdir. Bu ulaşımın en az maliyetle ve çevreye en az zararla gerçekleştirilmesi ise ayrı bir çapayla çözümlenmesi zorunluluğu gündemden hiç kaybolmamaktadır. Bu da büyük boyutlarda enerji kullanımını o da enerji üretimini dolayısıyla suyu gerektirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4.&lt;/strong&gt; Öte yandan milyonlarca insanın bir arada yaşaması temizlik açısından, ısınma açısından, serinlemek açısından ve beslenme açısından enerjiye ihtiyaç göstermektedir. Köylerde yaşam sırasında bu boyutta enerjiye ihtiyaç duyulmayacağı açıktır. Üstelik hayat standartlarının gelişmesine paralel olarak enerji tüketimi de artmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirleşme aynı zaman da bu sorunların çözümünü de gerektirmektedir. Şehirleşme sonuç olarak su problemlerinin çözümüne bağlıdır. Tarih boyunca büyük şehirlerin akarsu veya deniz kıyılarında kurulmasının ana gerekçelerinden birisi budur. Hatta tarihte var olmuş büyük şehirlerin hepsinde su sorunu şu veya bu şekilde çözülmüştür. Sorunu çözmek için Bizanslılar ve Osmanlı su kemerlerini kullanırken orta çağda İtalyanlar tünelleri kullanmışlardır. Ama akarsuların kuruma ve/veya şehrin ihtiyacının akarsuyun boyutlarını aşması dolayısıyla şehirler doğal gelişme sınırlarının sonuna gelmişlerdir. Zaman içinde akarsuların kuruma veya kullanılamaz hale gelmesiyle birlikte o ihtişamlı şehirler de yok olup gitmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKgFeS5PKI/AAAAAAAAAFE/nLj4QYSA_04/s1600-h/cesme.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5112324542911036578" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKgFeS5PKI/AAAAAAAAAFE/nLj4QYSA_04/s320/cesme.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak şehirleşme için su vazgeçilmezdir. Su medeniyettir. Ancak uzun zamandır özellikle batılı kaynakların yaptığı tahminler küresel ısınmanın Anadolu’da kuraklığa hatta çölleşmeye yol açabileceğidir. Bu tahminler akademik dünyanın malzemeleri olmak çıkmış günlük basın organlarının ana haberlerinden birisini oluşturmuştur. Bu topraklarda yaşayacağımıza ve başka topraklara gitmemizin de imkânsızlığı düşünülürse su probleminin hem şehirlerde hem de tarımda çözümlenmesi gerekmektedir. Bu durumda yöneticilerin veya karar makamlarında olanların bu gelişmeleri değerlendirerek şehirlerini gelmekte olan bu sorunlara karşı hazırlamaları, su kıtlığına dayalı yeni süreçler oluşturmaları gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yine Büyük Menderes&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Benzeri gelişmeler büyük ihtimalle Büyük Menderes vadisinde de yaşanacaktır. Giderek kıtlaşan su şehirler ve tarım arasında paylaşılması meseleleri gündeme gelecek ve hatta tarım (köyler arasında da) içinde de paylaşım sorunları giderek derinleşecektir. Gelecekte daha büyük sorunlarla karşılaşmamak için şimdiden çeşitli tedbirler almakta, bir yandan toplumu bir yandan da kurumları hazırlamakta yarar vardır. Kuraklığın birkaç yıl daha devam etmesi halinde tarımın (en azından bizim bildiğimiz) veya yerleşim alanlarının cazibesi giderek kaybolacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydana gelebilecek olan iç göçler ülkenin iktisadi, sosyal ve siyasi istikrarını bozabilecektir.&lt;br /&gt;Kuraklığın devamı ile birlikte insanlarımız ya iş alanlarını değiştirecekler ya da suyu mümkün olduğunca tasarruflu kullanacak üretim teknolojileri veya ürünler bulacaklardır. Aksi halde büyük göç hareketleri ve/veya karmaşalar kaçınılmazdır. Küresel ısınmanın ve onun sonucunda kuraklığın devam etmesine bağlı olarak en iyi ihtimalle ilk aşamada insanların yaşam tarzlarının uğraşı alanlarının ve tarımla uğraşıyorlarsa ürün yelpazelerinin değişmesi gerekmektedir. Aynı şehirlerde olduğu gibi karar noktalarında olanların veya önderlerin toplumları bu çerçevede hazırlamaları onların görevleri arasındadır. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKgb-S5PLI/AAAAAAAAAFM/RPamF0XSP9o/s1600-h/menderes_delta.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5112324929458093234" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKgb-S5PLI/AAAAAAAAAFM/RPamF0XSP9o/s320/menderes_delta.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun bunca badireden, felaketten çıkıp gelmesinin önemli nedeni her seferinde aklını kullanarak sorunlara çözüm bulmasıdır, bulabilmesidir. Ama her halükarda yöneticilerin sorumlulukları devam etmektedir. Sorunları tanrının üstüne atmaktansa sorumlulukların üstlenilip çözüm üretilmesinde büyük faydalar bulunmaktadır. Sorunları nasıl yarattıksa çözümleri de kendimiz yaratmak zorundayız. Çözüm yaratılması mekanizması da toplumun bütün taraflarının bir şekilde konu hakkında fikir üretmesiyle, tartışmasıyla bazı sorumluluklarını üstlenmesiyle mümkün olabilecektir. Zaten demokrasilerin önemli bir özelliği karar verenlerin verdikleri kararların sorumluluğunu da üstlenmeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes’teki kuruma bölgemizdeki göllerde ve diğer sulak alanlarda da devam etmektedir. Beyşehir gölü bile kurumaktadır. Komşumuz Yunanistan ise günlerdir büyük yangınlarla uğraşmaktadır ki bu yangınlar doğal olarak bizi de yakından hem de olumsuz bir açıdan etkilemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gidişat kuraklığın giderek daha da yaygınlaşacağını göstermektedir. Kuraklık yayıldıkça insanların, toplumların sularına daha çok sahip çıkmaları, sulak alanlarını ve su kaynaklarını en değerli varlıklarından birisi olarak korumaları daha da öncelikli konular arasına geçmektedir.&lt;br /&gt;Toplumun bütün üyelerinin enerjisini küresel ısınma ve bunun yarattığı/yaratacağı konular üzerine çevirmesinde büyük yarar vardır. Aksi halde, ülkemiz çölleştiğinde tartışacak veya üzerinde kavga edecek pek fazla bir şeyimizin kalmayacağı açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dr. Selim SOYDEMİR&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-690484029945424177?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/690484029945424177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=690484029945424177&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/690484029945424177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/690484029945424177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/09/susuzluk.html' title='SUSUZLUK'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RvKf0OS5PII/AAAAAAAAAE0/Dq1wYLhPOwM/s72-c/kurak_066.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-3148043412017980431</id><published>2007-08-29T13:24:00.000+03:00</published><updated>2007-08-29T13:34:55.911+03:00</updated><title type='text'>Ege kuruyor</title><content type='html'>29 Ağustos 2007 Yeni Asır Haberi &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Ege'nin hayat damarları yok oluyor&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ve Azap Gölü de kurudu&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kuraklık nedeniyle Türkiye'nin birçok yerinde su yatakları kururken, Ege Bölgesi'nin Büyük Menderes Deltası ve Bafa Gölü'nden sonra, üçüncü büyük sulak alanı olan Azap Gölü de bu olumsuzluktan etkilendi. Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesi sınırlarında doğan, Denizli ve Uşak'tan gelen derelerle beslenip Denizli ve Aydın'dan geçerek Ege Denizi'ne dökülen Büyük Menderes Nehri, Haziran ayının sonlarında kurudu. Afyonkarahisar'ın Başmakçı ilçesi sınırlarında bulunan Acıgöl'ün ise büyük bir bölümü Temmuz ayında adeta çöle döndü. Gölde yaşayan başta flamingolar olmak üzere birçok kuş, bölgeyi terk etti. Aydın-Muğla il sınırındaki Azap Gölü'nde de bir yıl öncesine kadar binlerce su kuşu, birçok sualtı canlısı ve yaban hayvanı hayatını devam ettirken bugün su kuşlarının çoktan terk ettiği Azap Gölü'nde kuraklık yüzünden toplu halde balık ölümleri yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Korkunç görüntü&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Azap Gölü'nün acil olarak koruma statüsüne kavuşturulması gerektiğini belirten EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, göl&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RtVK9ICXoDI/AAAAAAAAAEk/d79gM2ZAjDk/s1600-h/azap.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104068166684221490" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RtVK9ICXoDI/AAAAAAAAAEk/d79gM2ZAjDk/s320/azap.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;de tarla açmak için, sazlıkların yakıldığını ileri sürerek, "&lt;em&gt;Azap Gölü yüksek biyolojik çeşitlilik barındırmaktadır. Gölün, mutlaka yaban hayatı koruma alanı olarak ilan edilmesi gerekir. Geleceğimiz için sulak alanlarımızı korumalıyız&lt;/em&gt;" dedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Metin Lütfi Baydar da, gölde Eğirdir Su Ürünleri Fakültesinden bir grup bilim adamıyla yaptıkları incelemede, gölün koruma altına alınması konusunda rapor hazırladıklarını söyledi. Küresel ısınmanın etkisiyle Ege'de birçok sulak alanın kuruduğuna dikkat çeken Baydar, "&lt;em&gt;Bu konuda çalışma yapan bilim adamlarının ifade ettiği gibi, 2020-2030'lu yıllardan itibaren çölleşme çok ciddi olarak görülecek. Bölgede doğal hayatın ve çevrenin korunması için ciddi çalışan bir sivil toplum örgütü olan EKODOSD'a biz de üniversite olarak gereken yardımları yapacağız&lt;/em&gt;" dedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sırbistanlı doğasevenler ise, "&lt;em&gt;Sulak alanlar bulunmuş olduğu bölgenin iklimini etkilemekte, buradaki yaban hayatına bir canlılık vermektedir. O nedenle ilgililerin sulak alanlarla ilgili mutlaka iyileştirme çalışmaları yapmaları gerekir. Buranın tanıtılması için kendi ülkemizde biz de uğraş vereceğiz&lt;/em&gt;" dediler."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, kuraklıktan büyük ölçüde etkilenen Azap Gölü'nde meydana gelen toplu balık ölümlerinin büyük bir tehlikenin habercisi olduğunu söyledi. Sırbistanlı doğasevenlerin de yaptıkları incelemelerde bu tehlikeye dikkat çektiğini belirten Sürücü, "&lt;em&gt;Geçen yıl bulunmuş olduğumuz bu yerde, tekneyle dolaştığımızı anlattık. İnanmak istemediler. Kuraklık sonucunda balıkların nasıl öldüklerini gösterdik. Sular çekildiği için ölen binlerce balığı gören misafirler çok üzüldüler&lt;/em&gt;" diye konuştu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Azap Gölü'nün acil olarak koruma statüsüne kavuşturulması gerektiğini belirten Sürücü, gölde tarla açmak için, sazlıkların yakıldığını bileri sürerek, "&lt;em&gt;Azap Gölü yüksek biyolojik çeşitlilik barındırmaktadır. Gölün, mutlaka yaban hayatı koruma alanı olarak ilan edilmesi gerekir. Geleceğimiz için sulak alanlarımızı korumalıyız&lt;/em&gt;" dedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Küresel felaket&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aydın-Muğla il sınırında, Bafa Gölü'nün kuzeyinde bulunan Azap Gölü'nün yüzölçümü 29 kilometrekare, rakımı 7 metredir. Azap Gölü, ılıman iklimin koşullarının olduğu bir sulak alan ekosistemidir. Büyük bir leylek kolonisinin olduğu Avşar Köyü yakınında bulunuyor. Azap Gölü, sığ ve köklü su bitkilerinin yoğun olarak bulunduğu ve besince zengin bir göl\n olup, yüksek biyolojik çeşitlilik barındırıyor. Sazlıklar bu biyolojik çeşitliliğin en önemli parça olarak biliniyor. Azap Gölü değişik özelliklerdeki zengin bitki çeşitliliği ile çok sayıda kuşa kuluçka imkanı sağlamasının yanı sıra göç esnasında konaklayan ve kışlayan kuşlar için cazip bir ortam oluşturuyor. Göl yüzeyinde bulunan sazlık ve adacıklarda Sakar Meke, Bahri, Küçük Batağan, Yeşilbaş, Küçük Akbalıkçıl ve Angıt türü kuşlar ürüyor. Küçük Karabatak ve Tepeli Pelikan gibi nesli tehlike altında olan türler de kışın gölde barınıyor. Gölde yöre halkı tarafından ağlarla balık avcılığı yapılıyor. Kış aylarında göle yerli ve yabancı birçok kuş gözlemcisi geliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Büyük Menderes akmıyor&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RtVLc4CXoEI/AAAAAAAAAEs/Ibyj9IwsqZQ/s1600-h/IMG_0134.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5104068712145068098" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RtVLc4CXoEI/AAAAAAAAAEs/Ibyj9IwsqZQ/s320/IMG_0134.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesi sınırlarında doğan, Denizli ve Uşak'tan gelen derelerle beslenip Denizli ve Aydın'dan geçerek Ege Denizi'ne dökülen Büyük Menderes Nehri, Haziran ayında kurumuştu. Denizli ve Aydın'daki tarım alanlarına hayat veren Ege Bölgesi'nin en önemli nehirlerinden olan Büyük Menderes'teki kuraklığı yerinde görmek amacıyla Büyük Menderes Nehri'ne gelen Germencik Tarım Kredi Yönetim Kurulu Üyesi Erol Önder ile Turanlar köyünden bir grup çiftçi, kuruyan alanda poz vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bitki ve kuşlar için yuvaydı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aydın-Muğla il sınırında, Bafa Gölü'nün kuzeyinde bulunAn Azap Gölü'nün yüzölçümü 29 kilometrekare, rakımı 7 metredir. Azap Gölü, ılıman iklimin koşullarının olduğu bir sulak alan ekosistemidir. Büyük bir leylek kolonisinin olduğu Avşar Köyü yakınında bulunuyor. Azap Gölü, sığ ve köklü su bitkilerinin yoğun olarak bulunduğu ve besince zengin bir göl olup, yüksek biyolojik çeşitlilik barındırıyor. Sazlıklar bu biyolojik çeşitliliğin en önemli parça olarak biliniyor. Azap Gölü değişik özelliklerdeki zengin bitki çeşitliliği ile çok sayıda kuşa kuluçka imkanı sağlamasının yanı sıra göç esnasında konaklayan ve kışlayan kuşlar için cazip bir ortam oluşturuyor. Göl yüzeyinde bulunan sazlık ve adacıklarda Sakar Meke, Bahri, Küçük Batağan, Yeşilbaş, Küçük Akbalıkçıl ve Angıt türü kuşlar ürüyor. Küçük Karabatak ve Tepeli Pelikan gibi nesli tehlike altında olan türler de kışın gölde barınıyor. Gölde yöre halkı tarafından ağlarla balık avcılığı yapılıyor. Kış aylarında göle yerli ve yabancı birçok kuş gözlemcisi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Acıgöl çöle döndü&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;16 bin 500 hektar alana sahip olan, dağlardan gelen akımlar, kaynak suları ve Kocaçay Deresi'nin sularıyla beslenen Acıgöl, küresel ısınma nedeniyle Temmuz ayında adeta bir çölü andırmıştı. Kıyılardan yaklaşık 5 kilometre suyu çekilen Acıgöl'deki kuşların neslinin tükenmesinden endişe edilirken, flamingoların çokluğu nedeniyle geçtiğimiz yıllarda yerli ve yabancı turistlerin ziyaretçi akınına uğrayan göl, artık ziyaretçi fakiri oldu. Turizm açısından çok önemli bir yer teşkil eden flamingoların Acıgöl'ü terk etmesi, vatandaşların da tepkisine neden oluyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Acıgöl üzerinde bir zamanlar on binlerce flamingo olmak üzere birçok kuş türünün yaşadığını belirten vatandaşlar, bilinçsiz avlanma, çevre kirliliği ve kuraklık nedeniyle kuşların Acıgöl'ü terk ettiğini belirtiyor. Acıgöl'ün, yüksek sodyum sülfat konsantrasyonuyla, Tuz Gölü'nden sonra Türkiye'nin en tuzlu 2. gölü konumunda olduğu biliniyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-3148043412017980431?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/3148043412017980431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=3148043412017980431&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/3148043412017980431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/3148043412017980431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/08/ege-kuruyor.html' title='Ege kuruyor'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RtVK9ICXoDI/AAAAAAAAAEk/d79gM2ZAjDk/s72-c/azap.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-6257112236280634838</id><published>2007-07-12T17:21:00.000+03:00</published><updated>2007-07-12T17:51:56.415+03:00</updated><title type='text'>KURAKLIK VE YENİ YAŞAM</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RpY_zZxHsCI/AAAAAAAAAEc/XY2Qe8Yo72s/s1600-h/globe_east_2048.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5086322981484343330" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 199px; CURSOR: hand; HEIGHT: 195px" height="215" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RpY_zZxHsCI/AAAAAAAAAEc/XY2Qe8Yo72s/s320/globe_east_2048.jpg" width="215" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RpY8N5xHr_I/AAAAAAAAAEE/OdPILzCypv0/s1600-h/07+028.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Küresel Isınma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Herkes özellikle yetkili ve etkili konumdakiler suçu küresel ısınmaya yüklüyor ve “lanet küresel ısınma yüzünden böyle oldu” diyor ve kurtuluyorlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sanki küresel ısınmanın geleceği bilinmiyormuş gibi, sanki küresel ısınmada Büyük Menderes Vadisinin çok önemli oranda olumsuz etkileneceğinin yazılıp çizilmemiş gibi. Üstelik NASA Raporlarında bölge ismi hiç zikredilmemiş gibi pat diye gelen bir küresel ısınma var ortada. Ve bunun sonucunda da sular azaldı. Barajlar kapasitelerinin %20-30’una kadar indi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Olay maalesef tamamen bizim dışımızda “ne yapacağız sadece ortada bulunan suyu paylaşalım”. Paylaşalım da nasıl paylaşalım. Kim bastırırsa onun tarafına mı akıtalım suyu. Yoksa herkese eşit miktar da mı aktaralım? Bu durumda hiç kimsenin işine de yaramazsa ne olacak? Sorular çok çeşitli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cevaplar ise sadece bir tane: “suyun tasarruflu kullanalım”. Ovalar arasında tayınlaşarak bölüştürelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sınır Aşan Sular&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Ama öncelikle hatırlatılması gereken bir nokta var değinmeden geçemeyeceğim. Sınır aşan sular meselesi ülkeler arasında hep sorun olmuştur. Bu kimi ülkeler arasında ciddi çatışmalara veya anlaşmazlıklara sebebiyet vermiştir. Örneğin Fırat ve Dicle’nin suları bizimle güney komşularımız arasında tartışmalar hatta siyasi krizlere neden olmuştur. Ama ilk defa bir ülke içinde, bir il içinde ilçeler arasında paylaşımda çeşitli tartışmalara neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bahsi geçen konuda herkes haklı olarak görünüyor. Ortadaki su azalınca herkes sudan daha çok pay alamaya çalışıyor. Ama bir taraf ne kadar çok su alırsa öbür taraf olumsuz etkilenecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Hele bu durum birkaç yıl devam edecek olursa hangi noktalara ulaşabileceğini düşünmek bile insanı ürpertiyor.&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RpY8d5xHsAI/AAAAAAAAAEM/wq-CYYKZ6O0/s1600-h/cotton1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5086319313582272514" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 161px; CURSOR: hand; HEIGHT: 225px" height="270" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RpY8d5xHsAI/AAAAAAAAAEM/wq-CYYKZ6O0/s320/cotton1.jpg" width="161" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Düşünmek hatta ifade bile etmek istemiyorum ama çocukluğumda pamukların esas olarak Menderes’ten sulandığı dönemlerde ovada “suyu sen alacaksın ben alacağım” tartışmaları olurdu. Kimi zaman bu tartışmaların sonuçları istenmeyen noktalara varırdı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mahalli yöneticiler bu noktada tartışmaları hızlandırıcı, sertleştirici değil yumuşatıcı, paylaşımı teşvik edici olmalılardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yeni Teknolojiler&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Teknoloji üretiminin nedenlerinden birisini ihtiyaçlar oluşturmaktadır. Yaşanan sorunlar veya çözülmesi gereken problemler yeni yeni teknolojilerin geliştirilmesini, yeni yöntemler yaratılmasını zorlamaktadır. Anlaşılıyor ki Büyük Menderes ovası bu sorunlarla hep karşı karşıya kalacaktır. Bu günü geçiştirmek yarın aynı sorunlarla yüzleşmeyi ortadan kaldırmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik “bu günün sorunlarının dünün çözümleri” olduğu düşünülürse sorunları mutlaka geniş çevrelerde etraflı bir şekilde geniş katılımlarla tartışmakta yarar vardır. Aksi halde aklımıza ilk gelen ve hatta çok da hoşumuza giden pek çok çözüm yarının daha büyük sorunlarını yaratabilecektir. Tıpkı çeşitli göllerin sulama amacıyla neredeyse kurutulması da geçmişin sorunlarına karşı geliştirilmiş çözümlerdendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yeni Yaşam Tarzı&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Özellikle bölgemiz sanayicisi, üniversiteleri, araştırmacıları tarımı daha az suyla daha verimli nasıl yapabileceğimizi arayıp bulmak durumundadırlar. Bunun içinde siyasi karar vericilerin mutlaka teşvik ve/veya kredi ile bu araçların kullanımı desteklenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RpY8t5xHsBI/AAAAAAAAAEU/TSz1ouvNRa4/s1600-h/IMG_1211.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5086319588460179474" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="200" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RpY8t5xHsBI/AAAAAAAAAEU/TSz1ouvNRa4/s320/IMG_1211.jpg" width="251" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun uzun yıllardır çeşitli felaketlerden kurtularak neslini devam ettirebilmiş olması aklını kullanması, eskiden yaşadıklarından tecrübe çıkarabilmesidir. Bu çerçevede bizim de dünyanın yeni yapısına veya oluşmakta olan yeni iklimine ayak uydurmamız gerekmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aksi halde işimiz çok zor olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Dr. Selim Soydemir&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-6257112236280634838?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/6257112236280634838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=6257112236280634838&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6257112236280634838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6257112236280634838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/07/kuraklik-ve-yeni-yaam.html' title='KURAKLIK VE YENİ YAŞAM'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RpY_zZxHsCI/AAAAAAAAAEc/XY2Qe8Yo72s/s72-c/globe_east_2048.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-1048787040347612859</id><published>2007-05-11T11:43:00.000+03:00</published><updated>2007-05-11T11:48:14.671+03:00</updated><title type='text'>Kamuoyu Açıklaması</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Büyük Menderes Nehrinde meydana gelen kaza hk.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği üzere, 8 Mayıs 2007 tarihinde Aydın'a bağlı Yenipazar İlçesi Donduran Köyü yakınlarında yapılan kanal çalışmasında maalesef iki işçimiz hayatını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RkQtXaI3baI/AAAAAAAAAD0/eMwLnxor1o8/s1600-h/2682.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5063221761248030114" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RkQtXaI3baI/AAAAAAAAAD0/eMwLnxor1o8/s320/2682.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Olay hakkında basında yer alan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, Akçay Sol Sahil Sulama Birliği Başkanlığınca, Büyük Menderes Nehri'nden kurutma kanalına su vermek üzere, Nehir kenarındaki setlere su borusu yerleştirmek amacıyla yapılan çalışmada çökme meydana gelmiş ve iki işçimiz de set çökmesinin altında kalarak hayatını kaybetmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platformumuzca Büyük Menderes Nehrinde set çekilmesi ve taban temizlenmesi çalışmasının, nehir dinamiği ve yöre sulaması hakkındaki risklerine müteaddit defalar dikkat çekilmiştir. Son dönemde yaşanan kuraklık ve Havzadaki su yönetiminde görülen koordinasyon eksikliği nedeniyle bu tür denetim dışı ve iş güvenliği ve tekniğine uymayan çalışmaların olması, arzu edilen olmasa da beklenmesi ve hakkında önceden önlem alınması gereken gelişmelerden olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platform olarak bir kez daha altını önemle çizmek isteriz ki, Büyük Menderes Nehrinde yapılan Islah Çalışması, Nehrin ve Havzanın doğal yapısını bozmakta, yeraltı sularının beslenmesine engel olmaktadır. Bunun sonuçlarından biri olarak, artezyen kuyularından alınmakta olan sular, her sene daha derinliklerden çekilebilmektedir. Bu eğilimin sonucunda kuraklığın yeraltı sularına daha fazla zarar vereceğinden ve kuraklığın etkisini daha da artıracağından endişe edilmektedir. Bu itibarla, yapılan çalışmaların, Nehrin doğal taşkın alanları vasıtasıyla ovanın yeraltı su kaynaklarını doyurmasına imkan verecek şekilde yönlendirilmesinin yerinde olacağı düşünülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son derece elim kazadan ders alınarak, yetkililerin havzadaki bu tür kontrolsüz ve plansız münferit olayların önüne geçmesi ve Havzada su yönetiminin daha şeffaf ve çağdaş yöntemlerle yapılmasının gerekli olduğu aşikardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, iki vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan çalışmanın bu şekilde yapılmasının altında yatan sebeplerden birisi olan Büyük Menderes Nehri Islah Çalışmasının muhtemel risklerinin ve çevresel etkilerinin tekrar gözden geçirilmesinde ve bu yapılırken toplumun tüm kesimlerinin görüşlerinin alınması&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RkQtoqI3bbI/AAAAAAAAAD8/l519Ky6b_yc/s1600-h/4h.gif"&gt;&lt;/a&gt;nda yarar görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platformumuz olarak, tüm ilgilileri yukarıda hususlar konusunda tekrar dikkate davet ederken, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet ve ailelerine başsağlığı diliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AYDIN VE BÜYÜK MENDERES PLATFORMU&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-1048787040347612859?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/1048787040347612859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=1048787040347612859&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/1048787040347612859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/1048787040347612859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/05/kamuoyu-aklamas.html' title='Kamuoyu Açıklaması'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RkQtXaI3baI/AAAAAAAAAD0/eMwLnxor1o8/s72-c/2682.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-5986163411972314480</id><published>2007-03-30T15:35:00.000+03:00</published><updated>2007-03-30T15:44:53.531+03:00</updated><title type='text'>Platformumuza yeni katılım</title><content type='html'>Sayın Ali Altınkaya Platformumuza katılmıştır. Aydın Yenipazar’da ikamet eden ve aynı zamanda başarılı yöre çiftçilerimizden olan Sayın Altınkaya Yenipazar Avcılar Atıcılar Spor Kulübü Başkanlığını da yürütmektedir. Kendisine Platformumuza hoşgeldiniz diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ali Altınkaya, DSİ 21.Bölge Müdürlüğü tarafından yapımına devam edilen Büyük Menderes Islah çalışmasının etkileri hakkındaki görüşlerini ilgililere aşağıdaki şekilde ifade etmiştir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;AYDIN VE BÜYÜK MENDERES PLATFORMU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---------------------0----------------------- &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Sayın Altınkaya’nın Büyük Menderes Nehri Taşkın Önleme ve Islah Çalışması Hakkındaki Görüşleri &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rg0FjEfDFdI/AAAAAAAAADs/DlBR3EAwfW4/s1600-h/kazi4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5047696857409721810" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="205" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rg0FjEfDFdI/AAAAAAAAADs/DlBR3EAwfW4/s320/kazi4.jpg" width="253" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;“a- Menderesin kenarlarının bu derece (bir ila iki metre) yükseltilmesi doğru olmamıştır. Bu, bu ovanın oluşum felsefesini tersine çevirmek anlamına gelmektedir. Ovanın alüvyonlarla beslenmesinin önüne geçilmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;b- Bu çalışma, Söke beylerine su yetiştirmek için mi başlatılmıştır, diye sorunca çok kızdılar, ama evet de diyemediler. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Savunmaları şu: Derinleştiriyoruz, genişletiyoruz, çoraklar süzülecek, taşkınlar olmayacak. Zannediyorlar ki Menderes böyle kalacak. Çeşitli tehlikeli virajlara dönemeçlere kaya dolgu yapılmasına rağmen çok değil 3 sene sonra Menderes tabanının yükseleceğini, 1- 2 m. lik setlerin adeta helva kadar Menderes’e dayanamayacağını göreceğiz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pek tabii siz de bilirsiniz ki, suyun derinliği arttıkça hızı artar, taşkın zamanlarında özgül ağırlığı da artınca bu kinetik enerjinin önünde durulamaz bir hal alıyor. Taşma menendinde iken çok ördek avladık. İçin için kükrer Menderes, adeta buradan kaçın der. O eski kışlardan olmadı daha. Eğer baraj da dolar da iki kapak açarlarsa bir hafta arayla 3-4 günlük sürekli yağmur yağarsa seyret sen cümbüşü. Yenipazar sular altında. Neden? Kurutma kanalından tahliye edilemeyecek, onun kapasitesinin çok üzerinde su kurutmaya gelecek diye düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c) Biz Yenipazarlılar olarak bu işten mağduruz. Şöyle ki: Dürbünlerimiz eskiden diyelim ki 1 m.den suyu alırdı, şimdi ise bu setin üzerine traktör çıkmak zorunda, dolayısıyla o kadar çektiği suyu yukarı kaldırmak zorunda. Bu da enerji dolayısıyla mazot yani ek masraf demek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Öğretiyoruz arkadaşlara; “seti demir boruyla geçin, alıcınızı oraya bağlayın” ama bu söylediğimiz de 500 YTL tutar, sistem çalıştırması da artık zorlaşıyor v.b. gibi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu ilave masraflar bize, bol su Söke’ye ... Hayırlısı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;d) Bu çalışma sürecinde ve sonrasında av ve yaban hayatına müdahale edilmiş oldu. Menderes kenarındaki bitki örtüsü adeta kaldırıldı. Halen normal görünüme kavuşamadı. &lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rg0FLkfDFcI/AAAAAAAAADk/YQlDZFc1ZX8/s1600-h/asagidip3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5047696453682795970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="211" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rg0FLkfDFcI/AAAAAAAAADk/YQlDZFc1ZX8/s320/asagidip3.jpg" width="278" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;e) Menderesin kenarındaki bu setlerin üzerinde güvenli bir ulaşım yapılamıyor. Risk dolu bir trafik. Yolda patinaja düşebilirsiniz, plaj kumu gibi olan yerler var. Su zamanı adam dürbününe yanaşmış, hadi geç bakalım, kime laf anlatacaksın. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;f) Halbuki Söke’ye elbette su yetiştireceksin. Ama yolu bu değil. Ne yapıp edip Çine Barajını hazır hale getireceksin. Ek su ihtiyacını buradan karşılayıp , Menderesin eski yatağı hiç kimseye dert olmayacaktı. Fazla su gönderilince Menderes'in kesitine sığmayan su çevreye zarar verdiği için her halde böyle bir çözüm üretildi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;g) Bu çalışmada gözden kaçan iki nokta daha var gibi geliyor. Biri herhangi sebeple olursa olsun bir taşma anında suların nasıl çekileceği kendiliğinden eskiden mümkün oluyordu, şimdi ise bunu mümkün görmüyorum. O suyun içine iş makinanı gönderip çalışamazsın da. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İkinci husus şudur. Eskiden taşkın olduğunda mevcut göllerimiz yeni su ile dolar beslenirdi. Şimdi ise bu mümkün değil. Yer altı beslemesi olan göllerimiz hayatiyetini devam ettirebiliyor, ama yazın tarla sulamasında bunlarda ha kurudu, ha kuruyacak duruma geliyor. Bu göllerin mutlaka Menderes'ten istenildiği anda istenildiği kadar beslenebilir hale getirilmesi gerekir. Doğal hayatın bu göllerde sürebilmesi için gerekli olduğunu düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;h) Bu durumu düzeltmek için mutlaka bir çalışma başlatmalıyız. Bu çalışmada herkesin fikrine açık olarak bir planlama yapılmalı, kurumlar arası işbirliği yapılarak kusursuz bir projeye imza atmalıyız. Türkiye Cumhuriyetine yakışan budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Altınkaya &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-5986163411972314480?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/5986163411972314480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=5986163411972314480&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/5986163411972314480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/5986163411972314480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/03/platformumuza-yeni-katlm.html' title='Platformumuza yeni katılım'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rg0FjEfDFdI/AAAAAAAAADs/DlBR3EAwfW4/s72-c/kazi4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-6791537680570431436</id><published>2007-03-22T14:39:00.000+02:00</published><updated>2007-03-22T15:14:59.336+02:00</updated><title type='text'>Su kadar ömrümüz (mü) olsun..</title><content type='html'>Hepimiz biliriz. Günlük hayatımızda sıkça kullandığımız bir deyimdir. Bir iyi niyet ve dilek ifadesidir. Genellikle büyüklerimize su verdiğimizde onlardan duyduğumuz ya da bizlerin küçüklerimize ifade ettiğimiz bir tek tümce. İşte o tümce. “Su kadar ömrün olsun.”&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RgJ8orm1LkI/AAAAAAAAACw/rMv3MwVmklc/s1600-h/boydrinking.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5044731570950581826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RgJ8orm1LkI/AAAAAAAAACw/rMv3MwVmklc/s320/boydrinking.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bence bu dakikadan sonra bu tümce üzerinde biraz durup düşünmemiz gerekecek. Bu tümceyi kullanırken artık belki de bir iyi niyet ifadesi olarak kullanmamamız gerekecek. Belki abartılı olacak ama bu gidişle bu güzel temenni, bu güzel tümceyi kullandığınızda karşı taraf sizin için hiç de iyi niyetli olmadığınız konusunda düşüncelere sevk edilebilecek. Neden mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte nedenleri; Birleşmiş Milletler Çevre programının 2002 yılında yayınladığı 3. Küresel Çevre raporuna göre başta Afrika ve Asya kıtaları olmak üzere dünyada 1.1 Milyar insan güvenli içme suyu, 2.4 milyar insan ise güvenli arıtma hizmetlerinden yoksun. 2032 yılı itibariyle dünya nüfusunun yarıdan fazlasının ciddi su sıkıntısıyla karşılaşabileceğine dikkat çekiliyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Su sıkıntısını en çok hissedecek ülkelerden birisi TÜRKİYE’dir.Dünyadaki su yoksulluk indeksine göre Türkiye’nin orta sınıfa girdiği görülmektedir.Dünya yıllık yağış ortalaması 1000 mm iken Türkiye’de ortalama yağış 640 mm’dir. Kişi başına düşen tatlı su miktarı açısından dünya ortalamasının 7000 m3 olduğu baz alındığında ülkemiz kişi başına yıllık 2940 m3 tatlı su ile düşük sınıfta yer almaktadır. 2004 yılı DİE verilerine göre ülkemiz nüfusunun %74’üne su şebekesi, %63’üne ise kanalizasyon şebekesiyle hizmet verilebilmektedir. Yaklaşık olarak her 4 insanımızdan 1’i yeterli su ve atık su hizmetlerinden yoksundur. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ülkemiz insanının ancak %34’üne arıtılmış su sunulabilirken, ancak %37’sinin atık suları uygun şekilde arıtılabilmektedir. Diğer bir deyişle her 10 insanın 6’sı sağlıklı içme suyundan ve arıtma hizmetinden mahrumdur. 2004 yılı verilerine göre 58 adet Organize sanayi Bölgemizin sadece 9 tanesi (%15.5) deşarj izni 16 tanesinin (%27-6) ise arıtma tesisi bulunmaktadır. Üretilen atık suyun %75’i arıtılmaktadır. Arıtılmayan bu atık sular nehirlerimizi, göllerimizi, denizlerimizi, toprağımızı velhasıl geleceğimizi karartmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu arada anayasamızın 56/2 maddesini de hatırlatmakta yarar var. “…çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve Vatandaşın ödevidir…” Birleşmiş Milletler Genel kurulu 1992 yılındaki 47. toplantısında Dünyamızın karşı karşıya kaldığı su sorunlarına dikkat çekmek ve bu konudaki çalışmaları tartışmak üzere her yılın 22. Mart gününü Dünya Su Günü ilan etmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ülkemizde de 22 Mart Su günü olması dolayısıyla çeşitli etkinlik ve toplantılar düzenlenir. Sorunlar tartışılır çözüm yolları aranır.Yaşamın vazgeçilmezi ve yerine başka bir şeyin ikame edilemeyeceği, yaşamın su ile başlayıp uygarlıkların su yolları kenarlarında ortaya çıkıp geliştiği hepimizce bilinmektedir. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RgJ-wbm1LoI/AAAAAAAAADQ/5puwOOXHsqc/s1600-h/kuraklik.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5044733903117823618" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RgJ-wbm1LoI/AAAAAAAAADQ/5puwOOXHsqc/s320/kuraklik.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kısacası, su her yerde insanın temel ihtiyaçlarında, tarımda, enerjide, sanayide, turizmde, ulaşımda. Bunca önemli bir maddenin, suyun önemini ve gereğini bu köşede tamamını anlatmak yada paylaşmak doğaldı ki mümkün değil. Yalnız bilmeniz gereken bir gerçek daha var. O da önümüzdeki dönemlerde su ülkeler arası bir savaş nedeni olabilecek. Bunun işaretlerini görebiliyoruz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Su ile ilgili olarak hatırlanacağı gibi bölgemizdeki barajların ve kaynakların uluslararası yönetime (kimse bu uluslararası yönetim) devredilmesi tavsiye olarak 6 Ekim 2004 tarihli AB ilerleme raporuna girmiştir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Avrupa Birliği ilerleme raporuna tavsiye olarak giren bu ifade satır aralarında adeta kaybolup gidiyordu. Ya da kaybolması isteniyordu. Ancak bu satırların kaybolup gitmesine izin vermeyecek ülkemizde duyarlı ve de bilinçli insanlarımız olduğunu da hatırlatmak isterim. Bir gazeteden alıntı yaptığım Sayın Onur ÖYMEN’in şu ifadelerini çok anlamlı ve önemli bulduğum için sizinle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Bir Amerikan strateji ve dış politika dergisinde bir süre önce yayınlanan yazıda Türkiye’deki su kaynaklarının Ortadoğu’daki petrol kaynaklarından daha değerli olduğu söyleniyordu. Bu derginin yazarı bizce bu kaynaklar Türkiye’ye bırakılmalıdır, diyordu. Bütün bunları bir arada okuduğumuz zaman görünen manzara şudur.Türkiye’nin Güneydoğu’daki toprakları, kaynakları, su kaynakları, sulama sistemleri yabancıların iştahını kabartıyor”.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RgJ9trm1LmI/AAAAAAAAADA/XKdcMBox8ks/s1600-h/menderes5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5044732756361555554" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RgJ9trm1LmI/AAAAAAAAADA/XKdcMBox8ks/s320/menderes5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Doğru söze ne denir? Yeri gelmişken gözümüzün önünden akıp giden Büyük Menderes Nehrinin kirliliği ile ilgili olarak demeç verip konuşmanın vakti zamanı geldi geçti. Zaman eylem zamanıdır. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İbrahim Ayvazoğlu&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-6791537680570431436?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/6791537680570431436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=6791537680570431436&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6791537680570431436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6791537680570431436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/03/su-kadar-mrmz-m-olsun.html' title='Su kadar ömrümüz (mü) olsun..'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RgJ8orm1LkI/AAAAAAAAACw/rMv3MwVmklc/s72-c/boydrinking.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-722989693673280540</id><published>2007-03-06T16:05:00.000+02:00</published><updated>2007-03-06T16:12:12.410+02:00</updated><title type='text'>DSİ 21.Bölge Müdürlüğünden yanıt geldi</title><content type='html'>&lt;div&gt;DSİ 21.Bölge Müdürlüğünden alınan, imzasız e-postayı yorumsuz kamuoyunun takdirlerine sunuyoruz.&lt;br /&gt;----------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın AYDIN VE BÜYÜK MENDERES PLATFORMU İlgilileri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Re12o9I4umI/AAAAAAAAACo/Ecbd-tGfysc/s1600-h/indap.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5038814004076132962" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Re12o9I4umI/AAAAAAAAACo/Ecbd-tGfysc/s320/indap.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Öncelikle belirtmek isteriz ki Grontmij Firması'nın, projeyi sözleşme gereği Nehir Havzası Çalışma Grubu ile DSİ dışında kimseye dağıtması söz konusu değildir. Ayrıca Firma, DSİ Genel Müdürlüğü'nün bilgisi dışında kimseye bilgi vermeyecek kadar da deneyimli personele sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Projede, sizin ifadenizle "NEHİRDE YAPILAN KANALLAMANIN EKOLOJİYİ TAMAMEN ETKİLEMİŞ OLDUĞU", Aynı şekilde "Büyük Menderes Nehri'nin asla iyi ekolojik duruma gelmeyeceği" ifadeleri kesinlikle yer almamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla yazdıklarınız hayal ürünü ve gerçek dışıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşkilatımız; yerüstü ve yeraltısularını geliştirerek projeler üretmekte, böylece ülkemize ve halkımıza hizmet arzetmektedir. Menderes Nehri'nin kirlenmesi, ülkemizin katrilyonlarını harcayarak geliştirdiğimiz bütün barajları ve sulamaları olumsuz yönde etkilemekte ve ayrıca önemli doğal kaynaklarımız olan yeraltısuları ile verimli tarım arazilerinin kirlenmesine neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mademki Büyük Menderes'le ilgileniyorsunuz Kurumumuzun çalışmalarının sizi mutlu etmesi gerekir. Rahatsızlığınızın nedenini anlamak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptığımız çalışmaları, kaynağından öğrenerek izlerseniz son derece büyük özverilerle ülkemiz için ne büyük hizmetler ürettiğimizi anlamakta güçlük çekmezsiniz. Ayrıca, Büyük Menderes Nehri Kirliliği ile ilgili çalışmalarınız varsa bu platformlarda Aydın Kamuoyuna açıklarsınız. Bizler bu işi sadece insanlara, çevreye, doğaya ve bu konularda söz sahibi olan kurumlara yardımcı olmak amacıyla fahri olarak bedelsiz çalışıp üretiyoruz. Bize, bu konularda halkı ve kamuyu bilgilendirmek amacıyla valiler tarafından görev verildiği için yapıyoruz. Eğer çalışmalarınız varsa gelin siz bilgilendirin. Varsa diğer kurumlar bilgilendirsin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-722989693673280540?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/722989693673280540/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=722989693673280540&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/722989693673280540'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/722989693673280540'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/03/dsi-21blge-mdrlnden-yant-geldi.html' title='DSİ 21.Bölge Müdürlüğünden yanıt geldi'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Re12o9I4umI/AAAAAAAAACo/Ecbd-tGfysc/s72-c/indap.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-6029522584447022821</id><published>2007-03-02T10:44:00.000+02:00</published><updated>2007-03-02T10:58:57.237+02:00</updated><title type='text'>DSİ 21.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE DİLEKÇE YAZDIK</title><content type='html'>Sayın Halil İbrahim İNDAP&lt;br /&gt;DSİ XXI. Bölge Müdürü,&lt;br /&gt;AYDIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Müdür,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın İlinin ve Büyük Menderes Nehri Havzasının doğal kaynaklarının entegre ve bilimsel yöntemlerle yönetilmesini teşvik ve kamuoyunda bu konudaki bilgi ve görüş alışverişini artırmak amacıyla AYDIN VE BÜYÜK MENDERES PLATFORMU 'nu kurmuş bulunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platformumuz, konu hakkındaki bilgi ve görüş alışverişini sağlamak üzere, ilk olarak bir tartışma forumunu &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="http://buyukmenderes.blogspot.com/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://buyukmenderes.blogspot.com/&lt;/a&gt;adresinde oluşturmuş bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Refm9qbcj6I/AAAAAAAAACQ/5FFNyC663A8/s1600-h/euro_flag.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5037248655273004962" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Refm9qbcj6I/AAAAAAAAACQ/5FFNyC663A8/s320/euro_flag.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İkinci iş olarak, Platformumuz konu hakkında bugüne kadar yapılmış olan en kapsamlı ve en önemli çalışma olan "&lt;strong&gt;Avrupa Su Çerçeve Direktifi'nin Türkiye'de Uygulanması Projesinin&lt;/strong&gt;" el kitabına, uygulamacı şirket olan Grontmij firması vasıtasıyla ulaşmış ve incelemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El kitabında ve ilgili planlarda, Büyük Menderes Havzası su kaynaklarının karşı karşıya olduğu, kirlilik kaynakları dışında bir de "&lt;strong&gt;Büyük Menderes Nehri'nin ağır şekilde değiştirilmiş su kütlesi olduğu&lt;/strong&gt; " ve " &lt;strong&gt;asla iyi ekolojik duruma gelemeyeceği&lt;/strong&gt;" tespit edilmiş ve bu durumun sebeplerinden birisi olarak da "&lt;strong&gt;Nehirde yapılan kanallamanın ekolojiyi tamamen etkilemiş olduğu&lt;/strong&gt; " belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşın, Bölge Müdürlüğünce proje sırasında ve sonrasında da "ıslah çalışması" adı altında Nehrin kanallamasına devam edilmiştir. Bundan sonra da bu uygulamanın sürdürüleceği anlaşılmaktadır. Ayrıca Bölge Müdürlüğünüzün uygulamaları nedeniyle, banaz Çayı, Hamam Çayı, Çürüksu, Dandalaz Çayı ve Akçay'ın da ağır şekilde değiştirilmiş su kütlesi kapsamına girdiği görülmektedir. &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RefnJqbcj7I/AAAAAAAAACY/oDKDJT-bC4M/s1600-h/drenaj.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5037248861431435186" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 202px; CURSOR: hand; HEIGHT: 186px" height="219" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RefnJqbcj7I/AAAAAAAAACY/oDKDJT-bC4M/s320/drenaj.jpg" width="202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 454 bin Euro fon kaynağı harcanarak yapılmış olan Proje'nin bu anlamda amacına ulaşmadığı, hatta projede ulaşılan tespitlerin ve Su Çerçeve Direktifi kurallarının aksine hareket edildiği anlaşılmıştır. Halbuki Proje başlarken Sn Bölge Müdürümüz tarafından basına verilen demeçte "Bu kredinin alınıp projenin gerçekleşmesi halinden Menderes'in suyu tekrar içilir hale gelecek" demiştir. (Yeni Asır Gazetesi 2 Kasım 2004 tarihli nüshası) &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sayın Müdür,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Nehrinin kirlilik açısından kontrolü ve risk yönetimi, mevzuatla Çevre ve Orman Bakanlığı birimlerinin görev ve yetki alanına girmektedir. Bu bakımdan, Büyük Menderes Havzasındaki sorunların tespitinde ve çözüm önerilerinde Bölge Müdürlüğümüzün sürekli "kirliliğe" atıfta bulunmasının yerinde bir yaklaşım olmadığını düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, su yönetimi alanında görevli ve su kaynaklarımızın entegre yönetiminden sorumludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havzamızın bundan sonra nasıl entegre yönetileceği ve kanallama çalışması ile yapılan tahribatın nasıl restore edileceği konusunda Bölge Müdürlüğünüzün görüşlerinin tarafımıza ulaştırılmasını arz ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYDIN VE BÜYÜK MENDERES PLATFORMU&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-6029522584447022821?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/6029522584447022821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=6029522584447022821&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6029522584447022821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/6029522584447022821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/03/dsi-21blge-mdrlne-dileke-yazdik.html' title='DSİ 21.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜNE DİLEKÇE YAZDIK'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Refm9qbcj6I/AAAAAAAAACQ/5FFNyC663A8/s72-c/euro_flag.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-243991292715312843</id><published>2007-03-01T17:24:00.001+02:00</published><updated>2009-07-31T14:13:53.573+03:00</updated><title type='text'>Platformumuz Vizyon ve Misyonunu Açıkladı</title><content type='html'>Değerli kamuoyuna ve hemşerilerimize duyurulur. BÜYÜK MENDERES PLATFORMU kurulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Platformun amacı&lt;/strong&gt;: Platformumuz, öncelikle Büyük Menderes Nehri Havzasının doğal kaynaklarının entegre ve bilimsel yöntemlerle yönetimini sağlamak ve gelecek nesillerin de Havzanın doğal kaynaklarından yararlanabilmesini temin amacıyla kamuoyu oluşturmak ve gerekli politikaların uygulanmasını sağlamak amaçlarını taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Platformun vizyonu&lt;/strong&gt;: Sahip olduğu ekonomik, doğal ve kültürel varlıkları, bilimin ışığında yöneterek sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde kullanan, koruyan ve gelecek nesillere aktaran, yaşam kalitesi yüksek bir havza yaratılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu amaç ve kararlılıkla, öncelikle konu ile ilgili bilgi ve görüş alışverişinin vazgeçilmez önkoşul olduğuna karar veren Platformumuz, &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="http://buyukmenderes.blogspot.com/" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://buyukmenderes.blogspot.com/&lt;/a&gt; adresinde tüm tarafları bilgi ve görüşlerini paylaşmaya ve Platforma destek vermeye davet etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkezi Ankara'da ve Şubesi Aydın, Denizli ve Uşak'ta olmak üzere kurulan Platformumuz, su ve toprak gibi yerel doğal kaynaklarımızın, sadece kısa vadeli günlük çıkarlarımız değil, uzun vadeli çıkarlarımız göz önünde bulundurularak kullanım planının yapılmasını öncelikli şart olarak görmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel sorunlara tüm ilgililerin katılımıyla ve modern bir bakış açısıyla yaklaşmayı esas edinen Platformumuz, çalışmalarında mümkün olduğu ölçüde uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliğini yararlı bir araç olarak görmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumsal yapısı ve çerçevesi ilerleyen süreç içerisinde değerlendirilmek üzere, Platformumuzun kurucu üyeleri aşağıda sunulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BÜYÜK MENDERES PLATFORMU KURUCU ÜYELERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Köşklü&lt;br /&gt;Hasan Kamil Palaz&lt;br /&gt;Hilmi Bolatoğlu&lt;br /&gt;Kadir Ercan&lt;br /&gt;İbrahim Ayvazoğlu&lt;br /&gt;Mustafa Çınar&lt;br /&gt;Mehmet Ekizoğlu&lt;br /&gt;Osman Elgün&lt;br /&gt;Serkan Orcan&lt;br /&gt;Selim Soydemir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Web: &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="http://buyukmenderes.blogspot.com/" target="_blank"&gt;http://buyukmenderes.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;E-posta: &lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" href="mailto:buyukmenderes@gmail.com" target="_blank"&gt;buyukmenderes@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-243991292715312843?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/243991292715312843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=243991292715312843&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/243991292715312843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/243991292715312843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/03/platformumuz-vizyon-ve-misyonunu.html' title='Platformumuz Vizyon ve Misyonunu Açıkladı'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-874025414148185967</id><published>2007-02-23T14:02:00.000+02:00</published><updated>2007-02-23T15:06:50.504+02:00</updated><title type='text'>Büyük Menderes ve Aydın İçin Yeni Açılımlar</title><content type='html'>&lt;strong&gt;ZEYTİN KARASUYU&lt;/strong&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Zeytin ve Zeytinin Faydaları&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya zeytinin ve zeytinyağının faydalarını yeni yeni keşfediyor. Dedelerimiz yüzlerce yıldır sabahları birer fincan zeytinyağı içtiklerinde&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rd7Z-tW_YJI/AAAAAAAAACA/umrO5Hzfc_U/s1600-h/zeytin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5034701104797933714" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="184" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rd7Z-tW_YJI/AAAAAAAAACA/umrO5Hzfc_U/s320/zeytin.jpg" width="189" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;n onlarla dalga geçilirken şimdiler de gazetelerde ve televizyon programlarında sürekli zeytinyağının faydalarından bahsediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağının faydalarını bulabildiğimizce sıralarsak;&lt;br /&gt;Kötü kolestrolü düşürücü özelliği nedeniyle kalp dostudur.&lt;br /&gt;Hazmı en kolay yağ olması ve bağırsaklarda sindirilmesi nedeniyle de midenin asit dengesini bozmamakta dolayısıyla da mide dostu, üstelik kabızlığı da önleyici içeriği sahiptir.&lt;br /&gt;Sahip olduğu vitaminler ve özellikle de E vitamini nedeniyle gelişme çağındaki çocukların kemiklerinin güçlenmesini sağlamaktadır.&lt;br /&gt;İnsanlarımızın uzun ömür beklentilerine son derece uygundur. Anti-oksidan özellikleri nedeniyle de damar sistemimizi güçlendirici ve etkinliğini artırıcı bir fonksiyon taşımaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Aynı özelliği nedeniyle de kansere karşı koruyucu role sahiptir. Tansiyonu düzenlemektedir ve nihayet vitamin deposudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin ve zeytinyağının bu özellikleri gelecekte bu “ölmez ağacı” stratejik bitkilerden birisi haline getirecektir. İşte o nedenle yanan ormanların yerine zeytin ağacı dikilmesi önerisi bence de önemlidir. Ancak her tarafı zeytin ağacıyla doldurursak “toprağın yapısı ve kimyası nasıl etkilenecektir?” gibi soruların bilim adamlarınca cevaplanması gerekmektedir. Aksi halde kaş yapalım derken göz de çıkarabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rd7Yp9W_YII/AAAAAAAAAB4/FAZG0ubadWI/s1600-h/karasu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5034699648804020354" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rd7Yp9W_YII/AAAAAAAAAB4/FAZG0ubadWI/s320/karasu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;Karasu ve Doğadaki Etkisi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat zeytinyağının bu güzel ve insan hayatı için önemli serüveni aynı zamanda kendi içinde ovamızın can damarı Menderes’in hayatını ve Menderes’in çevresindeki bizim hayatımızı derinden etkilemektedir. Zeytinyağı çıkarma sürecinde ortaya çıkan karasu toprağa, derelere sulak alanlara ve nihayet Menderes’e karışmaktadır. Yengbazalı dostumuz sevgili Mehmet Ekizoğlu’nun 01 Şubat 2007 tarihli bir notundan öğrendiğimiz kadarıyla karasu içerdiği tuz, yağ ve toksik maddeler nedeniyle doğaya büyük zararlar vermekteymiş. Bizim gibi zeytinin gerek ekonomik gerekse sosyal hayatta çok önemli yer işgal eden İspanya da yapılan araştırmalarda “10 yıl boyunca karasu dökülen topraklarda, yüzey temizliği yapıldıktan 2 yıl sonra bile toprağın 40cm’lik kısmı hala kullanılamaz halde kalıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda karasuyun etkisinin bertaraf edilmesi için biyomühendislik alanında çalışmalar devam ediyormuş. Umarız bir an önce kullanılabilir sonuçlara ulaşılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karasuyun zararlı etkilerini azaltmak için uygulanabilecek bir başka yöntem ise atık suyun arıtılmasıdır. Ancak bu konu ise oldukça maliyetli bir süreç gibi görünmektedir. Maliyetin önemli bir unsuru değirmenleri dağınık olması, küçük ölçeklerde kurulmuş olmalarıdır. Dolayısıyla da birim işletme başına bağımsız bir arıtma tesisinin kuruluşu ciddi maliyetleri taşıyacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çözüm Yolu Alternatifleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışılması gereken, bizim de burada başlatmak istediğimiz tartışma bir kaç yönlüdür.&lt;br /&gt;Birinci olarak değirmenlerin arıtma tesisi kurması için devletin çeşitli şekillerde mali destek sağlamasıdır ki bu ciddi sorunları içinde taşımaktadır. Her şeyden önce devletin öncelikleri arasında yer alıp almamasına bağlıdır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;İkinci olarak değirmenlerin birleşerek toplu arıtma tesisleri oluşturmalarıdır. Doğal olarak bu yöntem de zeytinyağı işletmelerinin çok sayıda ve dağınık olması atıklarının bir araya getirilerek arıtılması mekanizmasının maliyetlerini artırmaktadır. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü yöntem ise işletmelerin coğrafi veya hukuksal olarak bir araya gelmeleridir. Coğrafik olarak bir araya gelmeleri zeytinyağı organize bölgeleri oluşturulmasını getirirken, hukuksal olarak bir araya gelmeleri ise birleşerek anonim şirketler oluşturmaları böylece hem ölçek ekonomisinden yararlanmaları, hem de arıtma tesislerini daha etkin boyutlarda kurabilmeleridir. Bu yöntem ayrıca bahsi geçen şirketlerin piyasada da daha büyük oyuncu olarak faaliyet gösterebilmeleri imkânını getirecektir. Doğal olarak da dünya çapında bir oyuncu olmaya yönelebileceklerdir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Nihayetinde sonuncu bir yöntem ise üç mekanizmadan bağımsız olarak doğal arıtma yöntemlerinin araştırılması ve uygulanmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğar (Doğal Arıtma Yöntemi)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli resmi ve sivil toplum kuruluşları tarafından çeşitli köylerde uygulanmaya çalışılan yöntemle köylerde (kanalizasyonu tamamlanarak atık suların bir araya getirilebildiği) atık sular önce dinlendirilerek ve ardından da bitkiler yardımıyla tamamıyla doğal süreçlerle arıtılmaktadır. Geleneksel yöntemlerin kırkta birine mal olan bu mekanizmalarla hem çevre hem de atık sular tekrar kazanılmaktadır. Ankara-Haymana-Dikilitaş, Ankara-Güdül-Yeşilöz ve İzmir-Torbalı-Korucuk köylerinde başlatılan pilot uygulamalar karasu açısından da geliştirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tür yapay sulak alan&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www2.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;*&lt;/a&gt; yaratma süreci olan bu mekanizma ile doğadaki arıtma örnek alınmaktadır. Hazırlanan sığ havuzların taban ve duvarları kil ile kaplanıp, suyu seven bitki köklerinin kolay yerleşebileceği filtre malzemeleri ile dolduruluyor. Böylece atık sulardaki organik maddeler, ağır metaller, toksik maddeler ve çeşitli biyolojik maddelerin arıtılmasını sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karasu meselesinde yukarıda ele almaya çalıştığımız çözüm alternatifleriyle beraber Doğar yöntemlerinin tartışılıp geliştirilerek uygulanmasında yarar vardır. Üstelik bu amaca yönelik olarak Avrupa Birliği dâhil Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlardan kaynak ve teknik destek bulunması imkân dâhilindedir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Selim SOYDEMİR&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www2.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;*&lt;/a&gt; Sulak alanlar konusunda Mehmet Ekizoğlu tarafından kaleme alınan ve bu sayfada yayınlanan “Çözüm Sulak Alanlar” yazısına bakılabilir.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-874025414148185967?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/874025414148185967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=874025414148185967&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/874025414148185967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/874025414148185967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/02/buyuk-menderes-ve-aydin-iin-yeni.html' title='Büyük Menderes ve Aydın İçin Yeni Açılımlar'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/Rd7Z-tW_YJI/AAAAAAAAACA/umrO5Hzfc_U/s72-c/zeytin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-8908848082882329769</id><published>2007-02-13T15:07:00.000+02:00</published><updated>2007-02-23T15:03:53.737+02:00</updated><title type='text'>Çözüm:Sulak Alanlar</title><content type='html'>Hindistan'ın Kalhana Bölgesindeki 12nci yüzyıldan kalma Rajatarangini tapınağında çok ilginç bir söz var, devlet ve bürokrat ile ilgili: "&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Yengeç babasını öldürür ve beyaz karınca annesini ısırır ama yeteneksiz Kayastha (yönetici), güçlendiğinde, herşeyi mahveder&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sağlıklı nehirler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Nehri hakkında çok yazdık, çizdik ama yazmaya da devam edeceğiz. Bugüne kadar sorunları anlatırken en büyük talihsizliğin yetki karmaşası olduğunu ve bugüne kadar yapılanların bilinçsizce yapıldığını izah etmeye çalıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok eski bir çevre örgütü olan Izaak Walton League of America, bildirilerinden birisinde der ki: "Sağlıklı nehirlerin kenarlarında bitkiler olur, etrafında menderesler yaparak ilerler ve nehir içi derinlikler, havuzlar ve tepecikler ile kaplıdır. Kenarlar ve nehir içi düzeltilip duvar haline getirildikçe nehirin akış hızı artar, dibinde yavaşlatan ve tutan bir yüzey kalmadığı için felakete hazır hale gelir. Kenarları düzeltilmiş ve ağaçları sökülmüş nehirler erozyona ve sel felaketine yol açarlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Nehri sağlıklı &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_fVtz39ng-6Y/RdGvkrc3yAI/AAAAAAAAAGE/M5M0eU-xg4k/s1600-h/kocarli_menderes.jpg" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;bir nehirdi. Çevresinde ağaçları ile, nehir tabanının çeşitliliği, &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RdG4u6dhXVI/AAAAAAAAABc/yCRr34Gc2AU/s1600-h/kocarli_menderes.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5031005374856125778" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RdG4u6dhXVI/AAAAAAAAABc/yCRr34Gc2AU/s320/kocarli_menderes.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;menderesler yaparak ilerlemesi, adaları, bırakarak ovamıza hediye ettiği küçük gölleri ile çok güzel bir nehirdi. Buna bir örneği nehrin Koçarlı Ovasındaki küçük bir kısmında hala görebiliyoruz. Ekteki uydu fotografı Büyük Menderes'in etrafında yeşerttiği alanı çok iyi gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Neydi ne oldu?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_fVtz39ng-6Y/RdGvx7c3yBI/AAAAAAAAAGM/sJwspV2CeYU/s1600-h/akcay_menderes.jpg" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RdG4jadhXUI/AAAAAAAAABU/JfO5ul3BxS8/s1600-h/akcay_menderes.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5031005177287630146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RdG4jadhXUI/AAAAAAAAABU/JfO5ul3BxS8/s320/akcay_menderes.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdi kenarları mühendislik ile bozuldu. Ağaçlar söküldü ve yakıldı. Nehir dibi kazınarak yüzeyi bozuldu. Kenralarındaki gölcüklerin de ölüm fermanı kesildi. Gerek bağlantı sularının kesilmesiyle, gerekse belediyeler tarafından dökülen çöp ve molozlar ile.. Ekteki ikinci resim ise bu çalışmanın yapıldığı alandan bir kesiti gösteriyor. Çarpıcı olması için Akçay'ın, ağaçları sökülmüş, dibi kazınmış ve kenarları set haline getirilmiş nehre döküldüğü noktasını aldım. Akçay sanki asıl nehir de, Büyük Menderes bir kanalmış gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çözüm&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Halbuki sel felaketinin önüne geçebilecek en büyük ve en masrafsız mekanizma doğal sulak alanlardır. Yarım hektarlık bir sulak alan, 4 milyon litre su tutma kabiliyetine sahiptir (Kaynak:EPA, Amerikan Çevre Koruma İdaresi).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Nehrinin geçtiği yerlerdeki sulak alanlar "bataklıkların kurutulması" kampanyasıyla Cumhuriyetin ilk yıllarında itibaren, en çok da 1950li yıllarda kurutularak bugünkü pamuk tarlaları oluşturulmuştur. Aynı zamanda nehrin kollarının üzerine barajlar da inşa edilmiştir. Tarım için alınan bu önlemler düzenlenirken, nehrin ne yapacağı hiç akla gelmemiştir. Bu doğaldır. O zamanlar bütün dünyanın yapmakta olduğu şey budur. Ancak zaman değişmiştir. Bilim ilerlemiş ve set inşa etme, kapak yapma, kenarına taş koyma gibi tedbirler geride kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık Büyük Menderes Nehrini eski haline getirmeye başlamanın zamanı gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bu neye yarayacak?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi Aydın Ovasına yarayacak. Büyük Menderes taşkınları ile, sulak alanları ile iklimimizi ve toprak yapımızı tarım için desteklemeye devam edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi insanımızın içme suyuna yarayacak. Global ısınmanın, yeraltı ve yerüstü sularının fevkalade önem kazandığı şu günlerde, içme ve kullanma suları atıklardan, tarımsal ilaç artıklarından sulak alanlarca temizlenecek ve salgın hastalıklar ve kanser vakaları azalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncüsü ise yıkıcı sel felaketlerinin önüne geçilmesidir. Seller ve yıkıcı taşkınlar, sulak alanların emici özelliği ile durdurulacaktır. Halen uygulanan eski yöntemlerle Büyük Menderes daha da hızlandırılmakta ve yıkıcılığı artırılırken yararlanılamadan suları, tabir caizse "def edilmektedir".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka yarar&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RdG46adhXWI/AAAAAAAAABk/8GJ9NDrNbXQ/s1600-h/sulakalan_egitim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5031005572424621410" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RdG46adhXWI/AAAAAAAAABk/8GJ9NDrNbXQ/s320/sulakalan_egitim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; da, doğal hayata habitat sağlanması olacaktır ki, kurulacak tesislerle, bu gençler için eğitim alanı, bilimadamları için hazır laboratuvar ve insanımız için gez&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_fVtz39ng-6Y/RdGv8Lc3yCI/AAAAAAAAAGU/3DRAMQDAhYA/s1600-h/sulakalan_egitim.jpg" target="_blank" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;i ve eğlence merkezleri demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az bir fedakarlıkla kurulacak olan sulak alanlar, bir çok zararın önüne geçecek ve beraberinde bir çok faydayı da sağlayacaktır. Bunu gerçekleştirecek bilgi birikimi üniversitelerimizde mevcuttur. Yeter ki bilinç ve irade olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Ekizoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-8908848082882329769?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/8908848082882329769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=8908848082882329769&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/8908848082882329769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/8908848082882329769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/02/zmsulak-alanlar.html' title='Çözüm:Sulak Alanlar'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RdG4u6dhXVI/AAAAAAAAABc/yCRr34Gc2AU/s72-c/kocarli_menderes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-7543951499845491684</id><published>2007-02-02T11:14:00.000+02:00</published><updated>2007-02-23T15:05:12.145+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='conservation'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='development'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aydın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='agriculture'/><title type='text'>Menderes Vadisi ve Aydın İçin Yeni Bir Açılım</title><content type='html'>GENEL OLARAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemizin dış ticaretinde pamuğun, incirin ve üzümün çok önemli yer tuttuğu dönemde Menderes Ovası ekonomik olarak önemli bir yer tutmaktaydı. Ancak zaman içinde sanayi geliştikçe ve sınaî ürünlerin dış ticaretimizde giderek daha önemli yer tutmaya başlamasıyla beraber eski önemini yitirmiş görünmektedir. Aydın ilinin adam başı geliri ise son yıllarda Türkiye ortalamasının altında seyretmektedir. Adam başı gelir açısından önceleri Türkiye ortalamasının üstünde seyrederken 1990ların sonuna doğru ortalamaya inmiş, 20001 yılında da Türkiye’de adam başına gelir 2146 dolar iken Aydın’da söz konusu rakam 2017 dolara inmiştir. &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RcMEQb_rOgI/AAAAAAAAAAk/cPKYP31ob1E/s1600-h/yenipazar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5026866289514854914" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RcMEQb_rOgI/AAAAAAAAAAk/cPKYP31ob1E/s320/yenipazar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanayide üretilen katma değerin tarıma göre çok fazla olması, istihdam kapasitesinin yüksekliği nüfus artışıyla bir araya gelince sanayileşme ön plana çıkmış ve bu da tarım alanlarının korunması neredeyse imkânsızlaşmıştır. Sanayileşme ve bunun yanı sırada nüfus artışı (göç dahil) tarımsal arazilerin kullanımı gündeme getirmiştir. Düz ovanın sağladığı ulaşım ve inşaat maliyetlerinin düşüklüğünün yarattığı rekabet avantajları tarımsal arazilerin daha çok kullanımına yardımcı olmaktadır. Pek çok ülkede ve bölgede yaşanan bu süreç bizde de yaşanmaktadır ve yaşanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan Büyük Menderesin denize kavuşmasının son aşamasında yer almamız ve havzadaki bütün sanayi tesisleri ile yerleşim yerlerinin atıkları için kanalizasyon&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www2.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;*&lt;/a&gt; olarak kullanılması ise onun ve bizim geleceğimizi ciddi olarak sıkıntıya sokmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel ısınma ve su kaynaklarının azalması bu sürece yönelik tartışmalara yeni bir boyutlar kazandırmaktadır. Doğanın korunması tartışmalarının bir başka cephesini oluşturmaktadır. Üstelik su kapasitesi açısından dünya ortalaması altında yer alan ülkemizde sulak alanlarının ve su kaynaklarının korunması giderek daha da önem kazanmaktadır. Gelecek yıllar içinde çıkabilecek kriz senaryolarından en önemlilerinden birisi olarak suların paylaşımı gelmektedir. Bu durumda elimizdeki kaynakların kıymetini bilmekte büyük yarar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu tartışmaların sona ermesi imkânsız görünmektedir. Milyonlarca yılda oluşan ve neredeyse 5000 yıldır insanın oturduğu, yerleşik düzende yaşadığı bu toprakların varlığının korunması ise bir başka sorunu doğurmaktadır. Acaba bu toprakları çocuklarımıza bırakabilecek miyiz yoksa çocuklarımıza bir zamanlar buraları ovaydı, derelerinden ağaçlarından bal akardı mı diyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruna standart bir sanayileşme, şehirleşme ve gelişme perspektifinden baktığımızda başka bir seçenekte görünmemektedir. Bu nedenle yeni bir yaklaşım süreci geliştirilmelidir. Başkalarını, başka şehirleri veya bölgeleri taklit ederek gidilecek mesafe bellidir. Ama yeni bir perspektif belirlenmelidir. Belki bu perspektifin belirlenmesinde özellikle Aydın’ın yerel yöneticilerinin ve üniversitenin önemli bir rolü olacağını düşünüyorum. Tabiî ki Aydın da yetişip dışarıda görev almışların katkısı da yadsınmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR ÖRNEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok değil bundan yaklaşık elli yıl kadar önce dünya çelik endüstrisinin merkezi olan Pittsburgh (ABD) şehrinin merkez nüfusu 1950lerde 700 bine ulaşmış, çevre nüfusu ise bunun çok üstüne çıkmıştır. Bu dönemde “iron city” unvanını alan, ancak çelik endüstrisinin yapısı ve kömür madenlerinin sonucunda şehir hava kirliliği açısından da dünya da ön sıralara yükselmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci dünya savaşından sonra “temiz hava ve şehrin yeniden canlandırılması” projesi kapsamında yeni ama zorlu adımlar atılmış, bir deyişle de “Rönesans”a girişmişlerdir. Bu süreç içinde 1980lerde bir yandan çelik endüstrisini yenileme bir yandan da çelik endüstrisinin sorunlar yaşaması şehrin Rönesanssının hızlanmasını getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek toplumun gerekse şehir yönetiminin ve gerekse üniversitelerin büyük katkısıyla şehrin çeliğe dayalı endüstri yapısı değiştirilmiş, şehir daha teknoloji yoğun daha çevre dostu bir alana yönelmiştir. Bu gelişmelerin sonucunda şehrin nüfusu yarı yarıya azalmış, ama ekonomisi yüksek teknolojili alanlara yönelmiş, sağlık ve hastane, turizm, nükleer mühendislik, biyomedikal endüstri ve eğitim (üniversite) bölge yaşamının temelini oluşturmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlimiz AYDIN bulunduğu bölge olarak (iklimiyle, coğrafyasıyla, tarihiyle) tam bir nimet. Bu nimeti tahrip etmeden klasik yollar dışında yeni süreçler üreterek Aydın’ın gelişmesine katkıda bulunacak yeni alanlar üretilmesine gayret sarf edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRKAÇ ÖNERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın ve Menderes Vadisi binlerce yıldır insana kucak açmıştır. Bu nedenle o insanların hepsinin izini içinde taşımaktadır. Pirene’den Milet’e, Milet’ten Tralles’e, Tralles’ten Orthasia’ya, Orthasia’dan Nyssa’ya, Nyssa’dan Afrodisyas’a ve nihayet Afrodisyas’tan Hierapolis (Pamukkale)’e kadar uzanan başka bir yerleşim yerinin dünyada bulunduğunu sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RcMEr7_rOiI/AAAAAAAAAA0/LS8Rt0wOdLQ/s1600-h/aphrodisias.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5026866761961257506" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RcMEr7_rOiI/AAAAAAAAAA0/LS8Rt0wOdLQ/s320/aphrodisias.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aydın bu hazinenin üstünde oturuyor. Ama maalesef bu konudaki girişimlerde sadece turist getirip gezdirmek üzerine oluşturuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbette turist gezdirmek onları konaklatmak son derece önemlidir. Ama bir başka nokta daha var ki onu genellikle atlıyoruz. Örneğin Adnan Menderes Üniversitesi eminim kendisine bu tür bir hedef seçmiştir. Roma ve Eski Grek tarihi üzerine bir numara olunmalıdır. Dünya’da tarihçiler bu dönemi çalışanlara sormalılardır “Sen Adnan Menderes Üniversitesi’nde bulundun mu?” diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın ve Menderes Vadisi binlerce yıldır insanoğlunun zeytin, incir ve pamuk üretim merkezlerinden birisi olmuştur. Sahip olduğu bu birikim için dünya büyük paralar harcarken biz bu birikime doğuştan sahip olmuşuz. Bu kapsamda yine tarih alanında olduğu gibi pamuk, incir ve zeytin alanında çalışacak olanlara “Sen Adnan Menderes Üniversitesi’nde bulundun mu?” sorusunu sordurabilirsek, gelen turist artık eğitim turisti olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik vadimizin iklimi yine dünyada aranıp ta bulunamayan, insanların yaşamak istedikleri bir yapıdadır. Dolayısıyla sağlık perspektifinden yaklaşan ve bölgemizi hastaneler bölgesi yapabilecek olan girişimler yine vadimizi dünyanın önemli merkezlerinden birisi yapacaktır. Örneğin Kuzey Avrupalılar sağlık anlamında dinlenecek yerler aramaktadırlar. Bunun içinde o ülke yönetimleriyle anlaşmalar yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda dinlenmesinde yarar görülen çalışanlarını bir aylığına iki aylığına tebdil-i hava için ılıman bölgelere göndermektedirler. İşte bu da bizim açımızdan önemli bir alan olabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RcME4b_rOjI/AAAAAAAAAA8/tbkHaumZPJ0/s1600-h/zeytin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5026866976709622322" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RcME4b_rOjI/AAAAAAAAAA8/tbkHaumZPJ0/s320/zeytin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bölgemizin tarımsal yapısı değiştirilmelidir. Hep tartışılan organik tarım yanında tarımsal işletmelerin oluşturulmasının zamanı gelmiştir. Küçük araziler yerine büyük arazilerde katma değeri yüksek ürünlere kayılması gerekecektir. İnsanlar yaşamak için et ve sebze yiyeceklerdir. Bilimsel ve ekonomik olarak yapılacak olan bu üretim bölgenin ekonomik yapısını bir anda değiştirebilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet özellikle denize yakın yerlerimiz tatil cenneti haline gelmiştir. Ama buralarda tarlalar bozularak yapılan yazlıklarımız yılda sadece birkaç ay kullanılabilmektedir. Yazları yine sahiplerince kullanılabilecek şekilde, ama kışları bu konutların bakımı karşılığı oluşturulabilecek bir üniversite yerleşkesine dönüştürülebilir. Sadece eğitim yapılacak binaların yapılmasıyla buralar dünya çapında üniversiteler haline getirilebilir. Aksi takdirde yazın birkaç ay kullanılan bu konutlar ekonomik anlamda etkin olarak kullanılmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON SÖZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıdan ve başlatmak istediğimiz tartışmadan amacımız gelişme ve kalkınmanın mutlaka klasik ve bizden önceki şehirlerin uyguladığı yöntemlerle olmayabileceğidir. Başka yol ve yöntemlerin de olabileceğidir. Tartışma ve görüşmeler bu yolları açığa çıkarabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama İlimizin bazı alanlarda, özellikle sanayileşme alanında geç kalmış olması avantaja dönüştürülebilir ve Büyük Menderes vadisi ve Aydın ilinin Türkiye’nin ve Dünyanın önemli bir kültür, sağlık, eğitim ve katma değeri yüksek tarım üssü olabilir diye düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Selim SOYDEMİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www2.blogger.com/post-create.g?blogID=3361704766223181584#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;*&lt;/a&gt; Bu noktada özellikle Uşak deri tesislerinin Organize Sanayi Bölgesine taşınması ve atıklarının Menderes’e boşaltılmasını engelleyen Uşak Valisi Sayın Kayhan KAVAS’a teşekkür etmek istiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-7543951499845491684?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/7543951499845491684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=7543951499845491684&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/7543951499845491684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/7543951499845491684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/02/menderes-vadisi-ve-aydin-iin-yeni-bir.html' title='Menderes Vadisi ve Aydın İçin Yeni Bir Açılım'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RcMEQb_rOgI/AAAAAAAAAAk/cPKYP31ob1E/s72-c/yenipazar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-448628074986072702</id><published>2007-01-10T17:35:00.000+02:00</published><updated>2007-01-10T17:48:18.324+02:00</updated><title type='text'>YORUM VE TARTIŞMA KURALLARI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RaUKnLcB5TI/AAAAAAAAAAY/emuajlEk3Uw/s1600-h/yorum.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5018429027975816498" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RaUKnLcB5TI/AAAAAAAAAAY/emuajlEk3Uw/s320/yorum.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Değerli ziyaretçiler,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Platformumuzda Büyük Menderes Havzasının sorunlarını, gündemini konuşma ve bilgi alışverişinde bulunma amacını taşıdığımızı daha önce belirtmiştik. Bu bakımdan ziyaretçilerimizin eleştiri, görüş ve katkılarını belirtirken uyacakları bazı ilkeler belirlenmiştir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tartışmaların amaç dışındaki konulara sapmaması, kendisinden beklenen fikri gelişmeyi sağlaması açısından sayfamıza yazı yazacak veya yorum yapacak tüm dostlarımızdan bu ilkelere titizlikle uymalarını rica ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yazı, Görüş ve/veya Yorum İlkeleri&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;- Blog’un amacını Büyük Menderes Havzasının sorunları ve vadinin yaşatılması oluşturmaktadır. Bu amaç dışındaki konular kapsamımız dışındadır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Blog’da ileri sürülen fikirlere taraf olmak kadar karşı olmak da mümkündür. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Tartışmalarda ileri sürülen her fikir kıymetlidir ve değerlendirilmeye layıktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Tartışmalarda küfür, hakaret, aşağılama kesinlikle kabul edilemez. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- Blog’un herhangi bir siyasi kimliği, beklentisi veya düşüncesi yoktur. Dolayısıyla siyaset kapsamımız dışındadır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-448628074986072702?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/448628074986072702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=448628074986072702&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/448628074986072702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/448628074986072702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2007/01/yorum-ve-tartima-kurallari.html' title='YORUM VE TARTIŞMA KURALLARI'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RaUKnLcB5TI/AAAAAAAAAAY/emuajlEk3Uw/s72-c/yorum.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-3059009053456198957</id><published>2006-12-26T12:31:00.000+02:00</published><updated>2007-01-30T09:22:40.108+02:00</updated><title type='text'>ibrahim AYVAZOĞLU</title><content type='html'>hayırlı olması dileklerimle...  Hepimize kolay gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim AYVAZOĞLU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-3059009053456198957?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/3059009053456198957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=3059009053456198957&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/3059009053456198957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/3059009053456198957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2006/12/ibrahim-ayvazolu.html' title='ibrahim AYVAZOĞLU'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-9096444301609145357</id><published>2006-12-25T22:03:00.000+02:00</published><updated>2006-12-25T22:04:13.800+02:00</updated><title type='text'>Hayirli olsun</title><content type='html'>Aydin'imiz icin hayirli olmasini diliyorum.Uzaklarda olsak da gonlumuz hep orda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-9096444301609145357?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/9096444301609145357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=9096444301609145357&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/9096444301609145357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/9096444301609145357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2006/12/hayirli-olsun.html' title='Hayirli olsun'/><author><name>farsak</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12952141991593157683</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3361704766223181584.post-2910811673969966196</id><published>2006-12-25T14:49:00.002+02:00</published><updated>2009-03-06T17:37:15.068+02:00</updated><title type='text'>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU KURULDU!</title><content type='html'>Kamuoyuna duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Büyük Menderes Platformu&lt;/strong&gt; kurulmuştur. Platformun amacı, bugüne kadar çeşitli nedenlerle modern bir bakış açısı ile çözüm önerisi getirilememiş olan Büyük Menderes Havzasının yerel sorunlarına, global ve bilimsel bir bakış açısı ile yaklaşmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platformun üyeleri ve yönetimi çeşitli konularda uzman kişiler olup ileride yapılacak duyuru ve etkinliklerle kamuoyuna tanıtılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili kişi, kurum ve kuruluşların destek, eleştiri ve önerilerini bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük Menderes Platformu Üyeleri&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RY_K4b8RqhI/AAAAAAAAAAM/-ijix00DXj0/s1600-h/menderes5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5012447981208709650" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RY_K4b8RqhI/AAAAAAAAAAM/-ijix00DXj0/s320/menderes5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3361704766223181584-2910811673969966196?l=buyukmenderes.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/feeds/2910811673969966196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3361704766223181584&amp;postID=2910811673969966196&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/2910811673969966196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3361704766223181584/posts/default/2910811673969966196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://buyukmenderes.blogspot.com/2006/12/aydinlilar-platformu-kuruldu.html' title='BÜYÜK MENDERES PLATFORMU KURULDU!'/><author><name>BÜYÜK MENDERES PLATFORMU</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09408640911683913506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_n9UVspo-V-A/RY_K4b8RqhI/AAAAAAAAAAM/-ijix00DXj0/s72-c/menderes5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
